Esra

@therese
10/10
·1002 syf.··
2021 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2021 22:18
Böylesi 'büyük' bir eseri inceleyecek nitelikte, yeterlilikte değilim fakat bir şaheser bitirince insan illa ki hakkında bir şeyler yazmak, konuşmak istiyor. O yüzden hemen, sıcağı sıcağına, romanı bitireli birkaç saat olmuşken aklımdakileri yazıya dökmek istiyorum. Tamamen hislerime dayalı yazıyorum, sürçülisanım şimdiden affola. Okuduğum İletişim Yayınları'nın Ergin Altay çevirisinde yer alan, Richard Blackmur'un yazdığı son sözde Dostoyevski'nin inanç yolculuğu sırasıyla Dimitri, İvan ve Alyoşa üzerinden yorumlanmış; ancak ben Dostoyevski'nin inanç yolculuğundan ziyade insanlığa dair umudu/umutsuzluğu üzerinden yorum yapacağım, naçizane. Romandaki Karamazovlar üzerinden düşünecek olursam; Fyodor âdeta insanlığın çirkin yüzü; dünyaya, insanlara dair umutsuz olmaktaki haklılığı besleyen 'salt kötü' biri. Hiçbir duygusu yok, inancı yok, içinde sevgi yok, babalığı dahi sorgulanan, kimsenin sevmediği ve kimseyi sevmeyen bir karakter. En büyük oğlu Dimitri de bazı yönlerden babasına benzeyen ama bu benzerlikten nefret eden, inançsız ve ahlâki çizgisi çok ince bir karakter. Ama yine de babasına büsbütün benzemiyor; bu duygular her zaman ortaya çıkmasalar da içinde sevgi var, vicdan var, pişmanlık var... Ivan için inançsızlıkla inanma arasında; inançsızlığa yakın olan ama Tanrıyı tamamıyla inkâr da edemeyen fakat Tanrının varlığını kabul etse dahi O'nun evreninde, O'nun kurallarıyla yaşamayı reddeden (ki bu kısım benim çok ilgimi çekmişti...), duyguları olan ama duygusal olmayan, rasyonel ve aralarındaki en entelektüel karakter denilebilir. Aleksey ise herkese ve her şeye kalbiyle bakan, maneviyatı oldukça yüksek, akılcılıktan uzak, fazlasıyla idealize; 'salt iyi' bir karakter. Karamazovlar arasındaki bu sıralı, aşamalı farklılaşma ve ailenin ilk üyesi ile son üyesi arasındaki zıtlık bana Dostoyevski'nin roman boyunca hem dünyadaki adaletsizliğin ve kötülüğün farkındalığıyla hissettiği/hissettirdiği derin umutsuzluğu hem de her şeye rağmen insanlığa dair kaybetmediği/kaybedilmesini istemediği umudu temsil ediyor gibi geldi. Yani evet; dünyada Fyodor Karamazovlar hep olacak ama Dimitri Karamazov gibi kötülüğünün bilincinde olanlar, Ivan Karamazov gibi kötülüğü ve iyiliği, inançlılığı ve inançsızlığı sorgulayan, düşünen, değişmeye ve dönüşmeye açık ve en nihayetinde Aleksey gibi içindeki dünya, insan, yaşam sevgisini diri tutan, iyilik adına, iyi olmak için çaba gösteren insanlar oldukça 'kötülük' (kitaptaki tabirle 'Karamazovluk') bir kader, kaçınılmaz bir son olmak zorunda değildir. Kitabın sonunda da dediği gibi: "... hayattan korkmayın hiçbir zaman! İnsan iyi, doğru bir şey yapınca ne güzeldir hayat!" Peki bu dört Karamazov'un arasına Smerdyakov'u insan ruhunun evriminde nereye koyabiliriz? Sanki hepsinden bir parça taşıyan ama hiçbiri gibi (ya da hiçbiri kadar) olamayan; hayatı boyunca kimsenin kabul etmediği, bir köşeye atılmış, Fyodor'un gayrimeşru çocuğu oluşu bu evrimdeki konumunda da karşımıza çıkıyor gibi. Fyodor gibi duygusuz, bencil, kötücül ama bu özellikleri istese de onun kadar yüklenemez çünkü evin uşağı konumunda. Hayatını devam ettirebilmesi için boyun eğmesi, sineye çekmesi, alttan alması gerekiyor. Bu da onun bencil olmasını engelliyor. Dimitri gibi nefret ediyor babasından ama onun babası olduğunu bile açık açık dillendiremezken ve onun gözünde, herkesin gözünde yalnızca Fyodor'un uşağı olabilen birinin nefreti yine de 'babaya olan nefret' sayılmıyor. Ivan kadar zeki aslında, inanç kavramını sorguluyor, siyasetle ilgili birtakım yenilikçi sayılabilecek görüşleri var ama Ivan gibi ciddiye alınmasına imkân yok çünkü aslında düşünceleri dağınık dağınık ve oldukça öfkeli, birini dinlemeye ve kendini dinlettirmeye müsait değil. Kısacası; herkese biraz benzeyen ama kimse gibi olamayan, Karamazov kanı taşımasına rağmen Karamazov da olamayan bir karakter Smerdyakov. 'Baba' ile kavgası en göze görünür, en ortada olan karakter aynı zamanda ona en çok benzeyen Dimitri. Bu, yine bana yukarıda bahsettiğim 'makus kaderi bozma' mücadelesinde, kaçınılmaz son zincirindeki halkayı kırma eylemindeki ilk adım gibi bir anlam taşıyor gibi geldi. Aslında hepsi, dört kardeş de babalarından nefret ediyor ama en gözle görülür olan nefret Dimitri'ninki. Öyle ki; aynı kadına âşık oluyorlar, aynı kadın için savaş veriyorlar. Aralarındaki kavgayı gözle görülür yapan şey ise para. Halbuki Ivan da nefret ediyor babasından, onu midesini bulandıracak kadar işe yaramaz ve rezil buluyor, hatta içten içe onun ölümünü diliyor. Birinin ölmesini istemeye hakkımızın olması gerektiğini savunuyor. Aleksey de sevmiyor babasını, en sisli, en silik nefret onunki gerçi çünkü o âdeta bir İsa temsili gibi herkesi, bütün insanları sevmeye meyilli ya da bunun uğraşında. Ama içindeki, babasının kanından geldiğini düşündüğü şehvet duygusunun bir gün galip gelecek ve onu da ele geçirecek, kendisini kaybetmesine sebep olacak olmasından korkuyor, bu ihtimalin önüne geçmek için rahip olmak istediğini düşünüyorum ben hatta. Ve onun çocuğu olduğu bile bilinmeyen, kabul etmediği oğlu Smerdyakov da elbette nefret ediyor babasından. Onun katili olacak kadar nefret ediyor hatta. Üç kardeşten de izler taşıyan ama hiçbiri olmayan, bir Karamazov olduğu bile gizlenen Smerdyakov, sanki üçü için öldürüyor Fyodor'u. Bu ölüm, cinayet hiçbiri için de sürpriz olmuyor nitekim; ne onu öldürmeyi zaten defalarca istemiş Dimitri için, ne onun ölmesini dileyen Ivan için ne de kilisedeki mentoru Zosima'nın ona bu ölümü bir nevi kehanet ettiği Aleksey için. Smardyakov bir hayalet gibi; hiçbir zaman kabul görmediği, ait/dahil olamadığı dünyadan âdeta yaşam amacını tamamlayıp kendi arzusuyla gidiyor. Ve herkes yolculuğunu tamamlıyor; Dimitri tüm insanlık adına işlemediği suçun cezasını çekmeye razı olabilecek hâle geliyor, Ivan Şeytan ile yüzleşip sorularına cevap buluyor (ya da soracak sorusu kalmıyor artık), onun da yaşamdaki amacı tamamlanmış oluyor aslında bence. Alyoşa ise her şeye rağmen insanları sevmeye, güzel şeyleri unutmamaya, hayattan korkmamaya devam ediyor. Hayata karışan, aslında hayatta kalan tek karakter Alyoşa oluyor, Karamazovların son halkası artık zinciri kırıyor ve eskiden lanet okunan Karamazovluğun en sonunda "Yaşa, var ol Karamazov!" diye anılmasına sebep oluyor. Kitabın derinliğini, ideolojik, dini ve felsefi, hukuki, vicdani tartışmaları, Dostoyevski'nin alametifarikası olan ruh çözümlemelerini elbette sabahlara kadar konuşabiliriz. 'Büyük Engizisyoncu' ve 'İsyan' bölümleri; Dimitri'nin mahkemesi başlı başına birer kitap olabilecek bölümlerdir mesela. Bu muazzam eseri sonunda okuduğum için çok mutluyum. İyi ki varmışsın be Dostoyevski!
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 202045,4bin okunma
·
35 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.