"İnsan ne ile yaşar" sorusuna adeta cevap arayan düşünceleri barındıran bir eser. Bu eserin Dünya klasikleri arasında her zaman kalacağına inanıyorum, çünkü bildiğiniz üzere zaman ne kadar ilerlese de bazı şeyler hiç değişmiyorlar. Örneğin insanların gözünü kör eden ve bir bir düşmelerini sağlayan o hırs ve açgözlülük. Başımıza gelen zorluklarda isyan etmek yerine, onlarla yaşamaya- daha ziyade onlardan güç alarak daha güçlü bir şekilde devam etmeye odaklanamadık hiçbir zaman. Bu sebeple mutsuz bir nesil, mutsuz bir dünya yetişiyor. Halbuki yaşadığımız zorlukları da benimseyebilseydik çok daha güçlü bireyler haline gelebilirdik.
Kitap tam anlamıyla maneviyatın önemini vurgulayan cinstendi. Ve şunu düşünmemi sağladı, "Sahip olduklarımız aslında bize sahipler. Özgürlük olgusu ise bunun tam tersinde kalıyor- benim düşünceme göre.
İnsanı yaşatan sevgidir diyordu, buna katılıyorum kesinlikle. Başka birini mutlu etmiş olmak- hatta mutlu etmiş olma düşüncesi bile bizi mutlu etmez mi zaten? Unutulmamalıdır ki; "Sevinç ve mutluluklar paylaştıkça çoğalır, acılar ise paylaştıkça azalır.”
Kitap düşünmemizi sağlayan hikayeleri barındırıyor içinde. Ki bu hikayeler insanın kalbini besleyen- ve onları vicdanlarıyla baş başa bırakarak türden hikayeler.
8/10