Merhabalar normalde beğenmediğim kitaplar hakkında inceleme yapacak kadar vakit ayırmam çünkü bilirim ki insanların beğeni tarzları farklı olabilir ki bu konu hakkında malumunuz renkler ve zevkler tartışılmaz diye güzel bir sözümüz vardır ve aynı zamanda her kitabın herkese hitap etmeyebileceğini de bilirim.
Kitabı büyük bir ilgiyle alıp okumaya başladım ki bu ilgimi de 1000k üzerindeki puanı çekmişti. Malumunuz 9.9 hatırı sayılır bir puan ki ilk başta herhalde puanlayan sayısı az diye düşünmüştüm lakin sonradan 400 küsür kişinin puanladığını gördüm ve merak edip kitabı temin ettim.
Kitaba çok büyük umutlarla başlamıştım ta ki ilk birkaç sayfaya kadar. Bir kitabı okurken erken yargıya varmanın zararlı bir düşünce olduğunu bildiğimden dişimi sıktım ve kitabın Myria kısmını bitirdim -ki bunca yazım ve noktalama yanlışının içinde çok zordu bir de kitabın yapay dili eklenince dayanılmaz oldu.
Bu sırada aklıma acaba yazarlar kitaptaki hataların farkındalar mı yoksa bilerek mi yaptılar tarzı bir düşünceye daldım ve yazarların –veya editörün kimi suçlayacağımı pek bilemiyorum- ‘ Türkçenin katli vaciptir.’ politikasını izlediklerine karar verdim fakat içimde kitabın kapak tasarımına karşı olan sempatimden ötürü ve yarım bırakmamak adına ikinci kısmı da okudum(Buradan sevgili kapak tasarımcısı olan Hasan Hüseyin AKIN’ı tebrik ediyorum gerçekten aşırı başarılı bir çalışma olmuş).
Kitabın sonunda verdiğim karar ise gayet netti. Fakat buna çok takılmadım sonuçta okuyup da beğenmediğim ilk kitap değildi ve son olmayacağını da biliyordum. Kitapta herhangi bir şekilde ebedi bir dile denk gelmedim ve kendimden şüphe etmeye başladım ‘Acaba kitap zevki olmayan bir insan mıyım?’ diye sorguladım. Çünkü haliyle kitaba 400'den fazla kişi 10 puan vermişti ve kitap hakkındaki incelemeleri okumaya karar verdim. İnsanların bu kitapta beğendikleri şey ne diye kafayı yiyordum. Kitapta edebi bir dil olmamasının yanında kitabın bir amacının olmadığını düşünüyordum.
Sonunda 1000k uygulamasını açıp tek tek tüm incelemeleri okumaya başladım. İnsanların düşüncelerine gayet saygılı yaklaştım ki incelemeleri baya abartılı bulmuştum (Fakat çoğu hesabın sırf bu kitaba puan vermek için açıldığını görmek beni bayağı üzdü). Kitabın neredeyse herkes tarafından 10 puan alması çok canımı sıkmıştı. ‘Ey 400’ü aşkın kişi hiç mi kitap okumadın?’ diye söyleniverdim ve daha önce okudukları kitaplara bakmaya karar verdim. İnceleme yapanların hepsinin profiline baktım ve profillerinde 20 kitap işaretleyen olmadığını gördüm. Dedim olabilir sonuçta okudukları her kitabı işaretlemek zorunda değiller. Daha sonra profillerini aşağı doğru kaydırıp okudukları kitaplara verdikleri puanları merak ettim. Okudukları çoğu kitap, çoğunluk tarafından beğenilmiş kitaplardı- içlerinden okuduklarımı ben de beğenmiştim. Fakat başarılı olan bu kitaplara karşı bir inceleme yoktu ki bunu geçtim puan bile verilmemişti. Profil sayfalarının en altına geldiğimde ise gözüme kayıt tarihleri ilişti ki en eski kayıtlar (çoğusu hemen hemen aynı tarihe denk geliyor) 10-11 Eylüldü ve sırf bu kitaba puan vermek için açılmış olduklarını gördüm. Aklıma üç seçenek geldi direkt. Bunlardan birincisi hepsinin gerçek birer okursever oldukları ve kitabın İNANILMAZ edebi dilinden ve KURGUsundan etkilenip direkt 1000k hesabı açmayı düşündükleri puan ve incelemeyi haketmeyen diğer kitaplardan kat ve kat daha iyi olan bu kitaba tam puan vermek ve inceleme yazmak için yanıp tutuştukları oldu.
İkinci seçenek ise 10 Eylülde hepsinin kapısına isimsiz bir zarf geldiği ve çaresiz kalan bu insanların bu incelemeyi yapmak zorunda olmalarıydı.
3. düşüncem ise inceleme yapanlardan ve kitabı beğenenlerden (evet beğenenlere de baktım ve bakabildiklerimin hesapları sırf kitaba 10 puan vermek için kurulu hesaplara benziyorlardı) bazılarının Ramis Bey’in öğrencisi olduklarını düşünmem oldu. (Kesinlikle bir suçlama değildir kendilerinin yanlış anlamasını istemem fakat aklıma gelmedi desem yalan olur.)
İncelemeleri okurken sayın Tunca Esat’ın incelemesindeki tavsiyeye uyarak yazarların kariyerlerini araştırmaya koyuldum ve sayın Ramis Onur Örük’ün öğretim görevlisi olduğunu böylece gördüm. Başarılı bir insanın maalesef böyle bir kitap yazmış olduğunu görmek gerçekten üzücüydü. Böyle bir kitabı sırf pazarlama için veya ticari kaygıdan dolayı yazıldığını düşündüm ki bu beni daha çok üzdü(Kanımca kitaplar ekonomik çıkarlar düşünülerek yazılmamalıdır). Bunun yanında Ramis Beyin sosyal medya hesaplarında birkaç ünlünün de kitabın reklamını yaptığını gördüm(Ünlülerin içlerinde çok sevdiğim 2 kişiyi de görmek beni daha çok üzdü çünkü kendilerinin şahsen kitabı okuyup beğenmiş olabileceklerine maalesef inanamıyorum ve buna rağmen kitabı övdüklerini düşünüyorum)
Kitabı 1000k’dan gördüğünü söyleyenler var ve kitabı çok beğendiklerini falan söylüyorlar tabii bir şekilde ben beğenmedim diye kimse beğenemez diye bir şey yok biliyorum ama kitap hakkında bu insanların gerçek düşüncelerinin böyle olduğunu maalesef ki sanmıyorum. Öyle olmasına da maalesef ne kadar inanmak istesem de inanamıyorum takip ettiği kişiler sadece bu kitabı okuyup puan veren kişiler ve bu kişilerle 1000k’ya kayıt tarihleri bazılarıyla aynı bazılarıyla ise çok yakın ve bu beni inanılmaz bir şüpheye sürüklüyor bu kadar da tesadüf olmaz. İnsanları aldatmanın manasını ve elinize ne geçtiğine şahsen anlam veremiyorum. :(
Tüm düşüncelerimi toparlamak ve açıkça söylemek gerekirse kitapta çok kötü bir dil kullanılmış. Bunun yanı sıra kitapta bolca yazım ve noktalama hatası bulunuyor. Şahsi görüşüm kitabın maddi düşünce göz önüne alınarak yazılmış olduğu veyahut yazar Sayın Ramis Bey’in pazarlama becerilerini göstermek istemesi. Her durumda ortaya çıkan yapıtı -kendimce- başarısız olarak görüyorum ve sırf insanları kandırmak adına açılmış olduğunu düşündüğüm 1000k profillerini kınıyorum.
Eğer sizleri incittiysem lütfen kusuruma bakmayın fakat bunları içimde tutamazdım.