Yüz Yıllık Umut, yalnızca bir yaşam öyküsü değil; Türkiye’nin modernleşme serüveniyle iç içe geçmiş, olağanüstü bir entelektüel portre ve muhteşem bir kitap. Nermin Abadan Unat, bir yüzyıla yayılan hayatını anlatırken, bireysel bir deneyimin ötesine geçerek Cumhuriyet’in dönüşümünü, kadın hakları mücadelesini, akademik dünyanın gelişimini ve göç olgusunu çok katmanlı bir şekilde ele alıyor.
Kitap, Unat’ın Avusturya-Macaristan’dan Türkiye’ye uzanan yolculuğuyla başlıyor; "yabancı" bir çocuk olarak girdiği bu ülkede zamanla kadın hareketinin, siyaset biliminin ve göç çalışmalarının öncülerinden biri oluşunu, içten ama mesafesiz bir üslupla anlatıyor. Anlatısında ne övgüye saplanıyor ne de romantik nostaljiye düşüyor. Aksine, her dönemeçte kendi konumunu sorgulayan, düşünsel emeğini tarihsel bağlam içinde konumlandıran bir bilinçle yazıyor.
Kitap boyunca dikkat çeken en önemli temalardan biri, umudun sürdürülebilirliği. Cumhuriyet’in kuruluş ideallerine bağlılıkla, zaman zaman hayal kırıklıklarıyla yüzleşse de, Unat’ın satırlarında hep daha iyiye dair inatçı bir umut seziliyor. Yüz Yıllık Umut, yalnızca bir hayat hikâyesi değil; bir kuşağın, bir ülkenin ve bir akademik vicdanın muhasebesi.