Anlamlı İngilizce sözler ve anlamları (11-20)
11. If you’re absent during my struggle, don’t expect to be present during my success. (Eğer mücadelem süresince yanımda yoksan, başarım sırasında yanımda olmayı bekleme.)
12. Love the life you live. Live the life you love. (Yaşadığın hayatı sev. Sevdiğin hayatı yaşa.)
13. I need a six month vacation twice a year. (Yılda iki kez altı aylık bir tatile ihtiyacım var.)
14. I’m not perfect, but I’m loyal. (Mükemmel değilim fakat sadığım.)
15. It’s not over until you win. (Sen kazanana kadar bitmeyecek.)
16. Don’t try to be different. Just be good. To be good is different enough. (Farklı olmaya çalışma. Sadece iyi ol. İyi olmak yeterince farklıdır.)
17. Go big, or go home. (Büyük oyna ya da evine git.)
18. Do it today, or regret it tomorrow. (Bugün yap ya da yarın pişman ol.)
19. You never know how strong you are, until being strong is your only choice. (Güçlü olmak tek seçeneğiniz olana kadar, ne kadar güçlü olduğunuzu asla bilemezsiniz.)
20. Get busy living, or get busy dying. (Ya yaşamakla uğraşacaksın ya da ölmekle.)
Anlamlı İngilizce sözler ve anlamları (21-30)
21. The secret of happiness is freedom, the secret of freedom is courage. (Mutluluğun sırrı özgürlüktür, özgürlüğün sırrı cesarettir.)
22. Everything that kills me makes me feel alive. (Beni öldüren her şey yaşadığımı hissettiriyor.)
23. The present is theirs; the future, for which I really worked, is mine. (Bugün onlarındır; uğrunda gerçekten çalıştığım gelecek, benimdir.)
24. A woman either loves or hates; she knows no medium. (Bir kadın ya sever ya da nefret eder; ortasını bilmez.)