Gerekçelerim

Gerekçelerim
@gerekcelerim
İletiler şahsıma aittir.
Herkes biraz aptaldır
Hayatımı harcamak konusunda çok bonkör davrandım. Kararlaştırdığım eylemlerin bedelini sormak hiç aklıma gelmedi. Napolyon'un üç defa tekrarladığı kelimenin ağırlığını insanların her hareketinde görünce ancak anlayabildim. Şimdi ise reddettiğim kuram, kavram ve zamazingoları kendime dayatmakta güçlük çekiyorum. Binlerce insanın arasından tek birine bile değmeden sıyrılıyorum da, düşüncelere çarpmadan duramıyorum. Eski bir pasajda çiçekçinin hemen yanında 4 ayrı raftan ve 4 duvardan oluşan kabul görülür bir alanı olan o yere yarınsız sahip olmaktan başka bir şey değildi niyetim. Bir de eğer çok görülmezse bunların farkında olan bir kişi... Çok zeki değildim, çok yakışıklı değildim, çok sıkıcı ya da çok heyecan verici de değildim. Hiçbir şeyin fazlası değildim. Tek bir şey dışında, ben galiba çok normaldim. İnsanın elle tutulur bir şeyi olabilmesi için herhalde o şeyin fazlası olması gerekiyor diye düşünüyorum. Mesela aptal olsanız bile çok aptal değilseniz göz önünde olmazsınız. Ee ne de olsa herkes biraz aptaldır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Fesh
Bak sana ne diyeceğim... Sarı lambalar altında yaşamak isteyen iki gençlik borçlusun bize. Fatura biraz ağır ama, umarsız ve vurdumduymaz senelerin hatrı sayılır ihtirasları olmalı. Zannedersem bu da cevapsız bir çağrı olarak düşecek kayıtlara, düşsün. Zaten haksızlığını yargılayabilecek bir mahkeme yok. Bu yüzden bu kadar özgürsün bencil olmakta, bu yüzden bu kadar rahatsın insan harcarken. Düştüğüm kuyuların en deriniydin sen. Zaten kirli miydin, yoksa ben düşünce mi kirlendin bilmiyorum. Düşmeden önce tatma fırsatım olsaydı inan günlerce susuz kalmayı kabul ederdim. Artık bir anlamı yok. Ne suların, ne kadınların, ne de arzuların... kendinle birlikte öldürdün her şeyi. Tanrı'yı soracaksan o zaten hep ölüydü. En azından benim için... Elleri cebinde geziyor bütün evreni de, görmezden geliyor başka bir elleri cebinde olanı. Tanrı insan olsaydı bence kadın olurdu. Her şeyi yapabilme güdüsü varken daha ne istediğini bile bilemeyen bir şey kadından başka ne olabilir ki. Niyetim kadınları karalamak değil, o kadar basit düşünme. Erkeklerin ne kadar hayvan olabileceğinden de bahsederim bir ara. İlk okulda bölünen ve bölen'i öğrendiğimde hiç acı hissetmemiştim. Matematiğin bana bir şeyler anımsatmadığı dönemlerdi. Kısa sürmüştü o günler. Bilinmeyenli denklemlere çok erken erişmiştim. Hatta bir ara hayatın sadece x'i aramaktan ibaret olduğunu sanıyordum. Sonra anladım tabii herkesin denkleminin farklı olduğunu, herkese farklı sorular sorulduğunu, herkesin başka cevapları olduğunu, hayatta tek bir gerçek olmadığını... her insan bir cevap demekti ve milyarlarcası yanlışsa bir o kadarı doğruydu. Şimdi bana soracaksın "Madem bu kadar şey biliyorsun neden her seferinde yanlış yapıyorsun" diye, çünkü sorular yanlış, cevaplar değil.
Gerekçelerim
Bildiklerimi, bildiğimi sandıklarımı, bilmek istediklerimi, bilmediklerimi ve hiç bilmemek için uğruna düzinelerce kama yarasını gözüm kapalı, elim bağlı, dilim kesik tercih edeceğim gerekçelerimi sunmak niyetindeyim. Bu kaçıncı tren inanın saymadım. Gerçi sayamazdım insan bazen unutur saymayı. Hayatının her hangi bir anında saymayı unutursan bir daha nasıl bilebilirsin ki cevabı? Her hareketimde bir vagon geride buluyorum kendimi. Her eylem geriye iter mi insanı? İtiyor. Bazen tutunmaya çalışıyorum oturduğum yere ama bu kez "Lütfen" diyorlar, yersiz inceliklere boğuyorlar, kötü olmana sebep olanlar tam karşılığını vereceğin anda beyaz bayrakları göndere çekip senden hoş görü istiyor. Bazen deneysel eylemlerin bıraktığı hasarlara bakıyorum, ne çok şey denemişim çeyrek yaşımda. Üstelik hâlâ denemediklerim de var. Yarayı az bulmadım küstah değilim ama insan 'daha büyüğü olur mu' diye kendini deşmeden edemiyor. Bazen hayat insanı Küçük Prens'ten alıntı yapmaya itiyor. Olmayan güle dayandırıyor tutkusunu. Oysa kırmızılar dilemek güle özgü bir şey değil unutuyorlar. Kan da isteyebilir insan vampir olmadan. Sizin hiç evinizde deplasmanda gibi hissettiğiniz oldu mu? Dünyanın adım attığınız her metrekaresi "Sen kimsin yabancı?" diye fısıldıyor mu size de? Bana bağırıyor.

Gerekçelerim

, 1000Kitap'a katıldı.