• Bana sorular öğreten dost
    Bir de sen bulmadıkça doğrular yarımdır diyen...
    Kimi gün bir türkü, kimi gün şiirlerle
    Kitaplarla daha çok, giderek kitaplarla
    Sabırlı, içten, yalın
    Örnekler çıkarıp çıkarıp adım adım
    Küçücük bir kentin kapalı hayatından
    Bana dünyaları gösteren dost...
    Şükrü Erbaş
    Sayfa 21 - Ümit yayıncılık
  • Sibumi
    #Net Spoiler içerir
    BAKTIN TOPARLANMIYOR bodozlama YAZ KURTUL :)
    "Ne yazarsan yaz kitabı okumadan anlaşılmayacak nasıl olsa ...
    "Sibumi'ye "aşk " ile degil (Duygusallık seni öldürür " unutma :)))
    şiirsel matematikle " bakacağız :) bu yüzden kızlar Hel'i unutun :)

    "Sibumi bana ne dedi ?
    Beynimizin kurulmuş motor niteliğine yeni kitaplarla yükleme yapmazsak ..
    Düşünme hızımız giderek artacak ve kendi kendini yakacak mı?
    (Kafamızdaki başıboş düşüncelerden kaçmak için mi çok fazla kitap okuyoruz? )

    Kitap bize ne öğretir ..

    Şematik olarak düşünmek, boşluğun içindeki sonsuz ihtimalleri kendine özgü matematik ve şiiri birleştirerek kullanamak ..
    "Akıl ve ruh " bütünlüğü sağla ..problemi çöz ..hamleni yap ve yola devam et.

    Soyut şeyleri (fark et )sevgi duy ,günlük teferuattan uzaklaş. .

    "Sibumi " nin kalbi şu cümlede çarpar

    "Ifade dolu bir sessizlik "

    ışte burda ermiş olabilirim :) sıradan görünenin içindekini görmek ,gizli üstünlüğü keşfetmek , kendini kanıtlamak gereğini duymamak
    Ruhsal rahatlığa erişmek ama pasifize olmamak ..hakimiyet peşinde olmayan bir OTORİTE. .. dostuna da düşmanına da yakın bir GÖLGE .. mükemmel değilmi ?bence öyle ...

    FUSEKI / kitap size nerede açıldı ?
    Ilk yarıda kitabın tümü açıktı ..
    SABAKI/köşeye sıkışıp ondan kurtulmak istediniz mi ?
    Hayır gerek görmedim
    SEKİ/ eşitlik ve serbestlige nasıl ulaştınız
    Kiraz ağaçlarının altında gezebildigim zaman
    UTTEGAE /Risk aldığın yerler ?
    Hemen hemen hepimiz "sansürlü " okuduğumuz için risk alamadık maalesef
    SHICHO/SALDIRI
    "Babamla olan zaafimdan vuruldum
    TSURU NO SUGOMORI herkes kendi cephesine çekilirken ...inceleme yazmadan veda etmek olmazdı ... bu son noktadır
    Sabakiyi en çok burda hissettim cünkü yazmak istediğim o kadar çok şey vardı ki "güçlü ve esnek bir manevra " yapmam mümkün değildi :)))

    "Trevanian kimdir?
    Ana şirket ,CIA, OPEK ,Münih olimpiyatları Israil ,Amerika,Araplar,ikinci dünya savaşı, fosfor bombası,atom bombası ,Pearl Harbor,Japon/Rus savaşı ,bask bölgesi ve dilleri bunların hepsini ayrı dosyaladım"

    Kitap ilk yarıda beni benden almıştır ..ikinci yarıda ise daha ziyade "Auction" ritmine girdiği için okuma hızınız yükselir ..yani Serbest düşüşe geçersiniz "düşünme _eyleme katıl der ...

    "Yukarıdan aşağıya parmağıyla okuyan dikkat çeken kelimelerde sağa doğru ilerleyen , fiziksel ve duygusal kargaşadan nefret eden üstüne üstelik bir kaç yerde beni güldülebilen "kötü adam " DİAMOND'u
    sevdim ... :))

    Hel ise insanlar arasındaki eşitlik sacmaliğini yok etmek için doğmuş ,altı dilde konuşan ,beş dilde düşünen
    Ismi en sevdiğim olan (Nicholai,Nokoli,Nikola daha da rus kültürüne gidersek Grişa'ya kadar gider )
    Annesi Rus (kominist zannedilen bir Attillacı :) babası bildiniz üzre Nazi (kanıtlı değil ) "göz rengi olarak icad edilmemiş bir antik cam yeşili " bakışlı olarak aklımda kalacak olan ADAM :)

    Kitabı okuma serüvenime gelince neden 112 gün ve aslında 2 gün ve neden SIbumi ...
    Öncelikle ilk adam olan sevgili sahafim Mustafa hocamın "Sen hâlâ bu kitabı okumadığın için eşitlenemeyiz " bakışı ki dünyanın en şeker adamıdır normalde

    Ikinci adam olarak tabiiki "sabah da darlarım" tehditleri ve beynimin içinde yankılanan ilahi "Okuuuuu" bestesini sahibi "sevgili Tuco Herrera " ona şu sebeple ayrı bir teşekkür etmek isterim ki 112 gün önce ilk seksen sayfayı okuyup kenara koyduğum kitabı ısrarla "baştan başlaaaaa " dediği için :) böylece baştan başlayıp bambaşka bir bakış açısıyla okuyup bitirdim inceledim :) sağ olsunlar var olsunlar ..

    Daha yazacak çok şey var ama bitirmek zorundayım :))
    Dip not olarak ..
    Eğer yeni bir dil öğrenmek isteseydim bu kesinlikle "Mandarin'ce dir ..
    Ve bir Haize_ Hegoa olduğum için Tanrıya sonsuz şükran :)))

    Iyi ki varım :)))
  • Merhaba site sakinleri, İzmir sıcaklığında selamlıyoruz sizleri…

    Genelde bu tür yazılarda bolca klişe cümleler kendilerine yer bulur, geleneği bozmayalım.
    Geleneksel İzmir 1000kitap buluşmaları ilk günkü heyacanı ve hızıyla kaldığı yerden geleceğe dönük bir şekilde devam ediyor. Gelenekselliği gelecek şiarıyla buluşturuduğumuz doğrudur. Artık buluşmalarımıza seçmece şiirler de eşlik ediyor! Kısaca (ama oldukça kısaca) buluşmanın akışını sizlere aktarmak istiyoum; kararlaştırılan saatte - gelenek 14.00 diyor – Bardak kafe de toplanılmaya başlanıyor. Bu vesileyle mekan sahibi arkadaşımız Samimiyetarayanlardanım!!! bir kez daha selam gönderelim. İlk yarım saate yakın bir süre dost bağında hoş sohbet tadında geçiyor. Kolay değil bir ay uzak kalıyoruz birbirimizden haliyle özlem ve konuşulacak onca şey kendiliğinden devinim kazanıyor. Daha sonra seçilen kitabın ‘fuaye’si başlamış oluyor. Moderatör (gelenek bhmflzf ( Mehmet ) diyor) eşliğinde kitabın içerisinden seçilen konu başlıkları ve buna paralel geçmiş ve güncel konular irdeleniyor. Nihayet topluca irdeleme fiilinden doyum noktasına ulaştığımızda ise bir sonraki buluşma için kitap seçimine girişiyoruz. Öneriler kağıtlara yazılarak toplanıyor, kura usulü ile kitap seçimi gerçekleşmiş oluyor. Buraya kadar herşey bilindik bir düzende akarken sıra şiir okumaya geldiğinde ilk şiir Ayşe* (gelenek böyle) den geliyor.

    11. buluşma için okumayı seçtiğimiz kitap Akışkan Modernite idi. Neler konuşmadık ki… Modernizim nedir? Post modernizim nedir, modernizmin devamı mıdır yoksa karşısında mıdır? Modernizim ne zaman literatüre girmiştir? Akışkan modernite ne anlama geliyor? Akışkan kelimesinin seçilmesi neyi ifade ediyor? Kitabın da konu başlıkları olan; bireysellik, zaman/mekan, emek, cemaat olguları üzerine epey kafa yorduk. Satır aralarından cevher niteliğinde tespitleri, söylemleri çekip huşu içerisinde konuştuk/tartıştık. Özetle seçilen kitap; moderinizim ve postmodernizim konusu üzerine okuma yapılması için ‘biraz’ bilgi birikimine ihtiyaç duyulduğuna karar verdik. Bu konularda okumak yapacak okurlar daha başka kitaplarla başlayıp sona doğru Akışkan Modernite ile taçlandırabilirler.

    Etkinlikten Fotoğraflar.
    https://i.hizliresim.com/2akv5q.jpg
    https://i.hizliresim.com/8zbm27.jpg
    https://i.hizliresim.com/b62QJb.jpg
    https://i.hizliresim.com/GDkboZ.jpg

    Etkinliğimize katılanlar:
    bhmflzf ( Mehmet )
    Oğuzhan Yücel
    Ayşe*
    Celal Uslu
    Samimiyetarayanlardanım!!!
    İlhan Engin
    H∆K∆N
    İbrahim (Sisifos)
    Serkan Mutlu
    Li-3
    Kütüphane kedisi
    Hasibe Dal
    Özge Sanlı
    Ulaş
    Elif KY.

    Bir sonra ki etkinlik tarihimiz ; 15.07.2018
    Etkinlik kitabı; Luigi Pirandello - Biri, Hiçbiri, Binlercesi

    İzmir’in sıcağından mıdır nedir varoluşsal aknelerimiz var. 😊

    Etkinlik Mekanı ; Azize Kafe-Konak
    https://www.google.com/...gl=tr&shorturl=1

    Bir sonra ki etkinlik için yeni duyuru metni oluşturulacaktır.Katılım sağlamak isteyen arkadaşlar iletinin altına yorum bırakabilir.
    Sizde bu giderek kökleri derinleşen sıcak bir ‘ailenin’ paydaşı olmak isterseniz, tek yapmanız gereken seçilen kitabı okuyup bir sonraki buluşmaya katılmak.
    12. İzmir 1000kitap buluşmasında görüşmek dileğiyle esen kalın…
  • ÖLÜM VE ÖZGÜRLÜK
    Belki de yaşadıkları kasvetli derin duygular olmasaydı, böylesine kuvvetli kalemleri, şiddetli söylemleri, sarsıcı duyarlılıkları olmazdı.Dünyaya, acılarını, öfkelerini ,isteklerini, hayal kırıklıklarını şiirsel bir dille haykırarak özgürleştiler, ölümü seçtiler. Kurguladıkları romanlar gibi kendi yaşamlarının sonunu da kendileri belirlediler.
    1. Ernest Hemingway
    ABD’li ünlü yazar Hemingway ambulans şoförü olarak savaşa katıldı. 1918’de çok yakınına düşen bir top sebebiyle ağır yaralandı. Yardım etmeye çalıştığı İtalyan askerlerinden birisi ölürken diğeri bacaklarını kaybetti. Başka bir İtalyan askerini taşırken de bacaklarından yaralandı. Tedavi gördüğü hastanede hemşire Agnes von Kurawsky’e aşık oldu. Evlenmeyi düşündüğü hemşire onu terk etti. 1931 yılında yazarın babası intihar etti.
    1944 yılında 2. Dünya Savaşı sırasında Amerikan güçleriyle birlikte savaşta aktif görev aldı. Bu nedenle daha sonra askeri mahkemede yargılandı. Son yıllarında yazarın ruhsal sağlığı kötüye gitti. Eşi Hemingway’i elinde silahla evin mutfağında bulunca hastaneye kaldırdı. Sanatçı kaldırıldığı hastanede elektro şok tedavisi gördü. Hastaneden çıktıktan iki gün sonra 1961’de kendini av silahıyla vurarak hayatına sonlandırdı.
    2. Franz Kafka
    Yahudi bir ailenin çocuğu olarak 1883 yılında Prag’da dünyaya gelen Kafka, ailesinin altı çocuğundan ilkidir. İki erkek kardeşi daha bebekken ölen yazarın 3 kız kardeşi de Nazi’lerin toplama kampında öldüğü düşünülmektedir. Kötü bir çocukluk dönemi geçiren Kafka babasıyla hiç anlaşamadı ve ona karşı hep nefret duydu. Dönüşüm kitabındaysa böcek olarak tasvir ettiği kişi kendisidir çünkü kendisini babasının gözünde hep böcek kadar değeri olduğunu düşündü.
    Yahudi olduğu için Almanlar tarafından, Almanca konuştuğu için de Çekler tarafından sevilmedi. 1917 yılının Ağustos ayında Kafka’nın ağzından kan geldi ve akciğer kanseri teşhisi konuldu. 1918 yılının sonbaharındaysa İspanyol gribine yakalandı ve haftalarca acı çekti. 1924 yılında gırtlağına kadar ilerleyen kanser sebebiyle konuşma yetisini kaybetti. Yemek yerken ve su içerken bile dayanılmaz acılar çekti. Yazar 3 Haziran 1924 yılında kalp yetmezliğinden hayatını kaybettiğinde 40 yaşındaydı.
    3-Edgar Allan Poe
    ABD’li şair ve yazar Edgar Allan Poe gotik edebiyatın öncülerindendir. 1809 yılında dünyaya geldikten 1 yıl sonra Poe’nun babası evi terk etti. Bir yıl sonra da annesi veremden öldü. Daha sonra Virginia’da bulunan zengin bir tüccar olan John Allen’ın yanına verildi. Virginia Üniversitesi’nde okuduğu zamanlarda yaptığı kumar borcu sebebiyle manevi babasıyla arası açıldı.
    1831 yılında Baltimore’da yaşayan halası, kuzeni ve abisinin yanına taşındı. Baltimore’a yerleştikten kısa bir süre sonra, alkolik olan ve ağır hastalıklar geçiren abisi hayatını kaybetti. 1835’te kuzeni Virginia Clemm ile evlendi. 1842 yılında karısı Virginia’nın tüberküloz olduğunu öğrenince kendisini tamamen alkole verdi. 1847 Virginia’nın ölümü yazarı iyice yıktı.
    Poe, 3 Ekim 1849 yılında ismi Ryan’s Inn olan bir meyhanede kendinden geçmiş bir şekilde bulundu. Hastaneye kaldırıldıktan 4 gün sonra hayata gözlerini yumdu. Öldüğünde 40 yaşında olan Poe’nun cenazesine sadece 4 kişi katıldı.
    3. Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852)
    Ukrayna asıllı Rus yazar 1828 yılında Petersburg’a gider. orada geçinemeyince Almanya’ya gitme kararı aldı. Almanya’da da ancak parası bitene kadar kalabilen yazar tekrar Petersburg’a dönerek düşük maaşlı bir işe başladı.
    Yazdığı Müfettiş isimli, bürokrasiyle dalga geçtiği eseriyle büyük tepki topladı ve Rusya’dan ayrılmak zorunda kaldı. En çok saygı duyduğu ve onun eleştirileri olmadan yazamam dediği Puşkin’in tavsiyesiyle Ölü Canlar romanını yazmaya başladı. Roma’da Ölü Canlar’ı yazarken Puşkin’in ölüm haberini aldı. O güne kadar Puşkin’in yorumunu almadan bir şey yazmayan Gogol için bu haber büyük bir yıkım oldu. Gogol Ölü Canlar romanını ve Palto hikayesini yayınlandıktan sonra soylu kesimin tepkisini topladı. Rus insanını aşağılamakla ve halkına ihanetle suçlandı. Bu suçlamalar yazarın ruhsal sağlığını iyice bozdu.
    Gogol Ölü Canların ikinci bölümünü de yazdı. Fakat 1852 yılında el yazmalarını ateşe atarak yok etti. Bu olaydan 10 gün sonra da yaşamını yitirdi.
    4. Fyodor Dostoyevski
    Hasta bir anne ve sarhoş bir babanın çocuğu olan Dostoyevski 11 Kasım 1821 yılında dünyaya geldi. Annesini ölümünden sonra Petersburg’a yerleşen sanatçı daha sonra babasını ölüm haberini aldı. 1846 yılında çıkan ilk kitabı İnsancıklar ve ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan yazarın umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklanarak hapse atıldı. 10 yıl hapiste yattıktan sonra tam kurşuna dizilmek üzereydi ki, son anda affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmek üzere Sibirya’ya gönderildi.
    Cezalarını çektikten bir süre sonra Avrupa seyahatine çıktı. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864) ve Suç ve Ceza (1866) gibi eserlerini yazdı. Sibirya’da evlendiği eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, ciğer kanaması sebebiyle yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde öldü.
    5-Yazamamanın Getirdiği Ölüm Hali: Virginia Woolf (1882-1941)
    Mrs. Dalloway, Deniz Feneri, Orlando, Jacob’un Odası, Dalgalar romanlarının da olduğu çok sayıda çalışmaya imza atan Woolf, II. Dünya Savaşı’nın yarattığı kasvet, üretkenlik yoksunluğu gibi nedenlerle ruhsal bunalıma girdi ve 28 Mart 1941’de Ouse Nehri’ne ceplerine taş doldurarak atlayarak ve intihar etti.
    6-Ölüm Korkusuna Yenilmek: Cesare Pavese (1908-1950)
    Kadınlarla olan sorunlu ilişkisi ve ölüm saplantısı ile tanınan Pavese, yazarlık serüveni boyunca şiir ve romanın yanı sıra Amerikan Edebiyatı’ndan İtalyancaya yaptığı çevirilerle adından söz ettirdi. Mussolini iktidarına karşı yazıları nedeniyle hapis yatan Pavese, 1950 yılında günlüğüne “Artık sabahı da kaplıyor acı” diye not düşerek Torino’daki bir otel odasında çok sayıda uyku hapı içerek yaşamına son verdi.
    7-Dostuna Elveda Ederek Ölüm: Sergei Yesenin (1895-1925
    Mayakovski’nin izinden giderek 1917 Ekim Devrimi’nin ateşli savunucuları arasında yer alan Yesenin, Ekim Devrimi ardından rejime yönelik eleştirileri nedeniyle sansüre uğradı. İçkiye olan bağımlılığı ve kadınlarla olan sorunlu ilişkisi nedeniyle psikiyatri tedavisi görmek için bir aylığına akıl hastanesinde kaldı. Noel için hastaneden çıkarılan Yesenin, 27 Aralık 1925’te Moskova’daki İngiltere Oteli’nde odasında kendini asarak intihar etti. Cesedinin yanında, intiharından bir gün önce bileklerini kesip kendi kanıyla Mayakovski’ye yazdığı veda şiiri bulundu:
    8-Devrim Yorgunu Bir Şair: Vladimir Vladimiroviç Mayakovski (1893-1930)
    1917 Ekim Devrimi’nin şairi olarak tanınan Mayakovski, Rus Devrimi’nin sanat alanındaki yansıması olan “Futurizm Akımı”nın öncüllerindendir. Nazım Hikmet’in şiirine de önemli izler bırakan Mayokovski, insanların devrim idealleri karşısındaki inançsızlığı ve umutsuz aşkları nedeniyle 14 Nisan 1930’da Moskova’da intihar etmiştir.
    9-Fars Topraklarında Kafka Haleti Ruhiyesi: Sâdık Hidâyet (1903-1951)
    İran Edebiyatı’nın “Kafka”sı olarak tanınan Sadık Hidayet, başta Kör Baykuş olmak üzere düz yazı ve kısa hikâyeleriyle tanınır. Yazarlık serüveni boyunca gerek şah yönetimi gerekse Şii ulema tarafından pek sevilmeyen Hidayet’in eserlerinde melankoli, umutsuzluk ve mistisizm hakimdir. Yazar, 23 yıl önce ilk intihar denemesini gerçekleştirdiği Paris’te, 9 Nisan 1951’de yaşadığı dairede havagazını açarak yaşamına son vermiştir.
    10-Savaşın Getirdiği Karamsarlık ve Ölüm: Stefan Zweig (1881-1942)
    Unutulmaz biyografilerin yazarı olan tanınan Stefan Zweig, hümanist, savaş karşıtı düşünceleriyle II. Dünya Savaşı öncesinde Avrupa’da adından söz ettirmişti. Zweig, gerek Yahudi kimliği gerekse düşünceleri nedeniyle 1930’lu yılların ikinci yarısından itibaren Nazi rejiminin hedeflerinden biri oldu. II. Dünya Savaşı sırasında konferans vermek için gittiği Brezilya’ya yerleşen Zweig; Virginia Woolf, Walter Benjamin gibi II. Dünya Savaşı’nın yarattığı umutsuzluk ortamından etkilenerek 22 Şubat 1942’de Rio de Janeiro’da, karısı Lotte ile birlikte intihar ederek hayatına son verdi.
    11-Auschwitz’ten Yaralı Bir Yürek: Primo Levi (1919-1987)
    Yahudi asıllı İtalyan yazar Primo Levi’nın eserleri, II. Dünya Savaşı sırasında anti-faşist mücadeleye katılması ardından esir düşmesinin ve Auschwitz Toplama Kampı’nda yaşadığı tutsaklık günlerinin izlerini taşır. Yazarın en önemli kitabı olan “Bunlar da mı insan?”da Levi, Auschwitz’te yaşadıklarını ve “eve dönüş” hikâyesini anlatır. Savaşta yaşadıklarının ardından Tanrı inancını kaybettiğini belirten Levi, 11 Nisan 1987’de 68 yaşında evinin merdiven boşluğuna kendini bırakarak intihar eder.
    15-Sıkıştırılmışlığın Getirdiği Ölüm: Walter Benjamin (1892-1940)
    20. yüzyılın en önemli düşünce akımlarından Frankfurt Okulu’nun temsilcileri arasında yer alan Walter Benjamin, Marksist kültür anlayışının yanı sıra Yahudi kökenleri nedeniyle Nazi Rejimi’nin hedefi olmuştur. Naziler tarafından Paris’e sürgün edilen Benjamin, Almanların Fransa’yı işgal etmesi ardından Gestopu’nun Paris’teki evini basması üzerine 1940’da İspanya’nın Fransa sınırındaki Portbou kentine kaçmış, burada polis tarafından Gestapo’ya teslim edileceğini öğrenince aşırı derecede morfin alarak yaşamını sona erdirmiştir.
    16-Annesinin Kaderinden Kaçan Yazar: Beşir Fuat (1852-1887)
    Askerlik kariyerini yarıda bırakarak düşünce dünyasına atılan Beşir Fuat, geç Osmanlı düşünce dünyasının önemli simalarından biridir. Namık Kemal gibi döneminin önemli aydınlarıyla sert polemiklere giren Fuat, Osmanlı’da pozivitizm ve materyalizmin tanıtılmasına önemli katkılarda bulundu. Sinir hastalıklarından mustarip annesinin kaderini paylaşmak istemeyen Fuat, bileklerini keserek intihar etmekle kalmamış, ölümü sırasında hissetiklerini yazıya dökerek tasvir etmiştir.
    17. Sylvia Plath (1932-1963)
    ABD'li şâir ve yazar Sylvia Plath, kısa ömrü boyunca mental rahatsızlıklarla boğuştu. Davranışları çevresi tarafından irrasyonel ve umursamaz olarak görüldü. Hayatı boyunca antidepresanlar kullanması gerekti.
    Plath, hayatı boyunca ileri derecede bipolar bozuklukla yaşadı. 1950 yılında bursla girdiği Smith College'deki ikinci yılında ilk intihar girişimini gerçekleştirdi ve bunun neticesinde akıl hastanesine yatırıldı. 1955'te Smith College'den iyi bir derece ile mezun oldu.
    1963'te, ikinci kattaki odalarında uyumakta olan çocuklarının yanına süt ve kurabiye bıraktıktan sonra, odalarının kapısını da içeri gaz girmeyeceğinden emin olacak şekilde bantlayarak kapattı ve kafasını fırının içine sokarak intihar etti.

    18-Nilgün Marmara (1958-1987)
    "Hayatın neresinden dönülse kârdır..."
    Nilgün Marmara, Türk şiirinin genç ve yetenekli kadın şâirlerindendi. Eğitimini, Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladı.
    Listede de yer alan Sylvia Plath üzerine tez yazmıştı ve 13 Ekim 1987'de 29 yaşındayken o da intihar etti.
    19-Yaşamın Ucuna Yolculuk Eden Yazar: Tezer Özlü (1943-1986)
    Kafka ve Pavese’in izlerini taşıyan eserlerinde genellikle varoluş ve yabancılaşma temalarını işleyen Özlü, Türkiye ve yurt dışındaki yaşamında çeşitli defalar intiharı denemiş ve psikiyatrik tedavi görmüştür. Göğüs kanseri nedeniyle yaşama veda eden Özlü, intiharın kıyısında dolaşan ruh hali ile bilinir. Özlü, bu özeliğini kitaplarına da taşıdığı için bu listede yer almaktadır.
    “Yaşamın Ucuna Yolculuk” adlı romanında şöyle der: “Bir yüksekliğin, bir başıma olduğum bir yüksekliğin en ucundayım. İnemiyorum. Yaşayamıyorum. Ölemiyorum.
  • Merhabalar Efendim...!

    Hava'nın bugün kafası karışık gibi. Ne güneşli ne güneşsiz. Grimsi bir tonla yukarıdan bize bakıyor.. Birazda sisli gibi..

    Kahvenizi alıp dışarıyı izlemek ne keyif verirdi. Özellikle bu havalarda doğada bir yerlerdeyseniz yeşillik alanlara baktığınızda, yeşilin elli tonu'nu görebilirsiniz. Gri'nin değil efenim yeşilin elli tonu.. :)

    Kahveler hazır olsun, biz geldik..! {Ç News} Yayında..!!

    Bugün Klasik Türk Mûsikîsi (Türk sanat müziği) etkinliğimizi sonunda yapıyoruz.. Biraz hüzün dolacağız gibi geliyor... Sevdiğiniz TSM parçalarını yoruma bırakırsanız, gün boyu 1K şenlenecektir. Bizim paylaşımımız en altta olacaktır.. TSM paylaşımlarınızı yoruma bekliyoruz..!!

    Günün Sözü:

    "Kalp için hayat basittir: Atabildiği kadar atar. Sonra durur."

    ~ Karl Ove Knausgaard, Kavgam

    Şimdi; Üç Edebiyat haberi, Üç İnceleme ve Üç Alıntı...!
    Hazırsanız, haydi başlayalım....!

    Toplanın... Anayurt Oteli, Aylak Adam gibi kitaplarla edebiyatımızda oldukça değerli bir yere sahip olan Yusuf Atılgan'ın saklı kalmış bir eseri, ilk defa gün yüzüne çıkıyor...
     https://kayiprihtim.com/...at-yasayasiniz-diye/

    Bir çok okur kitap listelerini sevmez ama yeni çıkan bu 25 kitaba bir gözatın.. Belki liste'de okuma zevkinize uygun bir tat yakalarsınız..
     http://www.neokuyorum.org/...yeni-cikan-25-kitap/

    Ursula K. Le Guin üzerine çok güzel bir makale.. Keyifle okuyunuz.. Saygıyla analım bu güzel insanı..
     https://dusunbil.com/...a-bir-tane-yarattim/

    Haberlerimiz bitti... Şimdi sıra günün incelemelerinde;

    Semih 'in ->> #27973955

    Ne Kitapsız Ne Kedisiz 'nin ->> #23818900

    Hesna 'nın ->> #26536293

     "Özenle ve emek harcanarak yazılmış bu incelemeleri öneriyoruz... Her gün üç inceleme diyoruz.. Bu incelemeler kişisel beğenim karşılığında eklenmiştir..! İyi okumalar...!"

    İncelemerimiz bitti. Şimdi sırada günün Alıntılarında;

    Fox Mulder 'un bugün için seçtiği üç alıntı;

    ~

    "İyiliğin sebebini aradıkları yok, öyleyse niye tersini merak ediyorlar ki?"

    Otomatik Portakal, Anthony Burgess #29315765

    ~

    "Yazmak iyidir, ama düşünmek daha iyi ;akıllılık iyidir, ama sabretmek daha iyi."

    Siddhartha, Hermann Hesse  #29321243

    ~

    "Bilgisizlere elinizden geldiği kadar çok şey öğretiniz. Parasız öğrenim vermediği için toplum suçludur; yarattığı karanlığın sorumlusu odur. Bir ruh eğer karanlıkla doluysa, günah orada işini görür. Suçlu, günah işleyen değil, karanlığı yaratandır."

    Sefiller, Victor Hugo #29325303

    ~

    "Alıntıların sonlarında ki linklere giderek, asıl alıntı sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Desteği ve emeği için Fox Mulder'a Teşekkürlerimizle.."

    Bugüne Özel Üç Adet TSM Paylaşımı:

    Zeki Müren: https://youtu.be/g942qom8HqM

    Müzeyyan Senar: https://youtu.be/phG5uwmPWIo

    Gönül Yazar: https://youtu.be/_RhQR9OUgYQ

    İlk aklımıza gelenlerden bizim seçkilerimiz bu şekildeydi. Sizlerin sevdiği Türk Sanat Müziği parçalarını yoruma bekliyoruz...

    Birlikteliğimizin bugün de sonuna gelmiş bulunmaktayız...

    Keyifli günler dileriz...

    Hergün;
    Üç Haber, Üç İnceleme, ve Üç Alıntı ile sizlerleyiz...

    Sağlıcakla kalın....!

    {Ç News}