Elimde olan neredeyse her şey var içinde, ama boş yer de var. Kutuda acı var, heyecan var, iyi duygular, kötü duygular var, kötü düşünceler ve iyi düşünceler var...
Hepsinin üstünde de sana beslediğim minnet ve sevgi var...
Ve hala yer var kutuda.
Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi,
gelmiş geçmiş en kötü günlerdi;
hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık;
hem inancın devriydi hem şüpheciliğin;
hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi;
umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı;
hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu;
hepimiz ya doğruca Cennete gidecektik ya da tam aksi istikamete
-özetle; şu an içinde bulunduğumuz döneme öyle benzer bir dönemdi ki dönemin, sesi en çok çıkan otoriteleri bu günler hakkında-olumlu anlamda da, olumsuz anlamda da- ancak ve ancak "en" sözcüğü kullanılarak konuşulabileceğini iddia ediyorlardı.
İlk kitap Uyanış ile serinin karanlık ve gizemli dünyasına harika bir giriş yapmıştık ama İhanet, beklentilerimin çok ötesine geçerek hikayeyi bambaşka ve çok daha acımasız bir boyuta taşıdı! Yazar,
"Rab dünyayı güzelleştirmek için bu yolu mu seçti sence?"
"Bilakis dünya zaten güzeldi ve onu çirkinleştirenler yalnızca insanlar oldu. Rab akıl sayesinde bu güzelliğe yeniden erişmemizi istiyor bence. Çünkü insana giriş ve çıkış yollarını akıl gösterir. Aklını kullanarak insan dünyayı adil ve herkes için daha güzel bir yer yapabilir. Rabb'in istediği bu olsa gerek."