• 🎈🎈🎈🎈💕🎈🎈🎈🎈

    Balonlarımı anlattım mı sana?
    İçine umutlarımı koyup,
    yıldızlara uluşmayacağını bildiğim halde,
    gökyüzüne saldığım balonları...💕
  • Beckett önemli absürd tiyatro temsilcilerindendir. "Godot'yu Beklerken" ise ilk absürd tiyatrolardandır. Absürd tiyatroda belli bir olay örgüsü yoktur, konu birliği yoktur. Eserde birçok şeyden bahsedilir. "Godot'yu Beklerken" buna en iyi örnektir. Eserde 6 karakter vardır: Vladimir, Estragon, Potzo, Lucky, çocuk ve Godot.

    BURADAN İTİBAREN SPOİLER!!!

    Vladimir Estragon'a İncil'i okuyup okumadığını sorar. Estragon ise eğlenceli yerlerini okuduğunu söyler. Bunu şu şekilde yorumlayabiliriz; insan, yaptığı iyi şeylere bir karşılık bekler. Veya ona kötülük yapanın cezalandırılmasını ister. Ahiret inancı veya dünya hayatında bunu görmek ister. Bunun için bekler, ama bir türlü istediği olmaz. Protestan bir ailede yetişen Beckett burada inançları sorguluyor da olabilir. "Bir şeye körü körüne inanırsak sadece bekleriz" mesajını aldım ben.
    Estragon'un ayakkabısından eserde oldukça fazla bahsedilir. Ayakkabısı ayağını acıtınca Estragon ayakkabısını çıkarır ve  bir süre sonra yeniden giyer; hayat bir yol gibidir. Yolda rahat yürümek için ayakkabılarımızın da rahat olması gerekir. Ayakkabıyı her türlü dünyevi işe veya hayatımız boyunca yaşadığımız şeylere benzetebiliriz. Kötü şeyler yaşadığımızda, bir sorunla karşılaştığımızda (özellikle de bunlar üst üste geldiğinde) ayakkabı ayağımızı acıtır. Bu gibi durumlarda onları düşünmeden bir kenara koymalıyız. Önce bir nefes alıp kendimizi dinlemeli, her zaman böyle sorunlarla karşılaşabileceğimizin bilincinde olmalıyız. İşte bunu kabul ettiğimizde ayakkabıyı tekrar giyip yolumuza devam etmeliyiz.

    Potzo Lucky'nin boynunu bir köpek gibi iple bağlamıştır, ipin ucu Potzo'dadır. Potzo ne derse Lucky onu yapar. Bazen geri gelir,bazen ileri gider, çoğu zaman Potzo'nun eşyalarını taşır. Potzo Lucky'den düşünmesini istediğinde Lucky birbiriyle bağlantısı olmayan cümleler söyler ve konuşurken bazen bozuk kaset gibi bazı kelimelerde takılır. Aslında seçtiği kelimeler öyle sıradan kelimeler değildir ama kelimeler arasında bir anlam bütünlüğü olmadığı için konuştukları boşadır. Bu da bize düşünmeyi unutan  kendisine söyleneni harfi harfine yapan birinin acınası halini gösteriyor. Lucky'nin kırbacı ve ipin ucunu Potzo'ya vererek adeta teslim olmuştur. Lucky' nin yorulmaya, düşünmeye, konuşmaya vs. hakkı yoktur. Efendisi ne derse o olur. Potzo'yu medyaya, diktatörlere Lucky'i topluluklara benzetebiliriz. Ne yazık ki Lucky ismi gibi şanslı değildir.

    Estragon Lucky'e tekme attığında Lucky'e hiçbir şey olmaz ama Estragon'un ayağı acır. Köle olan Lucky dış dünyaya kendini o kadar kapatmıştır ki acıyı bile hissetmiyordur.

    Potzo adıyla seslenildiğinde karşılık vermez. Estragon ona "Kabil" ve "Habil" dediğinde cevap verir. Bunun üzerine Estragon " Bu adam tüm insanlık!" der. Gerçekten de öyle değil mi? Her insan içinde hem kötüyü hem iyiyi barındırır. Bazılarında iyilik ağır basar, bazılarında ise kötülük. Mesela Potzo'da kötülük ağır basar.

    Godot'nun gelmeyeceğini söyleyen çocuk Vladimir'in sorularına ,robot gibi, sadece "evet" veya "hayır" cevabını verir. Çocuk Lucky'nin bir başka versiyonudur. Lucky'nin efendisi Potzo iken, çocuğun efendisi Godot'dur. Çocuğu aişçi çocukların bir temsili olarak da düşünebiliriz.
    Estragon, Potzo ve çocuk dün yaşananları unutur. Her şeyi hatırlayan sadece Vladimir'dir. Birçok kişinin her günü aynıdır, hatırlanması gereken bir şey olmamıştır. Bu yüzden dünü unuturlar. Bu aynı "dün ne yediğimi unuttum" a benzer. Yediğimiz şeyin ne olduğunun önemi yoktur, önemli olan karnımızın doymasıdır. Bu yüzden yediğimiz yemeği unuturuz. Bu örneğe benzer şekilde dün yaşadıklarımız önemli değildir, önemli olan günü doldurmaktır. Vladimir'i  ise  her şeyi hatırladığı için sürü toplumundaki lidere, bilim adamına, yazara vs. benzetebiliriz.

    Ağaçta sonradan çıkan yaprakları ise Vladimir ve Estragon'un Godot'nun geleceğine dair umuduna benzetebiliriz.

    Vladimir ve Estragon intihara kalkışır. Bu iki kafadar gibi bazı insanlar zorluklara katlanamayıp intihara kalkışırlar veya öyle şeyler yaşarlar ki intihar etmeseler bile intihar etme fikrini düşünürler.

    Eserden çıkarmamız gereken ders; bekleyerek bir şeyi elde edemeyiz , harekete geçmeliyiz.Yoksa daha çoook bekleriz.