Puan vermedi·384 syf.····Okunma: 05 Şubat 2021 18:19 Başından sonuna altını çize çize okuduğum harika bir kitap. Bekir Ağırdır'ı Youtube'da çok seyrettim. Gerçekten bilgiyle konuşan, güzel tespitleri olan ve toplumun her kesimini anlamaya çalışan birisi. Kitabı hakkında çeşitli Youtube kanallarında söyleşi yaptığında, kitaptan haberim oldu ve gecikmeden siparişi verdim. Kitabı bir aya yaygın bir şekilde okuyabildim. Çünkü okuyup beğendiğim yerlerin altını çizerek tekrar okuduğum için kitabı neredeyse iki defa okumuş olduğumu söyleyebilirim.
Ülkemizdeki kutuplaşmayı, nedenlerini, kimseye hakaret etmeden güzelce anlatıyor Ağırdır. Neden ülke olarak geride olduğumuzu ve bunun nasıl aşılabileceğine dair de gerçekçi tespit ve önerilerde bulunuyor. Açıkçası kitabı okudukça ülkemizin makul bir demokrasiye ve gelişmişliğe sahip olması için kat etmemiz gereken onlarca yılın olduğunu anlayarak biraz umutsuzluğa kapılmadım da değil. Gerçi okuyan, akleden, günümüzü anlamaya çalışan bir çoğumuzun da benzer tespit ve önerileri yapabileceğini düşünüyorum. Ama burada kıymetli olan Ağırdır'ın bunları derlemesi toplaması ve bunları gerçekten onlarca yıldır yapmış oldukları anketlere, verilere ve gözlemlere dayandırması.
Kitabın ana noktalarından biri de bence önce insan demesi. Ülkemizdeki temel açmazlardan birisi de zaten devletin kutsallaştırılması ve devlet uğruna bireylerin ikinci plana atılması. Bunu da sadece iktidar partisi ve ortağı yapmıyor. Maalesef muhalefet de benzer bir beka sarmalına saplanmış durumda. Evet, devlet hepimiz için önemli ama adaletli, insana dayanan bir devlet anlayışı için devletin kutsallaştırılmaması gerekiyor. Her gelen iktidar kendi ideolojisi çerçevesinde bir insan yetiştirme derdinde. Bu ideolojik baskı sebebiyle mağdur olanlar şimdi Siyasal İslam ile aydın, münevver, dinine bağlı gençlik diye imam-hatipleri mantar gibi çoğaltıyor. Ve maalesef istediklerinin aksine gençleri dinden uzaklaştırıyorlar.
Hele bir de Osmanlı rüyası görenler yok mu, hangi Osmanlı, hangi zamanın Osmanlısı diye sorsan bilmez belki çoğu. Anlayacağınız ülke olarak toplum mühendisliği üzerine oldukça önemli hatalar yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Oysaki insanı öne koyan ve insanın din, dil, ırk, görüş, cinsel tercih gibi tercihlerine karışmayan, hukukun üstünlüğünün olduğu ve devletin şeffaf olduğu, hesap verdiği bir ülke olmamız gerekiyor. Hasretiz gerçekten, ama o kadar uzun bir yol ki gidilmesi gereken. Düşünün bir bakan çıkıp lgbt için sapkın diyor. Ya sen devletin bakanısın hani her görüşe eşit mesafede olması gerektiği yazılan anayasası olan devletin bakanısın. Ya mümkün mü Avrupa'da bir bakanın gidip toplumun bir kesimine nefret söylemlerinde bulunması. Bunun gibi her gün onlarca kötü örneğini yaşadığımız canım ülkemin buralara nasıl geldiğini, siyasetin oy için ülkeyi nasıl çıkmaza soktuğunu, bunun sosyolojik ve kültürel alt yapısını Ağırdır çok güzel anlatıyor hem de kimseyi incitmeden, kimseye cahil demeden. Birbirimizi anlamamız gerektiğini belirtiyor. Evet anlamalıyız, birbirimizle konuşmalıyız. Belki de o kadar zor değildir değişim. İnsanların medya aracılığı ile manipüle edilmeden birbirlerinin sesine kulak vermesi mümkündür.
Velhasıl bütün siyasilere, akademisyenlere, öğretmenlere, öğrencilere, velilere kısacası ülkemizdeki her bir bireye bu kitabı okutabilseydik keşke.