Eğer sadece "Lâ ilâhe illallah" demenin, hiçbir şart ve gereklilik aranmaksızın kişiyi Müslüman kılmaya yeterli olduğunu iddia ediyorsak, o hâlde namazın şartlarını ve rükünlerini yerine getirmeyen, abdest almayan, kıbleye yönelmeyen, tekbir getirmeyen, kıraat yapmayan, rükû ve secde etmeyen bir kimsenin de sadece "ben namaz kıldım" sözüyle namaz kılmış olduğuna hükmetmemiz gerekir.
Nasıl ki namaz, yalnızca bir iddiadan ibaret olmayıp birtakım şartlar ve rükünlerle sahih oluyorsa; İslâm'a giriş ve onun üzere sebat etmek de sadece bir sözün telaffuz edilmesinden ibaret değildir. Her hakikatin kendine mahsus şartları, gerekleri ve onu bozan hususları vardır.
İmam Buhârî'nin Sahîh'inde, Vehb b. Münebbih'e:
"Lâ ilâhe illallah cennetin anahtarı değil midir?" diye sorulunca, şöyle cevap vermiştir:
"Evet. Fakat her anahtarın dişleri vardır. Eğer dişleri olan bir anahtarla gelirsen kapı açılır; aksi takdirde açılmaz."