Daha önce kitap okurken yazıların su gibi akıp gittiğini, sayfaların nasıl geçtiğini anlamadığınız, şurayı da okuyayım, şu paragrafı da okuyayım, şu sayfayı da okuyup öyle uyuyayım dediğiniz kitaplar olmuştur değil mi ? İşte bu kitapta tam anlamıyla öyle bir polisiye türü kitabı. Bazı polisiye kitaplar olur sizi hiç sarmaz, bazıları hiç heyecanlı değildir. Bazen de kitabın ortasında kitabın sonunu görürsünüz okuma hevesiniz kaçar. Ancak bu kitapta kitabın sonunu görmek çok zor.
.
.
Yazar kitapta sade ve rahatlıkla anlaşılacak bir dil kullanmış. Kitabın içinde ki olayların fazlalığı kitaptaki heyecanı ve gerilimi epey artırmış. Tabiki kitabı okurken daha önce okumuş ya da izlemiş olduğunuz bazı kitap ve dizilere elinizde olmadan benzetebiliyorsunuz. Polisiye severler için tam aramış oldukları kitap, polisiye hiç okumayanlar için de bu türe sizi başlatabilecek bir kitap.
.
.
Bu kitap yaklaşık 9 ay kadar önce yazar tarafından gönderilmiş bir kitaptır. Son 1 senedir yaşadığımız bu pandemi sürecinde bir sağlık çalışanı olmam dolayısıyla yazar kitabını hediye etmek istemişti ve bende seve seve kabul etmiştim. Biraz geç de olsa okuyup bitirdim ve kitaptan çok keyif aldım. Eminim sizler de çok keyif alacaksınız.
.
.
Cinayet masasına yolladığı resimde, bir sofra etrafına resmettiği on iki kişiyi de öldüreceğini söyleyen ve her kurbanının cesedine, bir sonraki kurbanının kim olduğunu açıkladığını iddia ettiği şifreli mesajlar bırakan bir katil…
.
Katilin son anda ellerinden kurtulduğu eski evde bulunan, üzerinde bir isim kazınmış yepyeni bir dolma kalem…
Devamlı, cinayetlerin olduğu yerlerde görülen sakallı, şık giyimli bir adam… .
.
Ve Tuzla’daki eski bir boya fabrikasında buluşan üç adamın yaşam mücadelesi…
.
Katil, bu üç adamdan biri miydi?
.
Öldürülen kişilerin arasındaki bağ neydi?