Puan vermedi·118 syf.··Beğendi
· Eserin ön söz kısmında yazarın idam hakkındaki eleştirileri ve idamı asla bir çözüm olarak görmediğini, asıl yapılması gerekenin katletmek değil iyileştirmek olduğunu anlatıyor. "bu infazlar kime örnek olur! Hiç kuşkusuz bulvarın ağaçlarına." diyor yazar. Hiçkimsenin canını insanlar vermediği gibi bir insan tarafından alınamayacağını vurguluyor. O dönemde yaygın olan idam cezası toplum tarafından şenlik olarak görülmekte. Halka dayatılan kuralların altında ezilen yoksullara suç işleyerek hayatta kalmak düşüyor ve karşılığında giyotin sehpası..Bu konuda yazar"ona kendi dayattığınız dışlanmışlığın suçunu yüklüyorsunuz"diyor.
Eserde bir idam mahkumunun idam edilmeden önceki hisleri, zihinsel kaosları, psikolojik işkencelerini, mahkumla birlikte hissediyoruz. Victor Hugo idam mahkumunun sadece kendisi değil, aslında tüm yaşamı, ailesi ve sevdikleri ile birlikte giyotin sehpasına yatırıldığını belirtiyor. Bu vahşeti meşrulaştıran topluma, "İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdurlar." diyor. İdam mahkumlarının öldürülmeden önceki altı hafta hapis sürecini idam edilmekten daha zor olduğunu anlamak mümkün. Ölmek mi daha zordur yoksa ölüm saatini çaresizce beklemek mi? Bu konuda yazar" Manevi acının yanında fiziki acının ne önemi var" diyor. Aslında fiziki acı geçici, tek bir zamana mahsus olsa da manevi acı ölüm acısından daha ehemmiyetlidir. . Ölümü beklerken düşünceleriniz bir bıçaktan daha vahşi bir hışımla katleder beyninizi.. Eseri okurken mahkumun hislerini üstlendiğimiz zaman ölümü bekleyişin acımasız çaresizliğini hissediyoruz.
Nedir bu çılgın vahşetin gerekçesi!