Yine bol aksiyonlu, zor kavuşmalı, katıla katıla ağlamalı #birtürkmasali serisinin Ebru kitabıyla geldim. Sanırım uzun bir süre zor kavuşan, sabrımı zorlayan kitaplardan uzak durmalıyım.
Bu kitapta Ali'min yaşadığı kötü şeylerden sonra neler yaşadığını öğreniyoruz. (Spolier vermeyeceğim diye kendimi yedim. ) Sanirim Ali'min en mutsuz olduğu, en az güldüğü kitap buydu.
Doktor Serdar'ı diğer kitaplarda okurken çok itici bulmuştum.Ama beni sağlam yanılttı. Ne babacan, ne yürekli adammış, Nasıl da güzel bir kalbi varmış dedim. Hele bizimkilerle yollarının kesiştiği kısım 'Allah'ım iyi adamlar iyi ki varlar. 'dedirtti bana. Bir de Serdar'ın kızı Ebru'ya anne eksikliğini görmesin diye yaptıklarını gözlerimde yaşlarla okudum.
Ali'nin acıyı en dipte yaşadığı an Duygu'ya koşması, Duygu ile diyalogları beni hüznün dibine iten kısımlardan sadece biriydi. Bunlar çoğu insanın sahip olamadığı aileye sahipken kendilerine boş yere öksüz diyorlar.
Ali'nin Ebru'yu kabullenme çabası çok uzun sürdü. Kalbi ve vicdanı arasında gitti geldi. Vicdanının sesini bastıramadıkça sinirlendi, sinirlendikçe Ebru'ya sardı, sardıkça da kalbindeki duyguları fark etti... Fark etse ne yazar. O süreç o kadar uzadı ki bir ara bırakmayı bile düşündüm. Ali'min o güleç hallerine alışınca bu hüzün fazla geldi. Çocukların gerçekleri öğrendiği kısım ben bende degildim..
Güldüğüm yerler olmadı desem yalan olur. Ali'ye bırakılan not ve 100 dolar kısmında kahkahalar attım. (Kitabı okuyanlar bilir. ) Serinin diğer kitaplarından tanıdığım Şehmuz burada da yaptı yapacağını.
Son kitapta olduğu gibi bunda da mantık hataları bence vardı. Belkide uzun süreler araya girince (3 ay sonra, 5 ay sonra..) ben bazı kısımları kaçırmış olabilirim. Ama bol bol ağladığımı da itiraf etmek isterim.