Her çocuğun “iyiki benim annemsin" diyebileceği bir annesi olmalı. Eğer bir çocuk bunu diyemez ise, bir anne bunu evladına dedirtemez ise bedeni ne kadar büyüsede ruhu hep çocuk olarak kalır o canın. Ailede bir bireyin ruhuna ekilen sevgi tohumu o büyürken onunla birlikte yeşerebilir. Ama “sevgi tohumu" bir ailede yoksa çok nadirdir bedeni ile ruhuda büyüyebilen bir yetişkin görmek.
Zaman acımasız değildir aslında bir çocuğu sevgisiz büyütenlerdir acımasız olanlar.
İşte bu kitapta küçücük bir ruhun, bu ruh bir “kız” dikkatinizi çekmek istiyorum, annesi tarafından önce kendi ailesine sonrada çevresine sevdirilmeyişi, saydırılmayışı, kucaklanmayışı, korunmuşluğu, kollamışlığı olmadan büyütülmüş olmasını konu alıyor.Dua herzaman itilen, kakılan, bağırılan, azarlanan, horlanan, yerilen, ayıplanan, alaya alınan bir çocukluk yaşadı. Yaşamak zorunda kaldı. Yaşamak zorunda bırakıldı.
1983 Avşa Adası Hatırası! Pardon
1983 Avşa Adası Travması! Açmışlardı onun büyütmeye çalıştığı ruhuna.
Ne zordu kristal kalpli Dua için “dövülerek, işkence edilerek terbiye edilen ama illaki yemeği ve suyuda verilen, mutsuz. Güneşsiz karanlıklar içinde zincire vurulmuş mahkum gibi”(syf43) yaşamak. Yorumun devamı için Mehtap şebin sayfama beklerim