Tam olarak yas tuttuğumuzda, kendimiz ve insan olmak hakkında daha çok şey öğreniyoruz. Öğrendiklerimiz yalnızca daha fazla psikolojik olgunluk kazanmamızı sağlamakla kalmıyor, yaşamla barışık olma kapasitemizi de arttırıyor. Acı verici ve zayıflatıcı bir kaybın bizi zenginleştirdiğine inanmak hiç de kolay değil ama bu kesin bir gerçeklik. Kayıp, can yakıcı bir armağan ...
Yas olgusunun tam olarak anlaşılabilmesi için gerekli üç temel unsurdan söz etmek istiyorum. Birinci unsur, her kaybın bizi kaçınılmaz bir keder içine sürüklemesidir. İkincisi, her kaybın tüm geçmiş kayıpları canlandırmasıdır. Üçüncüsü de tam olarak yası tutulabilen her kaybın büyüme ve yenilenme için bir araç olabilmesidir.
Yaşamımızın genel gidişatı bu kopmaları gerçekleştirebilme, tüm kayıplara uyum sağlayabilme ve değişimi büyüme aracı olarak kullanabilme yeteneğimize bağlıdır. Yası tam olarak tutulmamış olan kayıplar, yani uyum sağlayamadığımız değişiklikler yaşamımıza gölge düşürür, enerjimizi yutar ve bağlantı kurma yeteneğimizi bozar.