·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Şubat 2021 21:15 Tiffany’de Kahvaltı |3+/5|
Filmiyle adını daha geniş kitlelere duyurmuş olan Tiffany’de Kahvaltı isimli novellanın, film uyarlamasını ne yazık ki seyredemedim. Daha iyi mi oldu kötü mü oldu bilmiyorum. Sanırım film kitaptan bir hayli farklı. Bunu yalnızca, Holly Golightly isimli ana karakterimiz için seçilmiş rolden bile söyleyebiliriz aslında. Kitaptaki Holly, filmde Audrey Hepburn’ün canlandırdığı karakter portresine pek oturmuyor gibi.
Hikayemiz, kendi dairesinde yaşayıp gitmekte olan ana karakterimizin apartmanına Holly’nin taşınmasıyla başlıyor. Sürekli eve başka başka insanları davet eden ve anahtarını yanında taşımaya pek ihtiyaç duymayıp, binaya girmek için başkalarının ziline basmayı alışkanlık edinmiş Holly’nin bir gün, apartmana girmek için ana karakterimizin zilini çalmasıyla hikaye başlıyor diyebiliriz.
Hikaye iki karakterin arasındaki ilişkiye, daha çok da Holly karakteri üzerine yoğunlaşıyor. Holly karakteri, kitaptaki haliyle, arkadaş olmayı istemeyeceğim ama tanışmaktan dolayı mutlu olacağım bir karakter. Kendisiyle beraber yaşamak, biraz yorucu olabilirmiş gibi hissettirdi. Ben o tempo ile yaşayabilecek biri değilim. Ama kitap bana böyle bir karakteri anlatmayı, aktarmayı başardı ve karaktere değer verebilmemi sağlayabildi.
Kitabı, klasik kitaplara olan bakışımla okuduğumu söylebilirim. Kurgudan olağanüstü bir zevk duymamış olsam da okuyup bilmiş olmaktan memnunum. Üstelik yazını da başarılıydı.
Kitabın arka kapağında yazan “Tiffany’de edilen şampanyalı kahvaltılarla son bulurdu,” ifadesini kitapta görememiş olmak beni şaşırttı ve üzdü.
Holly karakterinin hikayesi tahmin edebilir, ama güzel işlenmiş. Belki de kitabın yazıldığı yıl ya da hikayenin geçtiği zaman dilimi, bilmiyorum, kitabı daha keyifle okumamı sağladı. Günümüzde yazılmış olsa aynı hisleri beslemeyeceğim kitap, edebiyat dünyasına Holly Golightly karakterini unutulmamak üzere yerleştirmiş, bence.
Güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.