• Türk polisiye yazarımız Ahmet Ümit in Geç Hitit Devletlerinden Karkamış (Antep,Suriye sınırı)’ta kurulmuş şehir devletlerinden birinde sarayın resmi tarihçisi Patasana adlı görevli ‘nin serüveni ile Patasana nın gizli tabletlerini ortaya çıkaran kazı ekibinin içine düştüğü cinayet bilmecesini anlatır bence en güzel bu kitabında..Tarihi romanın modern zamanlarda geçen kazı bölümleri, Ahmet Ümit tarzı katili bulmaya çalışan bir grup insanın tanıdık aksiyon sahneleri eşliğinde gerçekleşirken,M.Ö 2000 lerde yaşamış saray görevlisi Patasana benim gözümde Ahmet Ümit ten ayrılıp bağımsızlığını ilan etmiş bir cumhuriyettir..Ahmet Ümit in en gerçekçi ,en hüzünlü,en gizemli tarihi kurgu karakteridir Patasana bence..Kitaba dair aklımda en çok yer edinen kısımların başında Fırat nehrinin anlatıldığı bölümler geliyor.Fıratta batan gemiler ve sulara gömülen hazineler,sarayın gizli odalarında öldürülüp parçalara ayrılıp Saray balkonundan Nehre atılan cesetler..Bu kitabı okuduktan sonra şiddetle Gaziantep i görme isteği duyabilirsiniz ve Fırat nehrine de hazine ya da cesetlerden arta kalanları görürüm umuduyla derin derin bakmak isteyebilirsiniz zira ben öyle yaptım.Kitap da okuduğumda ürktüğüm, Fırat nehrini somutta da görünce beni kendine mıknatıs gibi çekmesine canlı canlı şahit olup yıllar sonra da kabus olarak bazı gecelerime eşlik etmiştir.Ahmet Ümit de Antepli olduğu için belki de en güzel yazdığı kitabı budur. Okumanızı tavsiye ederim.
  • Kendisi sakar, şapşal, takıntılı ve paranoyak olmasına rağmen çok zeki. Mitat Karaman (h yok, adamın h’si bile yok, o kadar bahtsız yani), onda kendinizi bulmanız muhtemel bir karakter. Bu kitap dizi veya filme uyarlanmalı ve yine bence Engin Günaydın, Mitat Karaman rolü için biçilmiş kaftan.
    .
    36 yaşında olmasına rağmen yaşını göstermeyen kahramanımız... Pardon Karaman’ımız, sürekli hiçbir işe yaramadığından yakınan, bu dünyaya hiç mi faydası olmayacak diye merak eden, insanlarla ilişkileri oldukça sınırlı olan bir adam. Peki bu adamın hayatı bir anda nasıl değişebilir ve odak noktası haline gelebilir? Şapşallığıyla ünlü karakterimiz bir gecenin köründe çalan zil sonrasında tek yapması gereken diyafondaki iki tuştan birine basıp gelenin kim olduğunu öğrenmek olmasına rağmen diğer tuşa basarak kapıyı açar. Aynı gece apartmanda gizemli bir cinayet vuku bulur ve sonrasında olaylar bir başlar ki, tutabilene aşk olsun!
    .
    Kısa sürede koyu bir Doğu Yücel fanboyuna dönüştüğümü bu kitabı bitirdikten sonra kendime resmen ispatlamış bulunuyorum. ⭐️ Mitat karakterinde zaman zaman kendimi bulduğum da oldu, ona yardım etmek istediğim de. Böylesine güzel bir kurguyu başka kim inşa edebilir ki zaten?
    .
    Kitapta mevlit sahnesindeki “dondurmalı irmik helvası” olayına, yine mevlitte Mitat’ın dövmeleriyle mücadelesine, Ceylan’ın pop müziğe olan aşkıyla Mitat’ın tanışmasına ve Sfenks’e yapılan Gargoyle benzetmesine durup kaç dakika güldüm bilmiyorum. Mitat’ın Hera’yla tanıştıkları kısma, Olimpos Cafe detayına, “sinemaya tek başına gidenler”e yapılan göndermeye bayıldım! Bir de asla ama asla tahmin edemeyeceğim sürprizli finali okurken şk (evet, patlangaçlı o harfiyle) oldum! Bence, “kimse göründüğü gibi değildir” bu kitabın en kısa özeti olmalı. Sonuç olarak kitap benim favorilerim arasına girdi, geriye iki tane Doğu Yücel kitabım kaldı, onları idareli okumalıyım.
  • Sevgili Agathamın 1923 'te yayımladığı üçüncü , Hercule Poirot 'un bulunduğu serinin ise ikinci kitabıdır kendileri. Yazarı tanımak ve anlamak için, karışık sıra ile okuduğum 4-5 kitabından sonra, kronolojik sıralama ile okumaya karar verdim.

    ''Dersimiz Cinayet''

    Bu gizemli olayda, yazarımız her zaman ki gibi başlangıçta ufak ip uçları ile katilin kim olduğunu belli ediyor. Fakat olaylar ilerledikçe, yok canım şudur, yok canım bu kişidir oldum :) Kitabı, gerek konusunu gerek anlatımını, beğendim ben. Okunmasını tavsiye ederim
  • SPOILERLI INCELEME
    Sırtından geçindikleri Gordon Cloade'nin bir depremde ölmesi ve tüm mirasının yeni eşi Rosaleen Cloade'ye geçmesiyle, tüm Cloade ailesi Rosaleen'e kıskançlık duyar.
    Rosaleen'in ilk eşi köye gelir, kardeşiyle onu şantajlar ve ardından ölür.
    Ardından iki cinayet daha olur: Porter ve Rosaleen.

    Enoch Arden'i kim öldürmüştür? Enoch Arden aslında Robert Underhay mıdır? Porter ve Rosaleenn niçin ölmüştür? Porter niçin Robert hakkında yalan söylemiştir? Eşarplı kadın kimdir? Cloade ailesi ne saklıyordur?

    Açıkçası katilin daha farkli biri olmasını ve ölüm sebeplerinin daha farklı olmasını beklerdim, çünkü böyle daha çarpıcı olurdu fakat kitabi iki günde bitirmemle, Agatha Christie'nin niçin bu kadar sevildiğini anlamış oldum.

    Akıcı, sade bir dil ve merak uyandıran bir sürü gizemli öge. Yazara hayran olmamak elde değil.

    Bu yazarın okuduğum ilk romanı, kesinlikle devamı gelecek:)
  • -Alper Kamu(5)-
    Alper Canıgüz'ün absürd kahramanı. Düşünen, araştıran, okuyan(büyük ihtimal yeraltı edebiyatına hayran), karamsar, distopik bir karakter.
    Kitap, Oğullar ve Rencide Ruhlar'ın devamı diyebiliriz. Ana karakterler,mahalle aynı ama olaylar ve yeni eklenen kişiler farklı ve enteresan... psikopat, gizemli, derin karakterler bolca mevcut.
    Beş yaşındaki bir çocuğun(Alper Kamu), tüm absürdlüklere rağmen anne ve babasiyla ilişkisi, ilişkinin psikolojik derinliği güzel verilmiş.
    Canıgüz olayların( cinayet, aşk..) küçük ayrıntılarını, akıcı bir üslupla okuyucuya yormadan veriyor ve sonunu da şaşırtıcı bir şekilde bağlıyor.
    Yazarın tarzı eğlenceli ve akıcı. Tavsiye edilir:):)
    "Bilirsiniz insanlar doğar, ölür ve sonra büyür(alıntı)"
  • Kasım ayının ilk kitabı oluyor kendileri. Polisiye, gizem ve hatta hala tam olarak anlayamadığım bir konu sebebiyle (spoi vermemek için fazla açmıyorum) fantastik bir gizem bile var. Ama şunu biliyorum bu kitabı ilkinden biraz daha gizemli geldi.
    Mickey Bolitar ve arkadaşları önceki görevlerinin etkisinden henüz çıkamamışken yeni bir trajedi kapıyı çalar. Bu sefer kendisini, arkadaşlarının hayatını tehlikeye atan bir cinayet vakasının ortasında bulan Mickey'nin pek seçeneği yoktur: Hem kendisini ve arkadaşlarını Lodz Kasabı'ndan korumalı hem de ne pahasına olursa olsun cinayeti çözmelidir.
    Okurken biraz saçmalamış olsalar da yinede kitap kendini okutuyor. Umarım serinin üçüncü kitabında çözülmeyen bir şey kalmaz.
  • Öyküler hakkında özet bilgi notları olabilir.
    Şüphe Asla Uyumaz'ın içinde 12 adet dava bulunmaktadır.
    Hikayeler şöyle:
    Birinci Öykü: Boş Ev
    Bu öyküyü Boş Ev adlı kitapta da okumuştum. Bir hesaplaşma polisiyesi. Şerlok'un belalısı olan Moriarty'in adamları ile boş bir evde hesaplaşmaları anlatılıyor.
    İkinci Öykü: Norwoodlu İnşaatçı
    Bu öyküyü de yine Boş Ev de okumuştum. Norwood'un tanımış inşaatçısı olan Bay Jonas Oldcore'un işleri kötüye gitmektedir. John Hector McFarlane ise genç bir avukattır. Bizim inşaatçı bütün mal varlığını bir zamanlar nişanlısı olduğu kadının oğlu olan bu avukata bırakma kararı alır. Peki ama neden?
    Üçüncü Öykü: Dans Eden Adamlar
    Hilton Cubbit'in geçmişi sırlarla dolu eşi Elsie Patrick'e gelen garip şekillerden oluşan ans eden figürlü gizemli kağıtların esrarı nedir? Bu öykü de Boş Ev okuduğum bir başka öyküydü.
    Dördüncü Öykü: Bisikletli Takip
    Sık sık bisiklet kullanmaktan zevk alan resim öğretmeni Bayan Violet Smith'i siyah takımlı, koyu sakallı birinin araya mesafe koyarak yine bisikletle takip etme nedeni ne olabilir ki?
    Beşinci Öykü: Priory Okulu Vakası
    Priory Okulunun kurucusu ve müdürü olan Dr. Huxtable, Sherlock ve Watson'un evlerine gelir. Holdernesse dükünün tek oğlu ve varisi olan Lord Sottire'nin ve de Almanca öğretmenleri olan Heidegrer'in okulda olmadıklarını söyler. Bu hem okulun hem de dükün prestiji açısından olumsuz bir durumdur. Sherlock'un yardımına muhtaç duyma isteği ve akabinde Sherlock durumun icabına bakar.
    Altıncı Öykü: Kara Peter Vakası
    Denizciler arasında etrafına saçtığı dehşetten dolayı Kara Peter adıyla bilinen denizci ve fok-balina avcısı Kaptan Peter Corey'in feci şekilde ölümünü saran esrar perdesi için Scotland Yard polis müfettişi Stanley Hopkins, Baker Sokağı'na yardım istemeye gelir. Olayın kontrolü artık Sherlock'tadır.
    Yedinci Öykü: Charles Augustus Milverton Vakası
    Milverton şantajlarla beslenen para avcısının biridir. En son kapanına düşende Dovercourt kontuyla evlilik arifesinde olan Leydi Eva Brackwell'dir. Leydi Eva'nın konttan önce birisiyle yazıştığı masumane mektupları Milverton koz olarak kullanmak ister. Bu öykü kitabın en ilginciydi bana göre. Burada Sherlock'u çok farklı bir görevde göreceksiniz. Acaba görevi nedir?
    Sekizinci Öykü: Altı Napolyon'un Esrarı
    Scotland Yard müfettişi Lestrade, Napolyon heykelleri çalarak onları un ufak eden bir adamın davasını getirir bizimkilere. Gerisi zaten bildiğimiz şeyler. Yıldızlı pekiyi bir çözüm.
    Dokuzuncu Öykü: Üç Öğrenci
    1895'te üniversitesi olan bir kentte kendi özel araştırmalarını yapmak için bulunan dedektifimize St. Luke Üniversitesi hocalarından Bay Hilton Soames ziyarette bulunur. Fortescue bursu için yapılacak sınavın soru kağıtları alınmıştır. Okulun ve hocanın itibarı ile adil olmayan bir şekilde bursun birine gitmesi söz konusudur. Sherlock kendi araştırmasını bırakıp olaya müdahale etmek zorunda kalır.
    Onuncu Öykü: Altın Gözlüğün Esrarı
    Müfettiş Stanley Hopkins soğuk bir kasım günlünde Baker Sokağına gelir. Profesör Coram'ın evinde bir cinayet işlenmiştir. Asistanı olan Smith öldürülmüştür. Katil kimdir? Severek okuduğum bir öykü oldu bu vaka da. Sherlock'un Hercule Poirotvari gri hücrelerine saygı ile.
    On Birinci Öykü: Kayıp Futbolcu
    Cambridge Üniversitesi ragbi takım kaptanı (hocası) Cyril Overton, Scotland Yard pol,s müfettişine gider. Müfettiş vakanın Sherlock'u daha çok ilgilendireceğini belirtir. Overton'un sıkıntısı kısaca şöyledir: Takımın bel kemiği, hücumcusu, kısaca her şeyi olan ünlü oyuncuları Godfrey Staunton bir sonraki gün Oxford ile oynayacakları maç öncesinde kamp yaptıkları otele gelen bir not ile gözden kaybolur. Ne olmuştur Godfrey'e, sırra kadem basmadı ya.
    Güzel bir öyküydü bu da. Polisiye durumunu geçtim çok dramatik bir hikayeyle karşılaşacaksınız.

    Ve son olarak On İkinci Öykümüz: Abbey Çiftliği Vakası
    Yine Scotland Yard müfettişinin getirdiği bir başka vaka. Abbey Çiftliğinde işlenen bir cinayet üzerine Sherlock bir telgrafla bilgilendirilir. Vaka tam da Sherlock'un hoşanacağı türdendir.

    Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim. Dinlemek isteyenlere de Youtube'da oynatma listesi oluşturdum. Kitapta geçen 12 öyküyü kitaptaki sıralama ile düzenledim. Öyküler Martı Yayınlarına ait kitaptan. Keyifli dinlemeler.
    https://www.youtube.com/...NuJpddptnPBzy4lrX0gT