İlk sayfalarda ağır ilerleyecek sandım ama bir çırpıda okunuyor. Herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir öykü olmuş. Nefret duygusunun acımaya dönüşmesi kesinlikle çok iyi işlenmiş. Karakterin, babasının günlüğünü okuyarak olay örgüsünün devam etmesini çok beğendim, birebir duygu fırtınası yaşatıyor. Mürşit’in hikayesi insanın içine dokunuyor ama içinde alınacak bir sürü ders var. Beğendiğim, içinde kendimden parçalar bulduğum bir kaç şeyi not edeceğim
‘’Durmadan çalışıyorsun… Âmirlerin başlangıçta senden hoşnutluk getiriyorlar… Makine gibi mütemadiyen işlemene hayret ediyorlar… Fakat bir zaman sonra alışıyorlar… Bunu tabîî görmeye başlıyorlar… Nasıl ki akşama kadar havyar kesen arkadaşlarına bağırıp çağırmışlar, sonra onların tembelliğine, sersemliğine, mendeburluğuna alışmışlar, bunda bir fevkaladelik görmemeye başlamışlardır… Bir gün sen de kazayla daireye geç geldin, işleri biraz astın mı gözleri faltaşı gibi açılıyor… Onları görmüyorlar çünkü onlar her günkü vaziyetlerindedir… Seni görüyorlar çünkü sen o gün bir gün evveline nispetle daha fena vaziyettesin’’
‘’İstinat noktaları yavaş yavaş aşınan, sonra günün birinde en ehemmiyetsiz bir sarsıntı ile birdenbire göçen binalara benzedim…’’
‘’Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır…’’