Senin Hiç Duygularım Öldü mü?
"Üzgünüm ömrüm biraz gec kaldım."
"Önemli degil geldin ya ,kâfi."
Yavaşca yürümeye başlarlar , sessiz ve sakin.olacaklardan habersiz.
Onları bir sürpriz bekliyordu.
"Akşam ki mesajıma cevap yazmadın?"
"Yoksa yanlış birşey mi sordum?"
"Ufuk?"
Tam Ufuk birşeyler söyleme gereğinduyacakti ki .Yanindan geçen süslü püslü hatunun parfüm kokusu Ufuktan evvala Çiğdem'i rahatsız etmişti bile...
Çok iyi koku alıyordu ve bir kaç koku türündende oldukca rahatsız oluyordu.
Bir an yalpaladı ve de gözleri karardı. Düşmek ile düşmemek arasında geldi gitti. Korkmuştu, şaşırmış ve affallamışti.
Pazıları sırtında avuçiçi belindeydi sol eli ile sevgilisini tutmuş yere düşmemesi için ani bir refleks ile tutmuştu. fazlada güç harcamamıştı. Zayıfti minyon bir hatundu. Saçları kısa kocaman gözleri vardı. Fakat o kocaman güzel gözlerinden bir tutam ışık bile kalmamıştı.
"İyimisin sen?"
Acıyan gözlerle değildi bakışları suçlayıciydi. Çünkü midesi bulanmış istifra edecek konuma gelmişti. Hatta çok hafif bir öğürtü.
Ve sessizlik.
O koca gözlü güzellik birşey diyemedi.
Sevdiği erkek kuşku ile bakmışti. Bunu fark edecek durumda değildi.
Düşündüğü sorunun cevabıyla, gördüğü manzara birbirini tutmuyordu.
Kendi anlataclarıyla örtüşebilecek bir durum vardı. Yanlış anlamadıysa eğer durum neyden ibaret olabilirdi ki ? Kafası karışmıştı. Zaten uyuyor numarası yapıp son mesaja da cevap vermemişti.
Çığdem çoktan toparlamışti kendisini ve Ufuğa doğru anlamaya çalıştiği bakışlarla karşılaştı. Söylemek istedi zamanın uygun olmadığı belliydi.
Ufuk tekrar "iyimisin sen ömrüm? Dedi ve Çıgdem den bir cevap almayı bekledi.
Çıgdem sessizde yüreği dolu, ağlamaksı ve bir o kadarının aksine güçlü.
Çiğdem 19 yaşinda olmasına rağmen güçlü bir kızdı. Hanimefendiligi ile göz dolduran duruşu,yürüyüşü konuşmasıyla kıskandıran bir yüz sebessümü vardı. Tıpkı annesinin saçları gibi kestirmişti Kuaför Necla ya saçlarını.
Bugün ikisinin de konuşmaya hiç niyeti yoktu. Pekte gecenin sürppriz sorusu da var olan boşluğun içinde kaybolup gidecekti caresizce çırpınarak...


___
Burada hikayemin geri kalan kısmını belki zamanı gelirdi bir Roman da derler isem -nasip olursa kitapta sunmak isterim.
Hikayemi umarım beğenmişsinizdir.
Ve sizi sıkmamiştir.
Daha uzun tutup ne sizi sıkmak nede ekrana bakıpta gözlerinizin rahatsız olmasını isterim.
Okuyan her bir arkadaşıma teşekkür ederim.
Begeni ve begenmedığinizin bilgisini de düşüncelerinizi de öğrenmek isterim...
Saygı ve sevgilerimle...

cüneyt barlas, bir alıntı ekledi.
18 Şub 23:33

Amaç, bölünme demektir; araçla amaç arasında bölünme. Bu yeşil ağaçların amacı nedir? Şarkı söyleyen bu kuşların? Gün doğumunun amacı nedir, ya da yıldızlı gecenin? Nedir amaç? Hepsinin bir amacı olsaydı, çok çirkin bir varoluşunuz olurdu.
Ve soru sürüp gidecektir. “Amaç A’dır” dersen o zaman “A’nın amacı nedir?” sorusu ortaya çıkacak ve bunun sonu gelmeyecektir.
Hiçbir amaç filan yoktur. Bu yüzden hayat bu kadar güzeldir.

Sır, OshoSır, Osho
sinan kaan, bir alıntı ekledi.
20 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

"Tanrı peki? Bu soyguna neden göz yumuyor? Bize neden yardım etmiyor? Onun adil ve her şeye kadir olduğunu sen söylemedin mi? Neden doğruların değil de, haydutların yanında yer alıyor?"
Hepsi irkildi. Şimdi hepsinin ayakları da, bedenlerindeki kalpleri de durmuştu. Çocuğun zapt edemediği sorusu gecenin boşluğuna, sanki bu küçük çocuk Tanrı'ya savaş ilan edercesine kesin bir fanfar sesi gibi yayılmıştı.

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 34 - Kültür yayınları)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 34 - Kültür yayınları)

Gecenin sorusu;

Bir zamanlar yediğin içtiğin ayrı gitmediği insan, bugün ne yapıyor?