·225 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Ocak 2021 14:05 Batı'da yeni bir şey yok; sisteme haykiran bir çığlık, hayati sorgulatan ve ayni zamanda bir pismanlık, yaşam ve ölümün ic içe girmiş 1. Dünya savaşın yıkıcılığıdır...
Neden savaşıyoruz? kim için savaşıyoruz? Savas neden bir salgın gibi istemesek de içinde buluyoruz kendimizi? Bir karış toprak için mi? Aile icin mi? Vatan için mi? Düşmanımız kim? gibi soruların cevapları bulmakta zorlandığımız bu eser; milyonlarca insanların cephelerde savaşırken bir askerin( kahramanimizin) gözüyle olayları degerlendirirken bir daha dusunmemizi sağlayan muazzam bir tahlil.
Yazar, cephede savaşan askerlerin tüfek ve bataryalardan püsküren ölüm fermanlarının derin tahribatını yaralanmalar ve sakatlıklarla ya da ölümle biten sahneleri betimlerken okuyucu için hiç kolay olmadığını soyleyim şimdiden. Kısacası çok dram cook.
1914-1918 yılları arası 1. Dünya savaşı 'na katilan E. M. REMARQUE savaştan sonra bu eseri kendi hayatiyla özdeşleştirip emparyallizme tepkisini gösterirken, kitap yayınladıktan sonra süreç onun için hiç de iyi işlememiş... (kısa bir araştirma sonucu edindigim bir bilgi).
Biliyorum savasla ılgili gerek sinema, gerek dizi gerek de yazilan kitapların sayisi cok...
'ERRAYNI KURTARMA' yi izleyenler sahne çekimleri gözünüzün önünden soyle bir gecebilir okurken.
Son olarak şöyle bir alıntıyla bitirmek istiyorum:
''Yıl 1918, mevsimlerden yaz. Şu pinti hayatı şimdiye dek canımız böylesine çekmemişti. Kışlanın çevresindeki kırları süsleyen al gelincikler, ot saplarının üstündeki parlak böcekler, gündüzler serin serin, geceleyin ise ılıkça olan los odalarımız, alacakaranliktaki siyah, gizemli ağaçlar, yıldızlar, akan sular, düşler ve derin uykular... ah, yaşamak, yasamak, yasamak!...''