gökçe

gökçe
@gokcelated
“sürekli nerede olabileceğini düşünürken buluyorum kendimi. nereye gittiğini. zihnimin arka planında durmaksızın dönüp duran bir çark gibi. ne yapıyor olursam, nerede olursam olayım, bunu düşünüyorum: nerede o, nerede? yok olmadı ya. mutlaka bir yerde olmalı. tek yapmam gereken yerini bulmak. her yerde, geçtiğim bütün sokaklarda, bütün kalabalıkların, seyircinin içinde onu arıyorum. onlara bakarken, yaptığım tek şey bu: onu ya da ona benzer bir şeyi arayıp duruyorum.”
Sayfa 251·Kitabı okudu
Reklam
fakat Judith yere değen bir süpürgenin hışırtısında bile onu duyuyor. bir kuşun kanatlarını açıp pike yaparak duvarın ardında kayboluşunda onu görüyor. bir midillinin yelesini sallayışında, dolunun cama çarpışında, rüzgârın kolunu bacadan içeri sokuşunda, ininin çatısına döşediği sazların hışırtısında onu buluyor.
Sayfa 237·Kitabı okudu
Hamnet son nefesini işte orada, ateşin önünde, annesinin kollarında, emeklemeyi, yemeyi, yürümeyi, konuşmayı öğrendiği odada veriyor.
Sayfa 202·Kitabı okudu
arzın merkezine yolculuk yahut bir çift naylon çorap başkalarının elleri hep gözlerimize takılan başkalarının hayatlarında aklımız başka kimse yokken yanımızda hayat ısrarla sokarken bizi her fırsatta yerin dibine ikimiz müşterek bir set yapıp naylondan ve yıkılacağına aldırmadan her tehlikeye gülümseyip geçtiğimiz günler geliyor aklıma acayip hüzünleniyorum … bir türlü bir hayat yakıştıramadığımız ruhlarımız ve biz biz ikimiz seninle yarım kalmış her ne varsa ihtimal tamamlayabiliriz bir fırsatımız olsa keşke imkânlar ve fırsatlar silikleşirken bir bir bir sen kalıyorsun gövdenle bütün tüylerin dikilmiş aklımı bırakıyorum sonra sonra olanlar oluyor.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Reklam