• Sordu :
    dağ nicesin
    günde mi gecede misin
    geçmişte şimdide
    yoksa gelecek bir düşte misin
  • Sevgili Dost,
    Öldükten sonra hatırlayacak mısın beni?
    Bir yıl sonra aklına gelecek miyim?
    Ya beş yıl sonra?
  • Geri gelecek misin
    Günahın neyse onu bilelim
  • Bir ayak sesi duymayayım
    kapıya koşuyorum
    gelen sen misin diye
    bir sarı saç görmeyeyim
    yüreğim burkuluyor
    ağlamaklı oluyorum
    her şey bana seni hatırlatıyor
    gökyüzüne baksam
    gözlerinin binlercesini görürüm
    bir rüzgar değse yüzüme
    ellerini düşünmeden edemem
    yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
    tadı senden gelir
    yediğim yemişlerin
    içtiğim içkilerin
    ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
    bu emsalsiz hüzün
    seni beklediğim içindir

    resmine bakamaz oldum
    uykulardan korkuyorum artık
    utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
    şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
    şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni
    şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

    ve şu saat geldiğin anda
    durabilir sevincinden
    zaman çıldırabilir
    çünkü benim dünyamda
    ölümsüzlük, seni sevmek demektir.

    bir çocuk doğmayı bekler
    bir ağır hasta ölmeyi
    bitkiler yağmur ve güneşi bekler
    yalnız bir kadın sevilmeyi
    ve düşün ki bir adam
    içinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
    seni bekler
    asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

    sen gelinceye kadar
    pencerem kapalı duracak
    rüzgar gelmesin diye
    artık perdeleri açmayacağım
    gün ışığı girmesin diye
    sonra kahrolacağım
    bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
    ve günlerce gecelerce haykıracağım
    nerdesin diye, nerdesin?

    bir gün bu kapıdan sen gireceksin
    biliyorum
    ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
    yıllarca sonra
    öldüğüm gün bile gelsen
    bütün bu bekleyişimi ve öldüğümü unutup
    çocuklar gibi sevineceğim
    kalkıp sarılacağım ellerine
    uzun uzun ağlıyacağım.

    https://youtu.be/hS5MRM2iJLg
  • Sevdiklerinizi, Onları Öldürecek Kadar Çok Seviyor musunuz?

    Anahtar Kelimeler: Meral Tüzün, Berivan Tüzün, Sevginin Son Kanıtı, Anı, Haneke, Amour,Ötanazi, Palyatif Bakım, Bogaert Sendromu, 80 Darbesi.

    İnceleme yapmaya başlamadan önce, bu incelemenin bir roman, öykü veya anti-masal gibi kurmaca bir metin hakkında değil, çoğunlukla Fransa’da, kısmen de başka başka ülkelerde yaşanmış gerçek bir yaşam öyküsünü barındıran bir anı, kısmen biyografi, kısmen de otobiyografi kitabı hakkında yapıldığını belirtmek gerekir. Kitabın anlattıkları sanat kavramının çok üzerinde olduğu için yapı, dil vs gibi unsurlara da değinmeyeceğim. Görece olarak da spoiler içerebilir.

    2012 yılında Haneke’nin Oscar’lı filmi Amour, izleyenlerine şu soruyu soruyor: Sevginiz için sevdiğiniz kişiyi öldürmeyi kabul edebilir misiniz? Filmde çağımızın illeti Alzheimer hastalığından muzdarip yaşlı bir kadının daha fazla acı çekmemesi için yine yaşlı kocası tarafından boğularak öldürülmesi anlatılıyor özet olarak. Yaşlı adamın yaptığı bu fedakârlık ilkel bir ötanaziydi.

    Ötanazi, gelişmiş Avrupa toplumlarında dahi, yasal olmasına karşın hâlâ etik, mesleki ve dini açılardan tartışılan bir konu. Bu tartışmayı yapanlarsa sağlıklı insanlar. Bu tartışmaların hepsi de bencil ve merhametsiz. Kendi inançlarımızdan korktuğumuz için. Sevdiğimiz kişinin ölümüne tanık olmak istememenin bencilliği. Bedenine hapsolmuş sevdiğimizle empati kuramamak. Dört ayaklı dostlarımıza tanıdığımız “gitme özgürlüğü”nü sevdiklerimize tanıyamamak.

    Meral Tüzün, Sevginin Son Kanıtı’nda ötanazi tartışmalarının ne kadar yüzeysel ve kayıtsızca yapıldığını gösteriyor. Meral Tüzün, her zerrede umut kırıntısı arayan bir anne. Başkalarının dünyası son hız dönmeye devam ederken kendi dünyası tersine dönen bir anne. Başkalarının zamanı akmaya devam ederken kendi zamanının ilerleyen her bir saniyesi kızına acı veren bir anne. Onun deyimiyle “Bütün zamanımı ve enerjimi kızıma adadığım, onu sarıp sarmalamaktan mutlu olduğum bir hayat. Bir hayat ki, onun her anında acı çektiğini gördüğüm, acılı bir hayat.” (104)


    Kim, kime karşı yaparsa yapsın her darbe mutlaka küçük insanları devirir. Başka bir deyişle filler dövüşürken ezilen çimler oluruz. Berivan Tüzün, dünyalar güzeli Berivan Tüzün, henüz iki yaşındayken 80 darbesini yaşamış ve annesi Meral, Babası Erim ile Fransa’ya iltica etmek zorunda kalmış bir küçük kız. Yüksek eğitimli annesi ve babası Fransa’da sıfırdan bir hayat kurmaya çalışırken Berivan da okuldaki başarıları, öğrenmeye olan merakı ve neşesiyle ailesinin biriciği. Ancak güzel giden her şey gibi bu da bir noktada geri dönülemeyecek bir kesintiye uğruyor. Berivan sağlığını kaybediyor. Uzun araştırmaların ardından nihayet Berivan’ın hastalığına bir teşhis konabiliyor: Bogaert Sendromu. Tedavisi mümkün olmayan ender bir hastalık. Kızamık virüsünün beyne sıçramasıyla beynin büyük bölümünün işlevini kaybetmesi. Ancak sapasağlam bir beden ve bir kalp.


    Mücadelenin sonu malum. Mücadele, kaybetmek için verilen bir mücadele. Kızlarının iyileşmesi için akla gelecek-gelmeyecek her yolu deneyen aile uzun ve yıkıcı sürecin ardından yine uzun uğraşlar sonucunda palyatif bakım denen bir çeşit ötanazi kararı alıyor. Bütün yaşamını bedenine ve yatağına hapsolarak geçiren Berivan için annesi başka bir karar daha alıyor. Cenazesini yakıp, küllerini kızının çok sevdiği Ege Denizi’ne beyaz çiçeklerle birlikte savurmak.


    “Deniz ne kadar da sakindi! Bütün yıllar boyunca sabırla sanki bu anı beklemişti. Sonsuz ve pırıltılı bu yüzey, ağır ağır açık denizlere giden beyaz çiçeklerle kaplıydı.” (158)

    “yakamoz olmak nedir bilir misin sen anne…
    Dalgalardan bakmak,” (163)

    Ve Meral Anne, “Şimdi tüm dalgalar seni alkışlıyor…” (164)

    http://i.hizliresim.com/X6X8j5.jpg
    http://i.hizliresim.com/zMBODR.jpg
    http://i.hizliresim.com/VDM87B.jpg

    Ailenin yaşadığı zorlukları okuduğunuzda insanın ne kadar da alçak bir varlık olduğu yeniden suratınıza vurulacak. Çıkarcı doktorlar, para peşindeki medikaller, kobay arayan profesörler, kayıtsız ve bencil yakınlar… Ancak bütün bu insanların zıtları da var ailenin yanında, onların mücadelesine ortak olmaya çalışan.

    Unutmadan, kitabın bütün gelirlerinin Afrika’da içme suyu sağlama projesine bağışlandığını belirtmeliyim. Bu kitabı alıp okursanız, çok şey anlamanız dışında Afrikalı Berivanlara da bir bardak su uzatmış olursunuz.
  • Yazar: Hatciş
    Hikaye Adı : Yok
    Link: #31676067
    Müzik Parçası : Yılmaz Peşrev

    Yeni Türkü-Yılmaz Peşrev
    https://youtu.be/gcHZa8zMOhA
    "Uff, kapıyı kilitlemeyi unuttum. Ah sen, aklımı alıyorsun başımdan!.."

    Bir yandan söylene söylene, bir yandan yüreği ağzında koşarak indi merdivenlerden... Ona bir sürprizi olduğu için, ondan on on beş dakika önce buluşacakları parkta olması gerekiyor.

    "Taksii..."
    -Hoşgeldiniz, neresi?
    "Sahildeki park..."

    Yağmur bastırmazsa iyi, şemsiye almayı unuttu yanına, -şimdiden düşüyor bak arabanın camlarına- ben de her şeyi söyleyemem ya kendine, kendi düşünsün, diyeceğim de ondan başka düşündüğü mü var, laf bendeki de!..

    "Teşekkür ederim, buyurun.."
    -Allah bereket versin abla.

    Bugün de maşallah ağzı kulaklarında, taksici bile şaşırdı baksana bu hal-i tavrına. Eh olsun o kadar kaç yıldır ilk kez böyle mutlu, böyle kendinde... Yıllardır o pencereden ayrıldığı mı vardı. Gece gündüz gözlerini ayırmadan baktığı yeter biraz da gezsin dolaşsın...
    Sahi kaç yıl, geçti aradan? Kendinden gittiği günden beri bir gülücük yeşermedi yanağından. Gittiği diyorum da hiç bir zaman inandıramadım onun gittiğine, tek gün ayrılmadı o pencereden;

    "Gitmedi, gelecek birazdan..."

    Kaşla göz arası bak şunun yaptığına sen, parktaki çocuklara balon veriyor, onlarda nasıl mutlu... Birazdan hepsi kocaman şişmiş olacak, acele etmesi gerek vakti az. Ah, bak iki çocuk daha koşarak geliyor yanına, onlara da ver iki balon...
    Yok yok bu çocuklar gibi olmak var hayatta, yağmur yağacak diyorum, korkusuzca kahkaha atıyorlar, tüm benlikleriyle birlikteler...

    "En büyük balon seninki olsun, hadi biraz daha şişir onu."

    PATT...

    "Hahaha patladı..."
    - Hahaha yenisini verir misin abla?..
    "Al bakalım bak bu daha güzel..."

    ...

    Bak geliyor işte, yağmurla birlikte hem de ama neyse ki şemsiyesi var onun. Yüzlerinden okunuyor ikisinin de mutluluğu. Şundaki hınzırlığa bak yerinde duramıyor kendine yaklaştıkça o.
    Ahh gençlik..
    Çocuklar da koşuşmaya başladılar. Islanacaklar, anneleri bi güzel azarlayacak onları zorla banyoya girdirecek.

    "Çocuklarrr çokk teşekkür ederimmm"

    Duyanlar arkasını dönüp el sallıyor... Sonra ha gayret koşmaya devam...

    İnsan özlüyor şu koşan çocukları gördükçe, çocukluğunu, şu aşıkları gördükçe gençliğini...
    Özlenmeyecek gibi de değil hani.
    Bak oğlan da bizimkine sürpriz yapmış, elinde bir koca demet kırmızı gül... Unutmamış, o da az hınzır değil, çok sever gülleri bizimki. Eskiden de, hani gitmeden önce canım, her gün bir tane getirir, koyardı kapının önüne. Bu demette gittiği günler için zahir!..

    "Seni çok özledim, herkes senin gittiğini bir daha geri dönmeyeceğini söyledi ama ben hiç inanmadım onlara biliyordum geri döneceğini... Çok seviyorum seni...
    Bak bulutlar sevinç gözyaşlarını gelişin şerefine döküyor. Açma sakın şemsiyeni, sırılsıklam olmak istiyorum seninle. Saatlerce kollarım boynunda kalsın, kalbinin sesini dinlemek istiyorum... Dizine yatırır mısın beni, saçlarıma papatya taktığın günler hatrıma geldi de yine takar mısın? Gelincikler toplayıp tırnaklarıma yapıştırırdın oje olsun diye, o günden sonra hiçbir şey sürmedim tırnaklarıma bak. Yine yapar mısın? Şu parkı boydan boya koşmaya var mısın?"

    - ...

    Şarkı bitti!..
  • İnsan, "Ek veri topla" dedi.

    Kozmik AC, "TOPLAYACAĞIM. YÜZLERCE MİLYAR YILDIR TOPLUYORUM. BENDEN ÖNCEKİLERE BU SORU ÇOK KERELER SORULDU. TÜM VERİLER YETERSİZ KALIYOR."

    İnsan sordu, "Verilerin yeterli olacağı bir zaman gelecek mi, yoksa sorun olası tüm koşullarda çözümsüz mü?"

    Kozmik AC Yanıt verdi; "OLASI TÜM KOŞULLARDA ÇÖZÜMSÜZ OLAN SORU YOKTUR."

    İnsan, "Soruyu yanıtlamak için yeterli verileri ne zaman elde edeceksin?" dedi.

    Kozmik AC yanıtladı, "ANLAMLI BİR YANIT İÇİN HENÜZ YETERLİ VERİ MEVCUT DEĞİL."

    İnsan, "Üzerinde çalışmayı sürdürmeye devam edecek misin?" diye sordu.

    Kozmik AC yanıt verdi, "EDECEĞİM."

    İnsan, "Bekliyoruz" dedi.