Basit, anlamlı, arınmış, yalın, yoğun ve dolu dolu bir yaşama adım atmak için mükemmel bir kitap. Ben uygulamaya başladım bile! En sevdiğim iki değer-kısım ise tutkular ve sağlık oldu.
MinimalizmJoshua Fields Millburn · Eksik Parça Yayınları · 20181,344 okunma
Kişisel gelişim kitaplarından normalde haz etmeyen biriydim. Bu kitap bir gün kitapçıda dolaşırken dikkatimi çekti, aldım. Bir çırpıda okudum. İnanılmaz bir değişim. Zira 21 günde uzaya bile çıkacaksınız, yeter ki bunu imgeleyin diyen kuru özgüven bombası kitaplardan değil. Gayet sistematik, optimal , dengeli, iyiyi de kötüyü de hesaba katan, ancak ikisinin de esiri olmamanı öğütleyen, tüm koşullara rağmen hedefini yüksek tutmandan, pes etmemenden , kendini ezik, kurban psikolojisi ve kültüründen özenle korumandan falan bahsediyor. 10 üzerinden 10 puan.
Sanırım hayatımda okuyup okuyabileceğim en tuhaf, sarsıcı, tekinsiz, başarılı öyküler bunlar. Özellikle Augusta Prima, Teyzeler ve Jagannath adlı öyküler, tuhaflık ve tekinsizlikleriyle beni şoke etti, ürküttü, sarstı. Bu öyküler İsveç'li yazarın 10 yıllık birikiminin bir ürünü. Ursula K. Le Guin'in de dediği gibi, "bunlar şahane hikayeler."
Okuyun, okutturun. Tekinsiz edebiyat severler için mükemmel bir ziyafet.
Vaktiyle, "Ölüm varsa yaşam neden var?" sorusuyla hezeyanlara kapılmış ve aylarımı, yatağımda tavana bakarak, titreyerek, endişe atakları ve sonsuz bulantı içinde geçirmiştim. Neden sonra çareyi hep yaptığım gibi kitaplarda aramaya başlamıştım ve ölümle ilgili bulduğum birkaç kitaptan biri buydu. Sosyoloji okuyordum ve bir sosyolog, üstelik de sevdiğim bir tanesi bana bu konuyla ilgili iç rahatlatıcı bilgiler verebilirdi. Ancak öyle olmadı. Kitabı okudukça çaresiz gerçekliğimizin daha da farkına vardım ve ölümün,ölümsüzlüğün modern ve postmodern toplumlardaki karşılanış ve tezahürlerinin detaylalarını keşfettim. Sonrasında ise farkında olmadan kaygım kaybolmuştu, hafiflemiştim ve kabulleniş içine girmiştim.
Kitapta, modern ve postmodern toplumlarda ölümün ve ölümsüzlüğün karşılanış biçimlerine dair değerlendirmeler var. En ilginç olanı da, modern toplumdaki çizgisel hayat algısının ( başlangıç- hayat- son) postmodern toplumda noktalara indirgenmesi ( dijital saat) ve ölümün artık ekranlarda beliren bir 'ölüm saati' ibaresinden ibaret olmasının farkına varıyor olmak.