Yaşam ; dün, bugün ve yarın olmak istediğimiz "benler" üzerine kuruludur. Kimimizin geçmişi önüne uzanırken kimimiz sırtımız dönük adımlar atarız geleceğe. Yaşamın bize sunduğu ikramlar sofrasında çoğu kez kendimizi değiştirmek adına kullanırız bu hakkımızı. Hepimiz dünyayı değiştirmek isteriz ama çok azımız değiştirir dünyasını. Değişim , on yargılarımızın inzivaya çekildiği , bazı şeyleri oluşuna bırakmanın daha çok huzur verdiği ve kendimizi değişmeye ikna ettiğimizde başlar. Değişim ağır ağır işler. Sabır , zaman ister. Bazen okuduğun bir cümle ya da tesadüfen karşılaştığın bir insan değiştiriverir seni. Eğer gerçekten değişmeye karar verdiysen kendinle çıkmalısın bu yola. Belki yolun sonu yoktur ama yola çıkmakta bir değişim değil midir ? Değişim belki bir çocuğun yüreğinde , bir kadının gözlerinde veyahut bir adamın zihninde saklıdır. İnanmak değişimin bu zorlu yollarının , meşakkatli kapılarının belki de en güçlü anahtarıdır. Artık sabahları uyandığında perdeleri çekmiyorsan, doluveriyorsa güneş içine , sızmışsa artık yüreğine , bir başka bakıyorsan gökyüzüne ya da bir başka seviyorsan kendini değişmeye başlamışsındır kim bilir ? Hayat geç kalanların değil hayat yeniden başlayabilenlerindir. Zihin tekrarları sever. Kendin ol , kendini sev , kendin için yaşa.
Sen değişirsen dünyan da değişir.