Mevsimlerin birbirini takip etmesinde bana mutluluk ve huzur getiren belli bir büyü vardı. Bu büyüyü sonsuz sayıdaki biricik kar tanelerinde, kokuları, renkleriyle duyuları sarhoş eden milyonlarca çiçekte, hiçbir sanatçının görkemini tamamen yansıtmadığı sonbaharın kahve tonlarında buluyordum.
Bir insanın gerçek gücünün yumruklarında değil, sözcüklerinde olduğunu fark ettim... Günün birinde herhangi bir kişiye, bütün bir medeniyete, hatta tüm insanlığa hükmedecek güce sahip olabileceğimi anladım. Eğer bu güce ulaşabilirsem bir daha kimse beni aşağılayamazdı.
"Yazmak geçmişteki anıları tekrar yaşamana yardım edecek," diye devam etti, "iyi olanlara sarılıp kötü olanlarla başa çıkacak güce sahip olacaksın. İkinci bir şansa sahip olmak gibi!"
Adolf, bu zayıflık değil... Bu korku. Onu düşündüğünde zayıf olmuyorsun; korktuğun zaman onu düşünüyorsun. Korkun bunu zayıflık olarak algılamana neden oluyor. Fakat aslında, sevgili arkadaşım, asıl zayıflık korkudur.