1000Kitap Logosu

Gönderi

yasin yılmaz
Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik'i inceledi.
280 syf.
·
7 günde
·
8/10 puan
"Cinsellik Müslüman toplumlarda nasıl kurgulanıyor? Kadın­ların, Müslüman toplumlarda cinselliğin kurgulanışına ve dü­zenlenmesine nasıl bir katkıları var ya da olabilir? Bu kitapta Türkiye, Filistin, Pakistan, Fas, Nijerya gibi çeşitli Müslüman toplumlardan kadın akademisyenlerin ve aktivistlerin, bu ko­nulardaki görüşlerini ve çalışmalarını sunuyoruz" Kitap bu şekilde başlıyor. Sadece siyasi olarak değil hukuki olarak da İslamiyet ile yönetilen (Türkiye hariç, biz her şeye rağmen laik bir ülke olarak kalabildik diye umuyorum) ülkelerdeki kadınların, cinsel hayatıyla ilgili geniş yelpazeli makalelerden oluşuyor. İlk olarak, eski Türk filmlerinden hatırladığımız "recm" uygulamasının İslam kaynaklı olmadığı, İslamiyet'ten önce de var olduğunu belirtmek isterim. Ülkemiz insanının çoğunluğunun Müslüman olduğunu ve %70'inin de aktif cinsel hayatı olduğunu düşünürsek; İslamiyetin cinsellik konusunda sunduğu özgürlükler ve kısıtlamalar noktasında bu kadar kayıtsız olmamızın sonuçlarını çok ağır biçimde ödüyoruz, daha doğrusu kadınlar ödüyor... 12 makale ve 1 de giriş bölümünden oluşan kitapta; 1- Müslüman toplumlarda kadınların olmayan cinsel hayatlarını ve bu olmayan cinsel hayatları yüzünden gerek aile içinde gerek toplum içerisinde nasıl bir baskıyla, zulümle karşılaştıklarını, 2- İslamiyet'in kadınlara verdiği cinsel hakları, onların ellerinden alan, özellikle cinsel ilişkide dahi kadınları ön plana çıkaran dinin, kasıtlı olarak sadece erkeklerin cinsel tatminine odaklanmış biçimde gösterilmesini, 3- Arap kültürü yüzünden kadınların, yatak odasında dahi nasıl bir zorlukla baş başa kaldığını, 4- Kadınlara özgü bir durum olan bekaret hakkında, kadının babası, abisi, kardeşi, eşi, akrabalarının dahi fikir (!) ürettiği ancak kadının kendi inisiyatifinin dahilinde olmadığını, 5- Modern tıp gelişmeleri sonucunda suni bekaret oluşumunun tecavüze uğrayan, istismara maruz kalmış ancak olayın failleri aile, akraba, komşu üçgeninden çıktığı için derdini kimseye anlatamayan kadınların, yine aynı üçgen tarafından bekaretinin sorgulanması yüzünden evlilikte sorun yaşamasını nasıl rahatlattığını, 6- Ülkemizin doğusunda doğmuş, o kültürle büyümüş ve son derece kısıtlı eğitimle yaşam mücadelesi veren kadınların, medeni kanuna rağmen çocuk yaşta evlenmelerini, kuma diye tabir edilen ve bir erkeğin en az iki eşinin olduğunu ifade eden yaşam biçimine maruz bırakılmasının tarihsel ve kültürel kökenlerini, 7- "Tecavüze uğrayan kişi kadın, cezayı ödeyen kadın, namusu kirlenen kadın, toplumdan dışlanan kadın, recm edilen kadın, bu yüzden hayattan kopartılan kadın, bütün bunlar yetmezmiş gibi yaptığı işten gururla bahseden erkek..." Benim gibi hafif zekalı birisini değil, dünyanın gelmiş geçmiş en zeki insanını getirsek şu durumu izah edemeyecek ama asırlardır hep aynı şey yaşanıyor ve sonuç hiç değişmiyor. Bu duruma asla anlam veremiyorum. Özetle, toplumun yarısını oluşturan kadınların, toplumun diğer yarısı tarafından tarih boyunca gerek kültürel gerek dini gerek toplumsal gerek sözüm ona bilimsel gerekçelerle her defasında nasıl zulme uğradığını, İslam ülkeleri içerisinde en modern görünüme sahip ülkemizde bile ne denli zorluklarla boğuştuğunu, 16 yaşındaki bir kız çocuğunun yanında neden biber gazı taşımak zorunda kaldığını, küçük yaşlardan itibaren hakkında her türlü olumsuz yargıyı işiten bir kadının evlendiği gece neden ketlendiğini, tecavüz konusunda erkeklere tanınan imtiyaz ile kadınlara getirilen ölüm hakkının ne kadar adaletsiz ve insanlık dışı olduğunu, kadınların yüzyıllardır aynı sebep yüzünden rezil bir muameleye maruz kaldığını anlatan kitabı okurken bir erkek olarak ve hayatı boyunca tecavüze uğrama ihtimali düşük bir birey olarak beni son derece rahatsız etti. Feminen ya da maskülen söylemlerde bulunmamaya gayret ederek, olayın cinsiyetten bağımsız tamamen zihinsel boyutlarıyla ilgilenmek isterdim ancak, bu olaylardaki faillerin tamamının cinsiyetçi olmasından ötürü bu isteğimi ne yazık ki gerçekleştiremiyorum. Belki bir gün bu meseleler hem toplumda hem de hukukta düzelir diye umut etmek istiyorum ama tarihte bu umudu taşıyan milyarlarca insandan biri olduğum gerçeğini görünce bu umudum da tükeniyor. 6284 gibi kadını koruyan bir yasaya sahip olan ülkemizde bile her gün kimlerin kimlerin tutuksuz yargılandığını görünce, dünyanın her tarafında özellikle de Müslüman coğrafyada yaşayan erkekleri Allah'a havale ediyorum. Tek dileğim, bugünden sonra hiç kimsenin bu kitapta yer alabilecek yaşantıları olmamasıdır. Ve umarım bir gün Cemal Süreya'nın şu dizeleri geride kalır; "Sevişti bir bakir ile bakire, erkeğe milli dediler, kadına fahişe."
Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
Yorum
4
Paylaşım
60
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
En Yeniler 
irem
“İslamiyetin cinsellik konusunda sunduğu özgürlükler ve kısıtlamalar noktasında bu kadar kayıtsız olmamızın sonuçlarını çok ağır bir biçimde ödüyoruz, daha doğrusu kadınlar ödüyor...” ‘Zina’ diye adlandırılan ilişkiye giren kadın, herkesin önünde kırbaçlanarak cezalandırılıyor. Türk kadınları buna kayıtsız kaldığı için çok bedel ödüyor (!) Gerçekliği reddeden bu söylemlerle bir yere varılmaz.
1
Antares
Yaklaşık bir saat önce benim de bu incelemeye bir yorum bırakmış olmam gerekiyordu ama yok🤦🏻‍♀️ kaleminize sağlık incelemeleriniz çok doyurucu, kitapları okumaya teşvik edici. Tebrik ederim🎈 ayrıca teşekkür ederim🙏🏻
3
2
3 YANITIN TAMAMINI GÖSTER
yasin yılmaz
arada dm geliyor, beğeni ekibimiz var siz de katılın falan diye, demek ki ondanmış. :)) aydınlattınız şu an. diğer yorumlarınız için de ayrıca teşekkür ederim :)
1