Abdulhamid Han...
Kimi insana göre sadece isdibdat dönemiyle yargılanan, baskıcı, otoriter, sert ve acımasız bir sultan.
Kimi insana göre ise bir gurur kaynağı.
Bu kitap bizzat Osmanlı Hanedanı üyelerinden biri olan Abdulhamit Kayıhan Osmanoğlu tarafından kaleme alınmıştır. Ve Abdulhamid Han'ın iç dünyasını herkesin anlayabileceği bir uslüp ve Türkçe ile anlatmış.
Abdulhamid Han daha genç bir sultanken ufacık kızını yangın çıkması sebebiyle kaybetmiştir. Kendisi birçok konuda duygusal anlamda yıkılmıştır. Döneminde güvenebileceği kimsesi yok hemde hiç kimsesi. Öz oğlu, kendi hanedanından üyelerin bile ihanetine uğramış bir şahıstır.
Bunun yanında çok güvendiği ve Osmanlı'nın "millet-i sadık" dediği Ermeniler büyük bir isyan içindedir. Yani bir diğer ihanet ise onlardan gelmiştir.
Tabii bir yandan yahudilerin siyonizm akımı çerçevesinde Filistin'den pay alma arzuları son noktadadır. Ama yinede Abdulhamid Han buna rağmen vermemiştir. Kan ile alınan toprak sadece kan ile verilir.
Ve daha bunun gibi onlarca etnik ırk, kışkırtma faaliyetleri, o dönemde meşhur olan yangınlarla darbe girişimleri, dış borçlar vb olaylarla mücadele vermiştir.
Bence Abdulhamid Han'ın yerine her insan kendini koyarsa neden baskıcı bir tutum sergilediğini gayet rahat bir şekilde anlayacaktır. O döneminin yiğit bir Fatih'idir.
Gurur duymamız gereken ama gerekli değeri Türk halkı tarafından görmeyen mükemmel ve ince ruhlu bir padişahın hikayesi var bu kitapta.
Kitap içerisinde sayfa düzeni pek hoşuma gitmedi. Ama neticede anlatılanlara odaklanmak gerektiği kanaatindeyim. Sanırım yazarın asıl mesleği yazarlık olmadığından kitap yazma konusunda oldukça acemiliği var.
Ama yinede umarım bu kitabın okunma oranı artarda herkes Abdulhamid Han adını duyunca yüreği titrer.
Bu kadar.