Büyürken insan ihtiyaç duymuyordu kendini dinlemeye.
Ağaç gibi büyüyordu zira, yemeğini yiyerek,yolları yürüyerek.
Ama insanın bir de içi vardı.
İnsanın içinde akıl da vardı, kalp de vardı.
Ama bu iki yarımdan nasıl bir tam çıkardı.
Henüz müteahhitler televizyonların kırk iki inçlik
ekranlarında görmemiş görmemiş konuşmaya başlamamıştı.
Henüz sokaklar araba mezarlıklarına döndürülüp de insan mezarlıkları şehrin ötelerine taşınmamıştı.
Henüz kan sıcak akıyordu.
Göz nemli bakıyordu.