Belki de yazarın ilk eserini en önce okumalıydım, ama olmadı. Can yayınlarından okuduğum eserin çevirisi oldukça tatminkârdı. Özellikle ilk 20 sayfada eser ve yazarla ilgili yapılan inceleme de çok iyiydi. Gerçekten de bu yaşta bir insanın hayatın, yaşamın, çaresizliğin, acizliğin, tam ayağa kalkarken tekrar düşmenin şifresini çözmesi çok ilginç. Bu yaşında nasıl da kendini belli etmiş, ruh analizlerini “İnsancıklar” da yoğurmaya başlamış. Çok çok beğendim, okuma sırası Öteki’nde...
Bu arada; malum eser iki kişinin mektuplaşmasından oluşuyor. Her iki karakterde çok fakirken bu kadar mektubu birbirlerine gönderirken parayı nasıl bulmuşlar, arada bir ulak da yok üstelik. O yıllarda mektup göndermek pahalı değil miymiş?