Puan vermedi·56 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Mart 2020 00:34 Stefan Zweig’ın üç hikayeden oluşan kitabı: Lyon’da düğün, iki yalnız insan, Wondrak. Romanları okumayı sevsemde, hikaye kitaplarında o hikayeden öbürüne geçilirken çabukca unuttuğum için hikaye kitaplarını okumayı pek sevmiyorum. Ama Zweig kitapları bir istisna. Eğer bir Zweig kitabı okuduysanız diğerlerini okumayı düşünmemek pek olası değil. Sırrı ne diye düşündüm açıkcası. Ağdalı kelimeler kullanmıyor, üçüncül bakış açısıyla anlatıyor ama hikayeyi bir şekilde sahiplenmenizi sağlıyor.
Alıntılar:
...ve kendi yazgıları karşısında çaresizce hiçbir şey yapamayan bu insanlar başkalarına bir avuç mutluluk verebildikleri için çok mutluydular. Şimdiye kadar hiç kimseye söylemediklerini, hatta kendilerine bile itiraf edemedikleri şeyleri birbirlerine anlatıyordu bu iki yalnız insan, oysa birbirlerini doğru dürüst tanımıyorlardı bile. Fakat birinin yüreğinden kopan Çalık diğerlerinde karşılık buluyordu, çünkü onların acıları akrabaydı. Kusurlarını görmeden birbirlerini anlamanın kör duygusu bu iki yalnız insanın üzerine bir mutluluk gibi inmişti. Fakat doğa bizi yasalarındaki ahenge, uyuma öyle bir alıştırmıştır ki, onun görmeye alışık olduğumuz uyumundaki en ufak bir kayma bizi tiksindirir, korkutur; bu nedenle Yaradan’ın her hatası yanlış yaratılmış bu varlığa karşı -her ne kadar bir haksızlık ise de ne yazık ki çözüm yoktur- içimizde öfke uyandırır. Daha da kötüsü tiksintimizi onu özensiz yaratana değil, hiçbir suçu günahı olmayan eserine yöneltiriz: Sakat ve biçimsiz varlık yeterince sıkıntısı, derdi yokmuş gibi sağlıklı ve kusursuz varlıkların nahoş davranışlarına da katlanmak zorunda kalır. Bu nedenle şaşı bir göz, yamuk bir dudak, yarılmış bir ağız gibi doğanın bir kereliğine yaptığı bir hata, bir insanın gittikçe artan acısına, ruhunda onarılmayacak bir yaraya dönüşebilir; etrafımızı saran dünya dediğimiz ve inanmakta güçlük çektiğimiz gezegendeki anlam ve adalete olan inancımı da şeytani bir felakete dönüştürür.