• Necip Fazıl'ın, Kendi diliyle kör olarak geçirdiği geçmiş hayatından ta Abdülhâkim Arvasi hazretleri ile nasıl tanıştığını ve bu tanışmanın onu nasıl etkilediğini anlatan bir yapıt. Başlığı nedeni ile Aşk Romanı sanılsa da, Bu kitap Gerçek Aşk'ı tanıyan birinin not defteri gibi. Beni ve yaşamımı da oldukça etkiledi.
  • “Gerçek aşk hiçbir şeyi hesaplamaz.”
  • "Bilirsiniz ya haller sirayet eder"sözleriyle yüreğime konuveren Ayşe Şasa'ya
    Ayşe abla demek istiyorum müsadenizle(:.
    Ona Ayşe hanım dersem aramızdaki samimiyete engel olmuş olacak hissiyatı içindeyim.Hani kitapları okurken yazarıyla konuştuğumuz söylenir ya her kitap için bu sözün geçerliliğinin olmadığını düşünüyorum ama "delilik ülkesinden notlar"'da Ayşe ablayla çok güzel ve özel anlar yaşadım.Kitabı analitik olarak incelemekten ziyade her zaman ruhsal incelemenin Içimde sirayet ettiğini görüyorum.

    İçime sine sine,Içime aşk devşirircesine okudum,okudukça içinde bulunduğum dertlerin abartılı görüntülerinden utandım biraz da.Çünkü akılla imtihan anlıyorum ki bambaşka.

    Şizofren bir bedenin Allahı tanıyamayan bir gönlün dervişliğe giden yolunda "bize Allah'ı tanıtmadılar,O'nu hissetmeden büyüdük"sözleriyle hayıflanmalarının verdiği hüznü iliklerime kadar hissettim.

    Bu kitabı okurken balon gibi sönmüş bazı duygularıma Ayşe abla yeniden nefes üfledi,sönmüş balona verilen nefes gibi hislerimi, kalbimdeki coşkuyu yüreğinin Allah sevgisini yüreğime bir nakkaş gibi işledi de benim pili zayıflamış kalbimi adeta şarj etti , coşturdu yeniden..
    Işte o an bir kez daha anladım ki bir kitap sadece sayfaların,kelimelerin olduğu basit bir maddeden ibaret olamaz

    Bir kitap eğer gerçek bir aşk ile kendini arayan/anlamlandırmaya çalışan bir ruh ile yazılmışsa o kitap yeri gelir size mürşid olur.
    Solan çiçeklerinizi her bir harfiyle yeniden sular can verir,can olur,canlara canan oldurur.

    Bu kitap niçin okunmalı
    Çünkü,
    Nasıl bir nimet içinde yüzdüğümüzü göremiyoruz
    Yalnız bunu görmek adına bile okunabilir!

    Bu kitap niçin okunmalı
    Çünkü
    Biz sevdiğimizi gerçek manada seviyor muyuz?
    Yalnız bunu belirlemek adına bile okunabilir?

    Bu kitabı bilhasa kimler okumalı?
    Tıbbı ikiye bölen şizofrenliğin tartışılan hallerine tanıklık etmek için evvela ilgi duyan herkes
    Ve beraberinde
    ruh hekimleri mesleki bakış açılarına katacak farklılık açısından mutlaka okumalı.Öyle ki tıp dünyası bu kitaptan sonra ikiye bölünmüş.Psikiyatristler tarafından Ayşe ablaya Şizofren teşhisinin konulmasına rağmen kitabı değerlendirmek amacıyla okuyan üç psikiyatrist Ayşe ablanın Şizofren olamayacağı iddiasındalar.

    Şizofrenliğin biyolojik bir rahatsızlık olduğunu söyleyen hekimler bu hastaların inançla tedavi edileceğini reddedercesine fikirler beyan etmişler

    Oysa kıymetli Ayşe Şasa hastalığını ibn-i Arabi'nin Fusus'u Hikem ile tedavi edildiğini ve nasıl etsekde bu bilgiyi benim durumumda olan herkese ulaştırabilsek heyecanı içinde, öylesine inanç dolu yüreğiyle bunları söylerken hekimlerin bu hususu kabul etmekte güçlük çekmelerini imani zaafiyet olarak değerlendiriyorum çünkü hastalığı veren yaradan onu istediği şekilde yeri gelir bir şahıs vesilesiyle,yeri gelir bir tek kelimeyle yeri gelir bir kitap ile tedavi etmeye şifalandırmaya muktedirdir,o halde bunca itiraz niye..!?

    Zaten Ayşe abla harikulâde bir şekilde durumu izah ederek diyor ki aslında hastalanan ruhlarımız değil nefislerimiz,nefsi tedavi etmek lazım.

    "şizofreni...ölümcül bir iletişimsizlik çukuru..Hiçliğin, karanlığın, saçmalığın alaca karanlık uğultusu"

    Bu serzenişler ise ancak ve ancak tıbbın yanında güçlü bir iman desteğiyle tedavi olur ve kuvvet bulur,kitaptaki yolculuğum boyunca buna şahit oldum ve en yakın zamanda "Fusus'u"okumayı düşünüyorum.

    Söylemezsem içimi kemirip duracak olan bir durum var ki Ayşe Şasa'nın eşi yine kendi gibi senarist ve beraberinde oyuncu olan Bülent Oran beyefendiyi hayat arkadaşına gösterdiği nezaket dolu sabrından dolayı takdir ve tebrik ettim okurken.Düşündüm ki Bülent bey Ayşe abla'nın bu zor rahatsızlığına sabretmesi beni bile hoşnut ettiyse ya Allah'ı nasıl memnun etmiştir kim bilir?Öyle değil mi!

    Googleda fotoğraflarını incelerken denk geldiğim beraber çekildikleri siyah beyaz bir fotoğrafta
    Bülent beyin Ayşe ablaya
    sevgi dolu,
    aşk dolu,
    muhabbet dolu bakışına hayran hayran bakakaldım.

    Günümüzde kilo aldı, görüntüsü bozuldu diye boşanmalar sudan sebeplerle ayyuka çıkmışken her birimize örnek bir kişilik Bülent Beyin davranışlarıyla şekillendirdiği bu tablo..
    Çünkü Allah için bir muhabbet ancak böylesine sonsuz olabilir inancındayım,nefis hesabına olan herşey solmaya,yok olmaya mahkumdur..

    Sevgi dolu kitapları sevgi dolu bu günlerde yarınlarda okumamız dileğiyle..

    Öyle kitaplar okuyalım ve tercihlerimizi öyle dikkatli yapalım ki
    Okuduğumuz her satır şifa olsun sadrımıza inşallah..
  • Anadolu Selçuklu Devletinin hüküm sürdüğü yılları, bir hükümdar(Alaaddin Keykubat) eşinin gözüyle anlatan bir roman.
    Tümüyle gerçek tarihi yansıtmasada yani yazarın kendi yorumlarını katmış olmasına rağmen, o dönemin yaşanılan saray yaşantısı ve devlet yönetimi hakkında bize bilgi vermektedir.
    Bir sultanın, bir annenin kaygılarının ve sorumluluklarının dile getirildiği eserde aşk, nefret, ihtiras, fedakarlık ve zekanın o dönemin şartlarına göre bir karekterde nasıl canlandırılıdığını sade bir dille ve sürükleyici bir şekilde okuyuculara aktarmaya çalışmış bir eser.
  • Cinsiyete bağlanan aşkın ve onda aranan içi boş, meyus tesellinin şifa vermeyişi gibi, insanın yine insan oğluna karşı yaşadığı zaferlerin karanlık, ürkütücü ve bedbaht neşesi, kainatın bütününden varlığı koparmış olmalarından ileri gelmektedir. Herkesin ve kalabalığın alkışlarından aşk ile müstağni kalanlar, kainattan ancak kendi anlayışiyla alkış seslerini alıyor ve gerçek saadeti yaşıyabiliyorlar.
  • Kemal'in Füsun'a karşı hissettiği o aşk ,biraz takıntı şeklini almış olsa da, fazlasıyla hoşuma gitti. Kemal'in o hissettiği duyguları, düşüncelerini benim saatlerce durup düşünsem bile aklıma gelmeyecek şekilde o ruh haline cuk diye oturacak şekilde anlatmıştı. Uzun uzadıya cümleler okumayı sevmiyorsanız ya da ruh hallerinin anlatılmasını belki sıkılabilirsiniz. Ama o aşk kitaba insanı gerçekten bağlayan bir türden. Orhan Pamuk'un sonra gerçek anlamda bu kitaba uygun bir şekilde müze açması da harika bir hareket doğrusu.
  • Gerçek aşk nedir??