• "Entelektüel bir Hristiyan "Tanrı gibi gökte oldum." ifadesini Türk faşistliğinin dayanaklarından biri olarak yorumlayabilir fakat aynı entelektüel Hristiyan "Isa Tanrı'nın oğludur" dogmasını samimiyetle savunacaktır. Izafiyet derken bunu kastediyoruz."
  • Kocan kadar konuş ikilemesinden tanıdığımız Şebnem Burcuoğlu yine çok sempatik bir hikayeyle okuyucusuyla buluştu. ‘Şekerfare’ adından da anlayacağınız üzere şeker tadında akılda güzel bir izlenim bırakan hoş bir eser olmuş. Sevgili dostum Kübra’nın vasıtasıyla tanıştığım bu güzel eser tam da şu ana uygun plajda güneşlenirken ya da bahçenizde balkonunuz da akşam kahvesi keyfi yaparken, hiç olmadı kısa yolculuklarınıza eşlik edebilecek, okurken sizi gülümsetecek hayli hoş bir Hikâye 
    Biliyorsunuzdur daha önceki iki kitabını da beyazperdeye taşıyan ve bu anlamda senaristlik ünvânınıda hanesine ekleyen sevgili Şebnem Burcuoğlu bu kitabında film sektörünün zorluklarından hayli dem vurmuş ve bunuda hayli tii ye alarak yapmış diyebiliriz. Hatta kitabın muzur karakterlerinden olan Meryem’in ağzından kendisine de hayli giydirme yapmış, bir nevi kendisiyle dalga geçmiş demek daha doğru olur sanırım.
    Kitabın ana karakteri Şükran ve hikayeyi ondan dinliyoruz, kankası ve yol arkadaşı dediğimiz çocukluk dostu Meryem var bir de hangimizin böyle bir dostu olmamıştır ki  Ve Ali her ne kadar kendine ya da okuyucuya itiraf etmekte zorlansa da Şükran’ın kalbini kazanan jönümüz. Hikâye bu üçlünün etrafında dönüyor genelde, tabi yan karakterlerimiz de var ama onları okuyunca siz eklersiniz artık.
    Herkesin seveceği bir hikâye yazmak ve sonrasında bunu bir filmle taçlandırmak hem çok zor hem de hayli beceri isteyen bir iştir ve bir çoklarımızın da (bende dahil) hayalidir diyebiliriz. Sanırım Burcuoğlu bu anlamda herkesin iç sesine kulak vermiş ve durumu komediye dönüştürüp bizi hem gülümsetip hem de düşündürmek istemiş. Benim nazarımda bu konuda hayli başarılı olduğunu düşünüyorum. Daha önce ki deneyimlerini ve tarzını da beğendiğim yazar yine güzel bir eser çıkarmış ortaya. Sanırım bu eserini de beyaz perdeye taşıma potansiyeli hayli yüksek, bu haliyle bile bu kadar gülümsettiyse izlerken ki halimi hayal edemiyorum.
    Bu arada nacizane eleştirim; bazı bölümlerde kendinden ve daha önceki kitaplarından bahsettiği kısımlar biraz fazlaca olmuş ve okurken sanki çok mu reklam içerikli diye düşünmeden edemiyor insan.
    Velhasıl beğendim mi evet beğendim tavsiye eder miyim tabi ki ederim. Ağır kitaplarınızdan sıkıldıysanız ve ufak bir molayla gülümsemek isterseniz aklınızı hafifçe oyalayacak güzel bir komedi olarak Şekerfare’yi okuyabilirsiniz. John Lennon ait “Hayat, sen plan yaparken başına gelenlerdir” aforizması ise kitabın ana fikrini özetlemek adına tam kıvamında kullanılmış diyebilirim.
    Bu tatil günlerinde bol okumalı zamanlar geçirmenizi dilerim, bir sonraki kitap yorumunda görüşmek üzere sevgili kitapseverler :)