Bazen konuyu mizahi bir anlatım ile daha güçlü verebilirsiniz, kimi zaman mizah yapmanıza da gerek yoktur olduğu gibi yazınca da mizah olur. Kemal Yılmaz da yazdığı Ben Bir Yalan Uydurdum adlı romanda bunu yapmış.
Bizde pek rastlanmayan bir tekniktir tüm roman boyunca hiç kahraman adı kullanılmaması, daha çok olay örgüsü ağırlıklı yazıldığından da derin betimlemeler ve ağdalı dil kullanılmadan ve okuyanı hiç sıkmadan ilerlemekte. Daha önce okuduğum iki romanında da gördüğüm en büyük özellik ustaca becerilen merak unsurunu hep sıcak tutması. "Acaba ne olacak?" sorusunu soruyorsunuz ve elinizden bırakamadan kitabın sonuna geliyorsunuz.
Dili son derece yalın ve akıcı sanki biri anlatıyor gibi bir hisle okudum.
Roman Kumanya adlı bir ülkede geçiyor, başkenti Yersen. ("Kumanya - Yersen" çok şeyler de çağrıştırmakta.) Kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen ve halka sürekli yalanlar söyleyerek günü kurtaran ama yalan söylerken de inandırarak başarılı olan bir hükümet, aslında sıradan ve basit gibi görünen ama uydurulan yalanla büyük bir kitleyi umudun arkasından sürükleyenler, bir anda bambaşka bir yöne giden Kumanya adlı ülkenin başına gelenler...
Bazı yorumlarda cesurca yazılmış ibaresi bulunmakta evet katılıyorum "cesurca yazılmış bir roman".