Kitap korkuyu ve üzerimizde ki etkiyi anlatıyor. Ama bana kalırsa kitap da okuduğumuz tek şey kadının bencilliği. İrene o kadar bencil bir kadındı ki, hayatına macera katmak için kocasını aldatıyor, aldattığı için pişman olmak yerine rahatının bozulacağından ve kocasını ona zarar vereceğinden korkuyor işte bu kadat bencil bir kadın İrene. Kitabın başından beri o kadar rahatsız etti ki bencilce düşünceleri bir ara kitabı bırakmayı düşünmedim değil. İnsan bencil olmalı demiştim ki hala aynı fikirdeyim ama İrene bencillik kelimesini ete kemiğe bürüyor resmen.
Dediğim gibi İrene kocasını aldatıyor ve kocasını aldattığını öğrenen bir kadın şantaj yapıyor. Evliliği ve rahatı bozulmasın diye hiç kimseye belli etmeden yalan üstüne yalan söylüyor. Tabii bu yalanlar söylerken içinde hep bir korku oluyor. Sürekli aklından eşine itirafta bulunmayı geçiriyor fakat Fritz'in yani eşininde dediği gibi " Korku cezadan çok daha ürkütücüdür, çünkü ceza kestirilebilir bir şeydir, ancak korku belirsizdir ve o gerginlik sonsuz bir dehşet duygusu yaratır." İrene de korkunun belirsizliğinde kaybolduğu için her seferinde zor da olsa kendini engelliyor. Söylediği yalanları yalanlar ile kapatmaya çalışarak gerçeği gizlemeye çalışıyor. Başarılı oluyor mu olmuyor mu tam olarak anlayamadım çünkü sonu oldukça beklenmedik bitti bence.