·136 syf.····Okunma: 01 Şubat 2021 16:19 Çember|Mercan Alper
Ben bir öykü okuma bağımlısı oldum sanırım. Hele de Çember kitabındakilerden sonra. Size hep diyorum ya ben kendine has melankolik havası olan,kasveti umudundan daha ağır basan,mutsuz sonların insana tokat gibi çarptığı,al bak bu dünyada kimseye güvenilmez tokadı vuran kitapları seviyorum diye,Çember de tam o tarz bir kitap.
İçinde 13 farklı hikaye var. 13 hikaye ne demek? 13 ayrı dünya. 13 hikayeden türemiş de ortalığı kasıp kavurmuş onlarca acı. Bir de bunlar görebildiklerimiz. Anlatılan her öykünün temelinde yatan sorular o kadar farklı ki,her sayfa çevirişinizde “Başımıza gelse ne olurdu acaba?”,sorusuyla başbaşa kalabiliyorsunuz. Mesela ilk öykü olan Çocuk öyküsünde,kadınlar hamile kalmıyor. Çocuklar sipariş veriliyor,parayla. Bir grup da buna karşı çıkıp kadınların üremesi gerektiğini savunuyor. Kadınlar doğurmaktan korkuyor. Tamam şimdi de korkuyoruz ama parayla çocuk sipariş edebildiğinizi ve onun hayatının bütün evrelerini,sahip olacağı bütün özellikleri bildiğinizi düşünsenize. Kelimenin tam anlamıyla şaka gibi. Her öyküye tek tek değinmem instagram karakter sayısından ötürü değinmem pek mümkün değil ama hepsinin temelinin en az bu kadar sarsıcı ve sağlam olduğuna emin olabilirsiniz. Beni en çok etkileyen Sarı öyküsünden de kısacak bahsetmek istiyorum. Ölmek ister misiniz? Bunu düşünür müsünüz ya da? Kendini 30.kattan atan bir adamı ve bir türlü düşemeyesini okuyoruz Sarı hikayesinde. En sevmediği renklerle dolu bir tarla,bitmeyen yol,kök salmış bir çocuk,tırmanması oldukça zor minik bir tepe,ve erken düşmek ne demek sorusu. Sonuyla beni oldukça sudan çıkmış balığa çeviren bir öykü oldu.
Anlatım açısındansa gayet akıcı,betimlemeler tam orta seviyede. Ne betimleme sevmeyenleri bunaltan ne de “E hani,hiç betimleme yok.”,dedirtecek cinsten değil yani. Oldukça akıcı da işlenmiş. Konular sağlam kabul ama aslında bir noktada önemli olan da neyi nasıl anlattığın. Harikulade anlatılmış.
Kendine has bir başlangıç ve kendine has bir son öyküyle kapattı kendi sayfalarını Çember. Zihnime çok güzel sorular ve hayattaki nefes alan hiçbir şeyin güvenililebilir olmadığını hatırlattı. Kalemine sağlık Mercan Alper!
Ölüm tüm dertlerin ilacı diye bundan diyorlar galiba. Ölünce hiçbir korkunun anlamı kalmıyor.
Ya ben de yaşamım boyunca tıpkı Van Gogh gibi didinip durur ve ancak öldükten sonra takdir edilirsem?