Puan vermedi·485 syf.····Okunma: 10 Şubat 2021 00:11 Khaled Hosseini'nin uçurtma avcısı ve bin muhteşem Güneşten sonra 2013 yılında kaleme aldığı üçüncü kitabı.
Mevlana'nın güzel bir sözü ile başlayıp fantastik bir destanın ardından çarpıcı bir yaşam öyküsünü anlatmaya başlayan yazar, kullandığı akıcı dille kişiyi anlatılan hikayenin derinliklerine itiyor. Fakat bu; kitabı okurken bazı yerlerde sıkılmamamıza yeterli olamıyor. Çünkü yazar, vermesi gerekenden daha fazla mesaj vermeye çalıştığı içinmidir bilinmez sürekli asıl olaydan kopup bir hikayeyi yarım bırakarak başka bir hikayeyi anlatması, bu hikâyede de farklı bir parantez açıp yeni bir şeye değinmesi okuyucuyu asıl olaydan kopardığı için bir noktadan sonra asıl olaya dönmek için sayfa çevirme isteği uyandırıyor.
Ama kitabın sonuna doğru az da olsa hikayeler birbirine kavuşuyor ve birbirini tamamlıyor.
Asıl hikaye üzerinde durmasının ve bize burdan mesaj vermeye çalışmasının daha iyi olacağını ve bu kadar ayrıntıya pek gerek olmadığını düşünsem de yazar bu ayrıntı cümbüşünde oldukça emek harcamışa benziyor.
Olaylar genel olarak Afganistan, Pakistan ve Paris'te geçiyor.
Önce Afganistan'nın şadabat adlı köyünden (yazarın kurguladığı bir köy) öyküsü ile başlayan hikâye, dönemin siyasi, psikolojik, politik, ekonomik durumunu da okurlara aktararak bu ailenin yaşam boyu serüveninin bizlere sunuyor.