'' Afrika’da hayat hiçbir zaman kutsal olmamıştır oradaki hedeflere turizm amaçlı gidenlerin de arkasından pek ağlayan olmadı."
1966 da Çini bu kadar söz sahibi görebilmesi ve Dünyanın geri kalanının da o zamandan bu yana kaderlerini çok fazla değiştirememesi ironik. Kitap yer yer çok fazla detayla bunaltsa bile çok sevdim sahneleri düşünmeden edemedim. Bir bilimkurgudan çok merkezde bir devrim var ve dünyadaki otoriteye karşı başkaldırı ve Ay'dan yapılan bir devrim. Siyasi bir bilimkurgu demek daha doğru ve detaylı bir devrim nasıl yapılır el kitabı da olabilir. Yazarın bazı analizlerine katılmamak elde değil. Başkarakterimiz Ay'da havaya para verip vermediklerini içselleştiremeden dünyaya yaptığı ziyaret ile aslında hiç birşeyin hiç kimse için bedava olmadığını anlıyor. Yıllardır Ay'dan dünyaya yapılan buğday ticaretinde dünyada çok fazla bolluk bereket olduğunu düşünmesi ama sokaklarda aç insanları görmesi aslında kusursuz bir düzen olmadığının kanıtı. Dünyada ki otoritenin tek başına herşeyi yönetmesi kadar acımasızdı devrimin ilk zamanları tek sesliği istemeleri ve birde Mike var canım yapay zeka insanları anlamaya çalışması şakaların hangisine güldüklerini öğrenmek istemesi ile başlayıp devrimle son bulan bir hikayeye döndü.
Kısacası kitap kendini okutuyor olsa bile fazla karakterli ve yer yer gereksiz detaylandırmalara sahip bu sebeple hazır hissetmeden açmayın kapağını çok güzel bir metinden lanet ederek yarım bırakıp ayrılabilirsiniz. Okunması lazım ama kendinizi hazır hissettiğinizde yarım bırakmamak üzere okunmalı yoksa asla bitiremezsiniz 459 sayfayı.