8/10
·688 syf.··
2021 7. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2021 20:45
Ah bu seri... Bu seri beni hem sinirlendiriyor hem sıkıyor hem de okuma hevesimi sık sık söndürüyor. Ama bir şekilde kendimi hala içinde buluyorum. İlk kitabın tadını ne ikinci kitapta ne de bu kitapta almadığımı düşünüyorum. Öte yandan ilk iki kitabın aksine, bu kitapla beraber Centilmen Piçler serisi sonunda fantastik bir kitaba dönüşüyor — sanırım. Serinin en büyük özelliklerinden biri az fantastik ögeye rağmen fantezi edebiyatında kendine güzel bir yer edinişi. Çoğunluğun aksine ben bu özelliğini pek takdir etmemiştim başlarda, çünkü fantastik yaratık ve güçlerin bol olduğu kitaplara hep daha çok kaptırmışımdır kendimi. Oysaki şimdi, bu özelliğini sahiden takdir ediyorum çünkü üçüncü kitabın sonunda bize verdiği o ufak büyülü sahne ve hikayenin geçtiği dünyayla ilgili birkaç gizemli bilgi... sahiden de tüylerimi ürpertiyor! Bundan önce kitabı sırf ‘grimdark’ oluşu ve Locke Lamora karakterine olan düşkünlüğümden ötürü okuduğumu söyleyip dururdum. Sahiden de öyleydi -bu kitapta da öyleydi, en azından sonlarına dek- çünkü kitabın geriye kalan büyük bir kısmı beni fazlasıyla sıkıyordu. Yazarın ağır dili, yer verilen onca gereksiz ayrıntı... Bilemiyorum, bana uygun değillerdi. Eminim sevenler vardır. Öbür yandan tüm bu gereksiz ayrıntılara rağmen hikayenin ana kurgusu güzel gidiyor. Yavaş ama güzel. Şu noktada hikayenin nereye doğru gideceğine dair hiçbir fikrim yok buna rağmen sırf bazı sorular cevaplansın diye bu sene çıkacak olan dördüncü kitabı da okuyacağıma pekâlâ eminim. Gelelim seriyi değil de spesifik olarak kitabı eleştirmeye. Buradan sonrası SPOILERlı. Öncelikle ‘flashback’ sahnelerini -yani kitabın yarısını- sıkıcı buldum. Evet, Centilmen Piçler’in geçmişini öğrenmek keyifliydi ama gerçekten de geçmişteki o tiyatro maceralarını kitabın yarısını dolduracak, hatta kitaba ismini verecek değerde bulmadım. Sık sık Sabetha ve Locke arasındaki ilişkinin toksikliğini duyardım ama bu kitaba dek pek inanmamıştım. Biraz abartılı bir ilişki söz konusu ve bilmiyorum, Locke’un verdiği değeri alamadığı birini sevmesi... Sabetha’nın yaptığı bazı şeyler beni çok rahatsız etti ama sonrasında onun açısından düşününce de Locke’un yaptığı birçok şeyi rahatsız edici buldum. İlişkileri hakkında yapacak başka pek bir yorumum yok ama beni hiç heyecanlandırmadığını dürüstçe dile getirmeliyim. Bu kitapta bir şikayetçi olduğum şey ise Jean’ın çok pasif kalması. İlk kitapta çok da umursamadığım Jean, ikinci kitapta favorim haline gelmişti çünkü mantık ve gücün birleşimine benzetiyordum (Locke beyin, Jean yumruk olayına pek katılmıyorum. Jean birçok konuda Locke’dan mantıklı davranıyor. Locke’u planlamalarda üstün kılan olağanüstü kurnazlığı) ve bu kitapta çok az işlevinin oluşu beni kırdı. Kitapta beni gerçekten heyecanlandıran iki kısım oldu sırf. Bunlardan ilki Locke’un gerçek adı sandığı adı öğrenişimiz ve geçmiş hikayesiydi. Yazarın Locke’a güzel bir hikaye katışı hoşuma gitti ama okurken yazar acaba bunu serinin başında düşünmüş müydü, diye aklımdan geçirmeden edemedim çünkü sonradan eklenmiş bir arkaplan hikayesi gibiydi kanımca. İkinci olarak beni etkileyen kısım kitabın son kısmıydı. Bir anda Bağlıbüyücüler hiç anlam veremediğim birçok şeyi art arda yapmaya başlayınca devrelerim yandı ve o kısımları dönüp dönüp okumama rağmen -muhtemelen yazarın da istediği şekilde- ne olduğunu kavrayamadım. Ve elbette, bu gizem beni heyecanlandırdı. Henüz kitabın başında “Atalara ne oldu?” sorusu sorulduğu andan itibaren zaten ufak tefek meraklanmalar yaşıyordum ama sonunda o konu tekrar bir açılınca kendime “Evet, sonunda evrenin tarihine biraz ineceğiz,” dedim. Tabii görünüşe göre o tarihe sonraki kitapta iniyoruz. Son olarak, belki de yapabileceğim en büyük eleştiriyi yaparak “BEŞ YILLIK OYUN”u da son derece sıkıcı bulduğumu belirtmek zorundayım. Oyundaki hamlelerin hiçbiri beni “vay”lattırmadı. Belki bir kısmını anlamadığımdandır bu ama anladıklarım bile beni etkilemediğinden anlamadıklarıma dönme zahmetinde bulunmadım. Uzun lafın kısası, Centilmen Piçler yavaş ilerleyen ve fantezi ögeleri epey bir az olan, buna rağmen en iyi epik fantezi kitapları arasında yer almayı başarmış bir seri. Ve seri boyu yaşadığım tüm sıkıntılara rağmen, serinin geneline 7.5 türü bir puan verebileceğimi söyleyebilirim.
Hırsızlar CumhuriyetiScott Lynch · İthaki Yayınları · 2016530 okunma
·
134 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.