• KİTAP TAVSİYEM
    Bu dünyayı değiştirecek,zalimin düzenini yıkacak,adaleti tesis edecek,insanlığa anlam katacak olanlar :
    Yazarlar,ressamlar,şairler kısaca; fikir sanatkarlarıdır...
    Okuyan ve farkında olan insanlar her dönemde başkaldıran,çarklara çomak sokan,yanlışları söylemek cesaretini gösteren insanlar olarak sevilmedi,sevilmiyor ve muhtemelen de sevilmeyecek...
    Tatlı dillerin ardında ne küfürlerin saklandığını,ne hesapların yapıldığını kimse bilmez;çünkü bu dil maskesidir...
    Kaldır perdeni,çıkar maskeni,bak aynaya,söyle kimsin sen insan?
    Çocukları aç unutan,içinde bölünüp dışında birleşen,barıştan ayrılıp kavgayla bütünleşen,koyu karanlıkta ışıktan noksan,söyle kimsin sen insan?Cesaret maskesiyle korkarak yaşayan,sorsan her şeyi kendince açıklayan dön bak aynaya,yalan gerçeğe,gerçek yalana dönüşmüş ,ruhundan şeytana bir parça düşmüş...
    Başını nereye çevirsen masumiyet maskesi altından çıkan bir canavar.Kimi kürsüde,kimi sokakta,kimi o yüksek m akamında ,kimi adalet dağıtıldığı söylenen yerlerde kimi en yakınımızda...
    Maskeler engellenemez,maskeler ancak yok edilebilir.Maskeleri yok etmenin yöntemi ise,maske kullanmayı gerektirmeyecek bir ahlâk düzeyine ve yaşam düzlemine ulaşmaktır...
    Duyduğunu susmak,ömrünü özürlü yaşamaktır...
    Gerçekler,düş ve hayalden daha güçlüdür...
    Bir çakı alıp,tüm çınarlara isminin baş harfini kazımak geçer içimden,yanına kendi baş harfimi eklemek için.Baş harflerimizi yüzyıllara kazıyasım var.Ve çocuk ruhumu sana armağan edesim...
    Biz mi yaşama heyecanını kaybettik,yoksa heyecan mı bizi terk etti?Veya şimdi insanlar sahip olduklarını kaybetme kaygısını taşıyarak o heyecanı mı unuttular?Oysa biz eskiden,nasıl da heyecanlıydık...
    Kadına şiddeti kınayan bir iki yüzlünün;kızına,karısına ve yakınındaki kadınlara baskı ve şiddet kullanlmaktan çekinmediğine şahit oldukça,midem gerçek anlamda bulanıyor...
    Kadın dişi olarak değil de kişi olarak görülmediği sürece insanoğlu kemale eremeyecektir...
    Mutluluğa giden yol,dengeleri sağlamak ve
    Yetinmeyi bilmekten geçer...
    Bugün insan,ihtiyaçlar ve imkânlar arasında bir yerde sıkışmıştır...
    Düşlerdir aslında insanı var eden saklı gerçeklik.Olmak istediğimiz,yaşamak istediğimiz ama yaşayamadığımız, o kördüğüm duygular...
    İnsan düşünceden ibarettir aslında.Seni var eden de yok eden de mutlu kılan da mutsuz kılan da neticede düşüncelerindir...
    Sorunsuz insan ya ölmüştür ya da ölü bir ruha dönüşmüştür...
    Bu gezegen,açık deliler hapishanesinden başka bir şey değil...
    Sevgisiz insandan,en başta sevgi olmak üzere,hiçbir şey beklenmez...
    Duyguları konuşarak ve yazarak ifade etmek,bizi sağlıklı ve başarılı bir birey olmaya aday yapar...
    Kazanarak yeniden alabileceğimiz şeyler için ağlamamalıyız...
    İnsan zekâsı insanın bir şansı mıydı yoksa şanssızlığı mı?
    Herşeyin temelinde sen varsın.Sen varsan dünya var,sen yoksan dünya da yok...
    Çok az sayıda insan her şeye rağmen kendi olabiliyor...
    Çocukluk,dünyanın sihirli bir masal olduğunu düşündüğümüz büyülü bir çağdır...
    İnsan kendi maskesine önce kendi inanır...
    Hayat biter,öğrenme bitmez...
    Bu hayat yalnızların hayatı değildir.Bu hayat sevdiği ve sevdikleriyle yaşayanların hayatıdır...
    Pişmanlıklardan uzaklaşmak için,acelesi olan bir hamal gibi,kaybedişlerimi sırtlanmış bilinmez bir geleceğe hızla koşuyorum...
    Korku karanlıktır cesaret aydınlık...
    Sevmekten korkuyoruz çünkü işin temelinde kaybetmek korkusu var...
    Kısadır hayat,sayılıdır nefes.Kargaşaya ,kaosa,mecburiyetlere,mahkumiyetlere verilmeyecek,kimseye teslim edilmeyecek kadar onurludur,değerlidir...
    KİTAP HAKKINDA
    Kitap muhteşem bir insan analiz kitabı.Yaşadığı insanları en ince ayrıntısına kadar gözlemleyip "insan zarrafı" oldum diyebilecek kapasiteye sahip olan yazarımız, 70 ayrı başlık altında insan'ı konu almış.
    Masumiyet maskesi
    Dil maskesi
    Giz maskesi diye insanların taktıkları maskeler ile, aslında sadece kendilerini kandırdığını ve bu maskelerin diğer insanlar tarafından mutlaka fark edildiğini vurgulayarak karşılıyor bizi.Zaten yazım dili o kadar sade ve samimi ki,bir dost ile sohbet eder gibi hissediyor,verilen örneklere kendinizden de ekliyorsunuz.
    Kitap okumayı çok seven ve kitapların toplanıp yakıldığı dönemlere de tanıklık edip,ayrıldığı kitaplarının yasını hala tutan yazarımız,
    "_başka insanların beyninin içini ,bize anlatan yazarlar sayesinde öğrendim " cümlesiyle kitaplara olan sevdasını da vurgulamış oluyor.O kadar çok altı çizili sözcük var ki kitabımda,ancak yukarıda okuduklarınızı yazabildim.Fazlasını yazıp kitaba olan merakınızı yok etmek istemedim.
    Tek Kullanımlık
    Biri
    Seni kitaplara yazdım
    Bilmeden bilenler
    Demlenmek
    Biz,Cesaret,Emek
    Hayat yolcusu
    Başlıkları altında yazılanlar,en beğendiklerim ve hayranlıkla birkaç kez okuduklarım...
    Siz hiçbir mutluluğun elinizden kayıp gittiğine şahit olup da,çaresizce seyretmek ne demek bilir misiniz?
    Ya çaresizlik nedir,bilir misiniz?
    Peki siz çaresizliğin nasıl bir yalnızlık çeşidi olduğunu bilir misiniz?
    Peki ya siz anlatmak istediğinizi dahi anlatma fırsatı verilmeden terk edildiniz mi?Ve böyle terk edilmenin bin ölümden daha zor olduğunu bilir misiniz?Gidip bir boşluğa haykırarak söylemek istedikletinizi bağırdınız mı?
    Eğer öyleyse aşk nedir,nereden bileceksiniz.Yalnızlık nedir nereden bileceksiniz.Acı nedir,acı olgunluğu nedir nereden bileceksiniz.Ve eğer öyleyse ilişkinin,aşkın ve insanın kıymetini nereden bileceksiniz.Ancak bildiğinizi sanırsınız.Demlenmek için sanmak değil,hissederek yaşamak gerekir....
    İşte size kitaptan bir can alıcı alıntı daha...
    Elinize altı çizilecek kıymetli cümleler için bir kalem alarak geç kalmadan mutlaka kitabı okuyun derim.
    Kesinlikle pişman olmayacaksınız


    Tavsiye ederim

    Sevgiler
    ZeHra Gaylan
  • 360 syf.
    ·9 günde·Beğendi·8/10
    Öncelikle ; çevirisi son derece akıcı , sayfalar su gibi resmen akıyor , kelime hatasına bile rastlamadım desem yeridir .Yazı puntosu, tam istediğim gibi idi .Ve aralarda nefes alabilmek yada dinlenebilmek için sembolik işaretlerin olması ,benim çok hoşuma gitti .Okurken zorlanmadan rahatça okuyabilmemi sağladı.
    Kitapta ; Julia adlı bir kızın- bu kız balerin- bir gün bir kaza geçirmesi sonucu yaşadığı beyin travmasıyla hafızası sekteye uğrar .Bu kızın yakın bir arkadaşı vardır adı Marissa’dır.İkisi uzun yıllardan beri (liseden beri ) vazgeçilmez ikilidir, arkadaştır ,dosttur .Fakat bu kaza ile birlikte , yepyeni olaylar zinciri onları bekliyor olacaktır . Geçmişle yüzleşme ,geleceğe umutla bakma , arkadaşlık –dostluk ilişkileri ,ailevi bağlar, o kadar güzel anlatılmış ki arada hiçbir kopukluk olmadan . Bir sonra ki sayfada acaba neler olacak merakıyla okudum .

    Kısacası ; bir dostluk ilişkisi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi, çok etkilendim.Bu kitaba bir puan verecek olsam kesinlikle bu , yüz üzerinden bin beş yüz olurdu .Kesinlikle tavsiye ederim.
  • Gözkapaklarım çöküyor geçmişe,
    Direniyorum koşmak için geleceğe..
    Bir el lazım şimdi bana,
    Ya da bir nefes,
    Belki de düet için bir ses...
    Kim bilir duyamadan gelecek son nefes...
  • Beni hiçbir insanın kulağı duymasa da ben gönülleri sızlatırım. Şekil değiştirerek, insanları çok kötü zorlarım. İnsanlar tarafından hiç aranmadığı halde çok sık rastlanan, lanetlendiği kadar da okşanan ve korkunç bir yoldaşım ben! Siz hala üzüntüyü tanımıyor musunuz?
    Ben bir insanı bir defa elime geçirdim mi, artık o, dünyada hiçbir şeyden hayır göremez. Her tarafını sonsuz bir karanlık kaplar, sanki onun için güneş doğmaz olur. Böyle bir insanın kalbinde daima karanlıklar hüküm sürer. Hiçbir nimetten gerektiği gibi faydalanmasını bilemez, mutluluk ve bedbahtlık, onun için sadece bir vehimden ibaret kalır. Bolluk içinde iken bile aç kalır. Sevinç olsun, üzüntü olsun, her şeyi başka bir güne bırakır. Her geleceğe bağlanır ama hiçbir zaman bir işi bitiremez.
    Acaba gitsin mi, gelsin mi? Buna bile o kadar kolay karar veremez. Dümdüz bir yolun ortasında bile korkarak ve sendeleyerek yürür. Gittikçe daha çok dalgın bir hal alır. Her şeyi daha çarpık görür. Kendisinin rahat ve huzurunu kaçırdığı gibi başkalarının da rahat ve huzurunu kaçırır. Nefes alabildiği halde tıkanır, nefesi kesilmese bile sanki cansız gibidir. Tevekkül etmeyi bilmez. Böylece sıkıntılı bir hayat, acıklı bir uyuşukluk, bazen kurtuluş, bazen de eziliş, yarı uyku ve iyi dinlenememek onun adeta kaderi haline gelir ve cehenneme hazırlar.