• 162 syf.
    ·2 günde·Beğendi·7/10
    Kendi toprakları içinde özgür ve tam bağımsız kalabilme mücadelesi veren onurlu Vietnam halklarının küçücük topraklarında emperyalizme karşı verilen savaşın gökyüzündeki kısmıdır " gök cephesi."
  • Uzun bir süreden beri, sonsuz bir süreden beri şurasında bir aşk besliyor ona karşı. Seviyor onu. İlk rasladığı andan beri seviyor.
  • Hiç bir şey ba.ğıınsızlıktan ve özgürlükten daha değerli değildir ...
  • Yurdumuzun bağımsızlığını ve halkımıza
    borçlu olduğumuz şeyleri sağlamak için Amerikan emperyalizmine karşı giriştiğimiz bu savaşta aynı kalple birleşmiş olan halkımız ve ordumuz hiç bir fedakarlıktan çekinmeyecek, hiç bir güçlük önünde gerilemeyecek tam ve kesin zaferi kazanana kadar yiğitçe çarpışacaktır ...
  • Bu yüz nice nice hüzünler, aşklar, öfkeler ve umutlar yan­sıtıyor. Aynlığa ve yoksunluklara göz yummuş onca hayatın hayalleri var. Bir kuşaktan başka kuşağa söylenemeyen, geçirilemeyen nice şeyler. Yalnız biz biilebiliriz bunu, yalnız biz derinliğiyle anlayabiliriz.
  • o kadar güzel buluyor
    ki nerdeyse soluğu kesilecek. Yurdumuzdaki genç
    kızların iyi ve zeki yüzünü taşıyor
  • 120 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Dikkat: Tatkaçıran/oyunbozan içerir.

    İki Çocuk Öyküsü:
    'Başka Karıncalar Diyarı Ve Yerle Gök Arasında'

    Ulaş Başar Gezgin


    Erdoğan Kahyaoğlu'nun ikinci çocuk öyküsü olan 'Komutan Anti: Başka Karıncalar Diyarında' kitabını ve ilk kitap olan 'Suşa ile Kiki: Yerle Gök Arasında'yı okumak, insanı, çocuk öyküsü yazmanın apayrı bir sanat olduğuna ikna ediyor.

    'Başka Karıncalar Diyarında'da, bir öbek karınca, yaklaşmakta olan Büyük Yağmur'a karşı önlem almak durumundadır. Büyük Yağmur'da yuvaları yıkılacaktır. Yeni yuva kurabilecekleri bir yer bulmalıdırlar. Kraliçe karınca, bir takımı görevlendirir. Takımın başında, Komutan Anti vardır. Yolda bir örümceğin yaşamını kurtarırlar. Az gittikten uz gittikten sonra, bir yere varırlar. Burada köleleştirilmiş karıncalarla karşılaşırlar. Bu karıncalar köleleşmişlerdir; çünkü yaşadıkları gönencin bir sonucu olarak, asker karıncaları işçi karıncaya çevirmişlerdir. Nasılsa asker karıncalar, bir işe yaramamaktadır. Birgün, büyük antenli ve kalın kafalı karıncalar gelirler ve onları tutsak ederler.

    Komutan Anti ve yanındakiler, efendilerle dövüşürler ve zincirlerinden kurtulabilmeleri için, eski asker ve işçi tüm karıncalara savaş eğitimi verirler. Sonunda tutsaklar, efendileri darmadağın ederler. Komutan Anti ve yanındakiler, yeni bir yuva aramayı, kaldıkları yerden sürdüreceklerdir. Kurtardıkları karıncalar, kendi yuvalarının yakınında, Komutan Anti'nin topluluğunun yaşayabileceği bir yuva sunarlar. Yolcular, diğer karıncaları çağırmak için geri dönerler. Ancak, geç kalmışlardır; Büyük Yağmur'a yakalanırlar. Belki, yuvaları da çoktan dağılmıştır. Daha önce canını kurtardıkları örümcek, yardımlarına yetişir. Sağsalim yuvaya varırlar. Yuvaları, yerli yerindedir.

    Yazar, 'çoklu-anlamlı' olarak adlandırılabilecek bir metin üretmiş. Bu metin, bir çocuk öyküsü olarak okunabilir elbette. Öte yandan, bir büyük masalı olarak da okunabilir: Osmanlı Padişahı Orhan Bey, Gelibolu'yu savaşsız almıştı. Çünkü Gelibolu halkı, depremden sonra, başka yerlere dağılmıştı. O çağlarda değiliz artık. İnsan, hele çok sayıda insan, öyle elini kolunu sallayarak bir ülkeden ötekine geçemiyor. Çağımız insanının anayurdunu topluca değiştirmesi zor. Topluca değiştirebiliyorsa, çoğunlukla köle ya da daha kibar deyişle 'işçi' olmak koşuluyla gerçekleşiyor bu. Karıncaların yolculuğu, buradan da okunabilir.

    Tutsak karıncalara geldiğimizde ise, Yazar'ın bilinçli ya da bilinçsiz olarak, askerci (militarist) bir tutum takındığını görürüz. Sezdirisi (ima) şudur: "Sakın ha orduyu dağıtmayın, dağıtırsanız köle olursunuz." Bu görüş, en asker-karşıtı insanların bile kabullenebileceği enazcı (minimalist) bir görüş. Ancak, biraz daha düşünüldüğünde, tüm devletlerin aynı gerekçeyle silahlandığı görülecektir ve hiçbiri haksız değildir. Madem ki tarih, güçlünün borusunun öttüğü bir arenadır; kötülerin de iyilerin de silahlanmak istemesi, gayet doğaldır.

    Çocuk öyküsü olarak okunduğunda ise, usta bir metinle karşı karşıya olduğumuzu görürüz. Zaten, bir yandan büyüklere bir yandan küçüklere yazmak, kolay değildir. Çocukları düşük zekalı sayan, anlatı niteliği bile taşımayan metinleri 'öykü' diye çocukların burnuna dayamak, piyasanın genel hastalığı ne yazık ki.. Bu bayağılığı aşan bir öyküyle karşılaşmak ne kadar sevindirici..

    'Suşa ile Kiki: Yerle Gök Arasında'ya baktığımızda, kaplumbağa Suşa ile kuş Kiki'nin yolculuğuna katılırız. Diğer kitapla karşılaştırıldığında bu kitap, anlatısal olmaktan çok kişiliklerin derinliklerine inen bir öyküdür. Bir kuşun ve özellikle de bir kaplumbağanın yansıyapısı (psikoloji), oldukça başarılı bir biçimde veriliyor. Yazar'ın, bu öyküyü kaleme almadan önce, "kaplumbağa olmak nasıl bir duygudur?" türünden insanbilimsel bir soruyla uzun uzun uğraştığı anlaşılıyor. Yoksa, bir kaplumbağanın kabuğundan hoşnutluğu, hoşnutsuzluğu ve diğer nesnel ögeler, bu kadar iyi nasıl verilebilirdi?..

    Suşa'yla Kiki, yeryüzüyle gökyüzünün birleştiği yeri aramaktadırlar. Bulamazlar, ama yola devam ederler. Belki birgün oraya ulaşacaklardır. Sonunu bilemeyiz. Bu öteyi arama düşüncesi, çocuk öykücülüğünün piri olan Samed Behrengi'nin 'Küçük Kara Balık' adlı öyküsünde de vardır. Behrengi’yle ilgili bölümde açıkladığımız gibi, küçük kara balık, balıkları yutan karabataklara ve büyük balıklara aldırmaz; ırmağın nereye aktığını merak etmektedir. Yolda, bir de, ters ters değil düz düz giden bir yengeçle karşılaşır. Kuşkusuz, bunlar ve benzeri öğeler, Behrengi'nin uygar uymazlığını (sivil itaatsizlik) imlemekte; çocuklara, herkesçe yapılanların, kimi zaman, mantıklı olmayabileceği düşüncesini vermektedir. Aynı biçimde, Kahyaoğlu'nun yolculuk öyküsü olma ortak özelliğini taşıyan iki öyküsü de, çocuklara, sırasıyla, yardımlaşmayı, dayanışmayı, açık görüşlü olmayı ve gerçekçi olup olanaksızı istemeyi öğütlüyor. Ancak, öğüt verirken, ders havası taşımıyor; iletisini öykünün akışına yediriyor.

    Çocuklarımıza armağan edebileceğimiz az sayıdaki güzel öykü kitabından ikisi, 'Komutan Anti: Başka Karıncalar Diyarında' ve 'Suşa ile Kiki: Yerle Gök Arasında'. Bu basbayağılıklar dünyasında güzel kitaplar okumak, bizim kadar çocuklarımızın da hakkı...


    Kaynakça

    Kahyaoğlu, Erdoğan (Haziran 2003). Komutan Anti: Başka Karıncalar Diyarı. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

    Kahyaoğlu, Erdoğan (Ocak 2003). Suşa ile Kiki: Yerle Gök Arasında. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.



    Kaynak: Gezgin, U. B. (2017). Anlatıbilim Açısından Roman, Öykü ve Masal İncelemeleri (2000-2017) [Novel, Story and Fairy Tale Analyses through Narratology].

    ANLATIBİLİM AÇISINDAN ROMAN, ÖYKÜ VE MASAL İNCELEMELERİ (2000-2017)

    Prof.Dr. Ulaş Başar Gezgin

    Yazında Ezilenler ve Ezilenlerin Yazını
    1. Marksist Açıdan Türk Romanı.
    2. Sovyet Türkologlarının Gözüyle Türk Yazını.
    3. Yaşar Kemal’i Yaşar Kemal Yapan 6 Özellik.
    4. ‘Boynu Bükük Öldüler’: İlk Yılmaz Güney Romanı.
    5. Yıllar Sonra Yeniden Genç Gorki ve Arabesk.
    6. İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu?
    7. Bulgaristan Hatırası Bir Marksist Türkolog: İbrahim Tatarlı

    Sabahattin Ali Yazını
    8. Anlatıbilim Açısından Kürk Mantolu Madonna.
    9. Merhum Marko Paşa’nın Size Çok Selamı Var.
    10. ‘Değirmen’de Sabahattin Ali Öykücülüğü.
    11. ‘Kağnı’da Sabahattin Ali Öykücülüğü.
    12. ‘Yeni Dünya’da Sabahattin Ali Öykücülüğü.
    13. ‘Sırça Köşk’te Sabahattin Ali Öykücülüğü.
    14. ‘Ses’te ve ‘Esirler’de Sabahattin Ali Öykücülüğü.

    Gülmece ve Hiciv Anlatıları
    15. Muzaffer İzgü Öykücülüğü: Azrail’den Bir Namussuz’a.
    16. Gülmece yazarı olarak Hasan Hüseyin: ‘Made in Turkey’.
    17. ‘Bay Düdük’ (1958).
    18. Bir Heccav Olarak Ümit Yaşar Oğuzcan.

    Çokkültürlü Yazın Çokkültürlü Toplum
    19. Türk Yazınında ‘Etnik Öteki’ İmgesinin Açımlanmasına Giriş Olarak Hüseyin Rahmi Yazını ve “Yankesiciler” Adlı Öykü.
    20. Çokkültürlü Toplum Çokkültürlü Öykü: Sait Faik Öykücülüğünde Ermeni İmgesi.
    21. Saroyan Öykücülüğü ve Yetmiş Bin Süryani.

    Masallar ve Efsaneler
    22. Eskimeyen Bir Yazın Evreni: 30 Yıl Sonra Yeniden Behrengi.
    23. Ferçler ve Zebler: ‘Binbir Gece Masalları’ Üstüne Bir İçerik Çözümlemesi Denemesi
    24. ‘Masalın Aslı’.
    25. ‘Vietnam Efsaneleri/ Vietnam Söylenceleri’.
    26. Tibet Masalları.

    Vietnam ve Tayland Yazını
    27. ‘Direnme Savaşı’: Direnenlerin Tarafından Vietnam-Amerikan Savaşı.
    28. ‘Şafakta Kazandık Zaferi’.
    29. Bir Vietnam-Amerikan Savaşı Romanı: Gök Cephesi
    30. Siyam Romancılığı Bağlamında Romanda Gerçeklik Sorunu.
    31. Siyamlı Romancı Siburapha’nın Yaşamı.
    32. Siyamlı Şair Sunthorn Phu’nun 'Phra Abhai Mani' Adlı Yapıtındaki Anlatının Özeti ve Değiniler.

    Türkiye Yazını, Türkçe Yazın
    33. Öykücü Yönüyle Ahmet Cemal’i Anarak.
    34. Torik Akını: Az, Öz, Akıcı, Okunası
    35. İstanbul Öyküleri.
    36. Onyıllar Sonra ‘Vatandaş’ı Yeniden Okumak
    37. Ölü Çiçekler Müzesi’nde Gezinti.
    38. ‘Uzaklara Mektuplar’.
    39. Ali Rıza Arıcan Öykücülüğü
    40. Puslu Kentin Mavisi: Modern Çin’den Öyküler.

    Taylan Kara Yazını
    41. Poe’nun Kuzgunu: Derinden ve Uzun...
    42. ‘Böyle de Buyurabilirdi Zerdüşt’: Hiççi Bir Başarı Öyküsü.
    43.‘Vasatlığa Giriş Dersleri’: Yine de İnsana Dair.
    44. Vasat Edebiyatı 101: Mizahla Polemik Arasında.

    Ütopya Anlatıları
    45. Uzaklaşan Ütopya ve Distopyalaşan Dünya.
    46. Devrim Öncesi Edebiyatında Ütopya: Kızıl Yıldız (1908) Örneği.

    İranlı Öykücüler
    47. İranlı Öykücüler: Hem Yakın Hem Yakın (1-4).
    48. Çağdaş İran Yazınının Öncüsü Sâdık Hidâyet (1-4).

    Avrupa Yazını
    49. Fransız Yazınında Bir ‘Muhalif Yazar Miti’ni Sorgulamak: Marguerite Duras.
    50. (Ölüm Yıldönümünde) Jose Saramago’yu Anarak...
    51. Bilişsel Bilimlere İlişkin Bir Roman: ‘Düşünce Balonları’

    Diğer Yazılar
    52. Darüşşafaka ve İmkansız Hayatlar.
    53. Endonezya’dan Bir Öykü: ‘Kral, Cadı ve Papaz’.
    54. Azerbaycan’dan Bir Öykücü: Anar.
    55. ‘En-Dor’a Giden Yol’.
    56. İki Çocuk Öyküsü: ‘Başka Karıncalar Diyarı’ ve ‘Yerle Gök Arasında’
    57. Defterde Kalan Borges (1899-1986) Dipçeleri.
    58. Latin Amerika’nın Çatık Kaşları: Bir Cehennem Ağacı Olarak Muz Ağacı.
    59. Başka Dünyalar Açısından Nobel Yazın Ödülü’ne İlişkin Değiniler.

    Gezgin Yazını
    60. Ulaş Başar Gezgin’le Yeni Romanı Üzerine (Söyleşi).
    61. Babasız Bir Roman Kişiliği Yaratmak (Söyleşi).