Love bombing&ghosting ilişki dinamiğini okumak beni fazlasıyla yordu. Özellikle Rory’nin toksik davranışları, yer yer sinir bozucu olmaktan çıkıp rahatsız edici bir hâl aldı.
Adelaide’ın geçmişinde yaşadığı travma, karakterin duygusal zeminini biraz anlamamızı sağlıyor. Ergenliğinde yaşadığı korkunç ilişkiden sonra uzun süre erkeklerden uzak durup, bu kez neredeyse kontrolsüz tek gecelik ilişkiler yaşamasını anlamlandırabildim. Hayatında sevilme ihtiyacının çok yüksek olması, aşık olduğu adama kendini adaması çarpıcıydı. Rory ile tanıştıktan sonra kendini bu kadar tüketmesine anlam vermekte zorlandım. Çünkü bir noktadan sonra “artık yeter” demesini bekledim.
Rory’nin bir var bir yok halleri, Adelaide’ı sürekli aşağı çekmesi ve duygusal olarak yıpratması üzücüydü. Bir de eski sevgilisinin kaybı sonrası sergilediği davranışlarla Rory kendinen nefret ettirdin. (Aslında Rory’nin neden böyle davrandığına dair daha derin bir arka plan verilseydi, karakter çok daha anlamlı olabilirdi. Belki kitapta yer alıyordu, ben kaçırdım, bilmiyorum. A'dan Z'ye nefret birisi orası net )
Kitabın sonunda Adelaide’ın mutluluğu yakalaması güzel bir kapanış olsa da, bu sürecin işlenişi bana biraz zorlama geldi. Özellikle yeni ilişki dinamiği daha güçlü hissettirilseydi, final çok daha içime sinebilirdi. En azından kitabın içerisinde Bubs'la olan sürecini görmek isterdim.
Sonuç olarak; travma, bağımlı ilişkiler ve sevilme ihtiyacı gibi önemli temalara değinse de, karakterlerin seçimleriyle sık sık okuyucuyu yoran bir hikâyeydi. Aşk uğruna fedakârlık yapılır, evet… ama karşılığı varsa anlamlıdır.