Gizem Arın

Gizem Arın
@gizoderler1402
Cesur Yeni Dünya ve Fahrenheit 451 üzerine
Puan vermedi·202 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 03:34
İki gece de okuduğum,iki kitap. Farklı zamanlar ama aynı mesajın farklı versiyonları. Cesur Yeni Dünya ile Fahrenheit 451 tam olarak böyle bana göre. İkisinde de aslında ortak bir korku var,insanın düşünmemesi. Ama bunu yapma şekilleri farklı. Cesur Yeni Dünya’da insanlar daha doğmadan sistemin istediği gibi programlanıyor. Herkes halinden memnun çünkü sorgulayabilecek bir zihne izin verilmiyor.Üstüne bir de “soma” gibi şeylerle sürekli mutlu tutuluyorlar.Yani farkında bile olmadan kontrol altındalar. Fahrenheit 451’de ise durum biraz daha sert. Burada kitaplar direkt yakılıyor. Çünkü kitap demek düşünmek demek. Düşünmek de sistemi bozuyor.İnsanlar ekranlarla, boş muhabbetlerle oyalanıyor. Kimse derin şeyler konuşmuyor,konuşamıyor da zaten. Ama en vurucu nokta şu bence: Cesur Yeni Dünya’da insanlar mutlu olduklarını sanarak köleleşmiş. Fahrenheit 451’de ise insanlar cahil bırakılarak susturulmuş. İkisinde de insan ilişkileri çok yüzeysel. Gerçek bağ yok, derinlik yok. Herkes bir şekilde yalnız ama bunun bile farkında değiller. Ve tabii ki iki kitapta da sistemi sorgulayan karakterler var. Onlar sayesinde aslında biz de “bir dakika ya” diyoruz. Kısacası bu iki kitap bana şunu düşündürdü: İnsanları kontrol etmek için illa zor kullanmana gerek yok. Onları ya yeterince oyalarsın ya da yeterince mutlu sanmalarını sağlarsın, zaten gerisini kendileri getiriyor. Ve işin korkunç tarafı… Biz Bunları YAŞIYORUZ!
Duygu ve Düşünce
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
10/10
·184 syf.··
2026 9. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 04:23
Kitabı biraz önce bitirdim ve gözlerimin ağlamaktan şiştiğini şimdi farkettim.İlk okuduğum da ortaokuldaydım,o zamanlar Zeze’ye çok üzülmüş yine çok ağlamıştım. Ama bugün sadece Zeze’ye değil ben bunları yazarken dahi Zeze’nin yaşadığı merhametsizliğe,sevgisizliğe,şiddete maruz kalan çocukların var olmasına ağlıyorum.Yoksulluğun sebep olduğu sevgisizliğe,sevginin ne olduğunu bilmeyen insanların doğurdukları o küçücük bebeklere ağlıyorum.Küçücük bedenlerinde var olan o kocaman masumiyet ve hayallerin öldürülmesine ağlıyorum. Zeze bütün bunların var olduğunu öyle haykırdı ki,kalbin parçalanmaması mümkün değil. Ve bu Dünya’da Zeze’ler maalesef hiç bitmeyecek.Portuga’ların çoğalması dileğiyle…
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2023274,9bin okunma
8/10
·296 syf.··
2026 8. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 03:30
Her birimizin hayatımızın bir döneminde keşke böyle yapsaydım dediği anlar vardır,yapsaydım çok farklı olurdu dediğimiz dönemler. İşte bu nokta da Matt abimiz bize şu gerçeği anlatıyor; Yaptığımız seçimler bizi değiştirmeyecek yine biz olarak o hayata devam edecek.Ve kendimizi değiştirmediğimiz sürece ne olursak olalım mutluluğu bulamayacak,pişmanlıklarla devam edeceğiz.Ve böylelikle de bolca felsefeden alıntı yapmış, bana göre sadece pişmanlıklar ve seçimler değil felseye ilgi uyandırmayı da başarmış bir yazar. Matt abimiz sayesinde felseye olan merakım artmış,bahsettiği yazarları araştırma isteği uyanmış ve kitaplarını aldırmıştır. Bu romanda bolca kendinizden bir şeyler bulacak.Günümüzün sosyal ilişkilerinden tutun da,felsefe,tarih,bilimle iç içe olacaksınız ve tekrar okumak için kitaplığınızın bir köşesine kaldıracaksınız. Son olarak okuduğum bütün kitaplarda bir dizi yada filmi hatırlarım.Bu roman ise bana “Dark” dizisini hatırlattı.Ne yaparsan yap kendin olduğun gerçeğini değiştirememen ve ikisinde de alıntı yapılan Arthur Schopenhauer’in dediği gibi “İnsan istediğini yapabilir ama istediğini isteyemez”.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202597,9bin okunma
8/10
·224 syf.··
2026 6. kitabı
Kitaba başlarken 10 kişinin ismi ve hikayesini hafıza da tutmak biraz zor olsa da zamanla hepsini öğreniyor ve sanki sende o adadaymışsın gibi hissetmeye başlıyorsun. Sıra bana ne zaman gelecek gibi bir korku ve heyecanla bir yandan da katili bulmaya çalışıyorsun. Onca dizi ve film izlemişimdir bu şekilde ve çoğunda da doğru tahmin etmişimdir katili ama bu roman müthiş şekilde ters köşe ediyor insanı. Edebi bir roman olmasa da Agatha’nın zihni ve dönemin polisiyesini başlatan kişinin hemcinsim olması kendine hayran bırakıyor doğrusu. Ayrıca kendince suçluları cezalandırmak isteyen katil bana Dexter’ı hatırlattı :)
On KişiydilerAgatha Christie · Altın Kitaplar · 202143,5bin okunma
10/10
·107 syf.··
2026 7. kitabı
Roman da toplumsal normları da ön plana çıkarıyor Marquez. Aile, toplumda kadına biçilen rol,namus, namus cinayeti gibi. Ve bu amaçla işlenen suçların normlara karşı gelindiğinde suçun nasıl da göreceli hale gelebileceğini de yüzümüze vuruyor. Coğrafya kaderdir dediğimiz,Ortadoğu’yu eleştirdiğimiz bu konuların Dünya’nın dört bir yanında gerçekleştiğini de öğrenmiş oluyoruz. Ama büyük bir farkla. Öldürülen kadın değil kadının beyan ettiği Nasar oluyor.Herkesin bunun gerçekleşeceğini bilmesi ama uyarmamalarına birer bahane bulmalarının nedeni Nasar’ın Arap (Türk diyorlar Ortadoğu’dan göç ettikleri için) olması bana göre. Ve her ne kadar Angela’nın hiçbir zaman doğru söyleyip söylemediğini, Nasar’ın da kendini ifade etmesine izin vermedikleri için gerçeği öğrenemeyecek olsakta bence romanda Marquez suçsuz olduğunu ima ediyor Nasar’ın. Bir gecede bitireceğiniz bu roman,size toplum normlarını,insan denilen yaratığın ne denli ikiyüzlü vahşi olduğunu ve hatta kaderi dahi düşündürtecek,sorgulatacak belki de utandıracak.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma