Gönderi

“Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz” Yunus Emre
Eski Ortadoğu'da, yerel aşiret reislerine 'hima' (Arapça'da korunan yer) denen bazı toprakları ayırma geleneği vardı. Hartford ilahiyat Fakültesi'nde İslami araştırmalar ve Hıristiyan - Müslüman ilişkileri okuyan Tom Verde'ye göre Muhammed, ''hima' yı dışa kapalı özel bir arazi olmaktan çıkarıp, cemaatin tüm üyelerinin Allah'ın doğal dünyasının kahyaları (halife) olarak görevleri uyarınca paylaşıp yararlanabilecekleri bir kamu varlığına dönüştürdü." Muhammed 7. yüzyılda bugünkü kutsal Medine şehrinin bulunduğu El-Medine bölgesini" kutsal bölge ilan etti; ağaçları kesilmeyecek, hayvanları avlanmayacaktı." Bu himalardan çoğu, geleneklerin toprak mülkiyeti konusundaki modern inançlara yenik düştüğü 20. yüzyıla kadar varlıklarını sürdürebilmişti.
Sayfa 38 - Metis·Kitabı okudu
Yaşam
·
7 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Eralp sargın
Gönderi Sahibi
Sözlükte "korumak, menetmek, yasaklamak" anlamında masdar olan himâ (himâye, hamy) genellikle ism-i mef'ûl (mahmî) mânasında kullanılır ki "himaye altında olan, korunmuş nesne, koru" demektir. Bu anlamda mubâh kavramının zıddını ifade eder