Nasıl aç kalmışsa onca zaman, bir deri bir kemik kalmış. Ama tabii, evladını önden gönderen anne babanın yüreği başka nasıl olsun!
Ölemediğinden yaşıyor mecbur, ölemediğinden...
Her gün muhabirler, yapımcılar böyle tipler gelip soru üstüne soru sordular. Ölen kıza hiç saygıları da yok herhalde. Öğrencilerin şaşkınlığına, üzüntüsüne de aldırış bile etmiyorlar, ufacık bir şey bulmayagörsünler, kocaman şişirip şişirip haber yazmalar falan...
Çocuk bir toz zerresi kadar değersizmiş de köleymiş de falan filan. Dinlerken şaşıramıyorum bile. Ama bu gazeteci denen herifler bunların hepsini tutmuş yazıyorlar bir de.
Hiç de medyanın bahsettiği gibi şeytani çocuklar değillerdi. Hiçbir şey bilmeyen insanların patavatsızca ettiği laflar bunlar. Tabii ki öyle. Ne kadar iyi çocuklardı!
Ne biçim tuhaf laflar ediyorsunuz siz öyle? Kim demiş ölen çocuğa yazık değil diye? Benim de içim cız ediyor zavallıya. Ama ölen çocuk artık ölmüş, benim çocuğum yaşamaya devam etmek zorunda, haksız mıyım? Travma yüzünden bir de üniversite sınavı mahvolsun bakalım! Benim çocuğum da şimdi ders çalışmakta çok zorlanıyor.