• Cumhuriyeti yaşatmaya dair hazinedir Nutuk.
    Adı silinmeyecek gururlu bir devrimin başlangıcıdır Atatürk.

    İçimde gururla yaşattığım Mustafa Kemal, öyle bir Nutuk çekmiş ki bizlere, durağan denizin dalgalarını coşturur, dibe vurmuş bezginliğin içinden yeniden yeşertir yapraklarımızı. Aydınlık var kelimelerinde.

    İlimdir Mustafa Kemal, medeniyettir, kıskançlıktır, vatandır, çıkarsızlıktır, Türkiye dir, Cumhuriyettir.

    Bir bebek doğduğunda, anne ve baba üstüne titrer, çocuğuna çıkarsızca bağlılık gösterir, her daim yükselsin iyi olsun ister. İşte Cumhuriyet de bir evlat olmuş, doğmuş. Ben olmasam da nesilden nesile büyütün geliştirin onu demiş Atatürk.
    ‘’ Hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletindir dedikten sonra, kime sorarsanız sorunuz, bu Cumhuriyet’tir. Doğan çocuğun adıdır. Ama bu ad, bazılarına hoş gelmezmiş, varsın gelmesin.”

    Yıllar önce okumuştum ama ağır gelmişti, anlayamamıştım ve bu sefer kıymetini bilerek okumak istedim. Karşıma oturdu Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk başladı konuşmaya, anlatmaya.
    Beni eleştirdi, bizi eleştirdi en önemlisi kendini de eleştirdi. Her konuşmasının başında Türkiye Cumhuriyetinin Milleti dedi, Efendiler dedi, Aziz millet dedi. Sahipmiş gibi davranmadı, sahip olmadı. Yol gösteren oldu, Uygarlığa açılan kapıyı aralayan oldu ve bu milleti de maşa gibi kullanmadı. Ego yok bencillik yok öğretmek anlatmak geliştirmek var. En önemlisi alçak gönüllük var hırs yok vatan millet var.
    Günümüzde Atatürk denildiğinde, toplumun bir araya gelerek birlik olması gerekirken, birden parçalara ayrıldığını görüyoruz
    A) Adını kullanarak iyi ya da kötü şov yapanlar,
    B) Adını silmeye çalışanlar
    C) Rahatsızlık duyanlar
    D) Gerçekten gönül verip yaşatmaya çalışanlar
    E) Olumlu ya da olumsuz rant sağlamak için eleştirenler
    F) Saygı ve sevgi duyanlar

    Şeklinde sayfalarca sıralayabiliriz.
    Putlaştırarak taparcasına, sadece konuşmuş olmak için iki güzel sözünü paylaştıktan sonra, söylediklerini uygulayarak gelişim göstermek yerine, adını söylesem yeter diyenlerden tutun, dinsizin teki alkolik diyenlere kadar, abartılmış şekilde birbirine zıt gruplaşmalarla doluyuz.
    Kitabı okusanız aslında göreceksiniz. Adamın ne yüceltilmeye ne de yerilmeye ihtiyacı var. Aşılamaya çalıştığı tek şey vatan, medeniyet, bilim, uygar olmak, okutmak. Ne dini asimile etme çabası var, ne de kendini putlaştırma. Ki amacının şan, şöhret, rütbe olmayıp vatan olduğunu gösteren bir yazısı da şudur benim için “Artık ordumuzun maddî ve manevî gücü, olağanüstü hiçbir tedbire ihtiyaç duyurmaksızın, millî gayeyi tam bir güvenle gerçekleştirecek düzeye ulaşmıştır. Bu bakımdan, olağanüstü yetkilerin devam ettirilmesine gerek ve ihtiyaç kalmadığı görüşündeyim. Bugün ortadan kalktığını görmekle sevindiğimiz bu ihtiyacın, bundan sonra da doğduğunu görmemekle mutlu olacağız. Başkomutanlık görevinin süresi, olsa olsa Misak-ı Millî‘mizin özüne uygun kesin bir sonucu ulaşacağımız güne kadar uzar ‘’ ve yine aynı şekilde şunları söylemiştir. ‘’Meclisin pek sayın üyelerinin genel olarak beliren istek ve talepleri üzerine, Başkomutanlığı kabul ediyorum. Bu görevi şahsen üzerime almaktan doğacak yararları azamî çabuklukla elde edebilmek, ordunun maddî ve manevî gücünü en kısa zamanda artırıp en yüksek seviyeye çıkarmak, sevk ve idaresini bir kat daha kuvvetlendirmek için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sahip olduğu yetkileri, fiilen kullanmak şartıyla üzerime alıyorum. Ömrüm boyunca, millî hakimiyetin en sadık bir kulu olduğumu millete bir defa daha gösterebilmek için, bu yetkinin üç ay gibi kısa bir süreyle sınırlandırılmasını ayrıca rica ederim.
    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal ''

    İşte aslında tüm meselesi vatan millet ve gelecek kuşaklar. Türkiye hiçbir zaman hırsın maşası olmamış ve demiş ki ‘’ kendimizi dünyanın hâkimi zannetmek yanlışı, artık devam etmemelidir. Dünyanın durumunu ve dünyadaki gerçek yerimizi tanımamaktaki yanlışlıkla, gafillere uymakla milletimizi sürüklediğimiz felâketler yetişir! ‘’ ki doğru demiş. Deneme yanılma yöntemleriyle kobay olarak kullanılacak zamanımız yok. Yerimizde saymak ya da gerilemek yerine gelişmeye ihtiyacımız var.

    Günümüzde en çok kanayan yaralarımızdan biri de dinin kullanılarak toplumda farklı algı oluşması. Son dönemlerde Cumhuriyeti geliştirmeyi değil de cemaatleri konuşuyor olmamız zaten en güzel örneklerimizden. Ve yine onun için de söylediği satırlardan biri de şu ‘’Milletlerin cahilliğinden ve bağnazlığından yararlanarak binbir türlü siyasî ve kişisel maksatla çıkar sağlamak için, dini alet ve araç olarak kullanmak girişiminde bulunanların memleket içinde de dışında da var oluşu, ne yazık ki daha bizi bu konuda söz söylemekten alıkoyamıyor. İnsanlık dünyasında, din konusundaki uzmanlık ve derin bilgi, her türlü hurafelerden arınarak, gerçek bilim ve tekniğin ışıklarıyla tertemiz ve mükemmel oluncaya kadar, din oyunu aktörlerine, her yerde rastlanacaktır. ‘’
    Evet kesinlikler her yerdeler ve her zaman olacaklar. Ekonomiye gelecek olursak, ekonomide şuan her şey yerle bir olmuş durumdayken kitabı okurken yine söylediği şu sözler tokat attı ‘’gösteriş içinde yaşayabilmek için memleket ve milletin bütün servet kaynaklarını kuruttuktan başka, milletin her türlü çıkarlarını feda etmek, devletin haysiyet ve şerefini ayaklar altına almak şekliyle birçok dış borçlar yapmışlardı. O kadar ki, devlet bu borçların faizlerini bile ödeyemeyecek duruma gelmiş dünya gözünde, iflas etmiş sayılmıştı’’

    İşte tüm bu alıntıları okuduğumuzda en önemli özelliklerinden biri olan ileri görüşlülüğü görmekteyiz. Aslında Mustafa kitabını okuduktan sonra Nutuk 'u tekrar okumam gerektiğine karar vermiştim. İyi ki de okudum. Yazılacak o kadar çok şey var ki, ama okuyup okutma çabası içerisine girmek mirasına bu şekilde ortak olup sahip çıkmak daha güzel ve anlamlı

    Çok şey borçluyuz kendisine, aslında teşekkür için hiçbir zaman geç değil, en güzel teşekkür başlangıcı olacak Nutuk okumak.
    Kendisini içimizde, fikirlerini gelecekte yaşatabiliriz. Şu sözünü çok seviyorum ‘’Beni anlamak demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir.’’

    Sanırım tüm yapmamız gereken anlamak, okumak
    Ayrışmadan ötekileşmeden yaşatalım Cumhuriyetimizi.

    '' BENİ HATIRLAYINIZ ''
  • Insanları sürekli geleceğin peşinde koşmakla suçlayanlar şimdiki zamandan yararlanmayı ona tutunmayı öğretirler bize. Çünkü ne gelecekte olacaklar ne de geçmişte olanlar üzerinde hiç bir etkimiz yoktur. Bu durum insanın en bilindik yanlışlarından birine dikkat çekiyor. Çünkü bu insanlar birçok yanlış fikir gibi bu fikirden de esinlenerek doğanın hayatını sürdürmek için insanları yönlendirdiği yola yanlış demeye cesaret ediyorlar. Doğa bildiklerimizden çok hareketlerimizin yüzünden kaygılanıyor.
  • Geçmişinde kalanlar ve gelecekte olacaklar, içinde bulunanlarla kıyaslandığında önemsiz kalır.
  • Tüm doğa yasaları bilinirse ilkesel olarak Evrendeki her cismin gelecekteki durumunun bilinmesinin mümkün olacağı görüşü yaklaşık iki yüz yıl boyunca kabul gördü. Demek ki Evrenimiz içindeki her şeyin, her hareketin, her değişimin önceden belirlendiği bir evrendi. Özgür seçim diye bir şey yoktu, belirsizlik de, şans da yoktu. Bu modele "Newton'un kurmalı evreni" adı verildi. İlk bakışta, Einstein’ınki gibi cansız bir blok evrene benzemiyor; ondaki gibi geçmişte olanlar ve gelecekte olacaklar donmuş bir şekilde gözler önüne serili durmuyor. Ama kurmali evren de pek farkli değil aslında. Onda da bütün gelecek belirlenmiş ve sabit durumda.
    Paradoks, Jim Al-Khalili
  • Bugün görebildiğimiz galaksiler gelecekte bir gün bizden ışıktan daha hızlı uzaklaşıyor olacaklar, bu da onları göremeyeceğimiz anlamına geliyor. Saçtıkları ışık, uzayın genişlemesi karşısında ilerleme kaydedemeyecek ve bir daha bize ulaşmayacak. Bu galaksiler ufkumuzdan silinip gitmiş olacaklar.

    Çok özel bir devirde yaşıyoruz. Çok özel bir devirde yaşadığımızı gözlemsel olarak doğrulayabileceğimiz tek devirde!
  • Her günü son gününmüş gibi yaşa.Bugünden başlayarak daha çok öğren,daha çok gül ve yapmayı gerçekten sevdiğin şeyleri yap.Kaderinin elinden alınmasına izin verme.Geçmişinde kalanlar ve gelecekte olacaklar,içinde bulunanlarla kıyaslandığında önemsiz kalır.
  • Bazen sığınmak istersin bir yüreğe..
    Anlık mı, ömürlük mü,
    Ne istediğini bilemezsin...
    Geçmişte yaşananlar,
    Gelecekte olacaklar önemsizdir..
    Belki,
    Yağmur dinene kadar...
    Belki de,
    Sonsuzluğa kadar...

    ÖZDEMİR ASAF