10/10
·151 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2021 04:31
Dostoyevski'nin 40 yaşında yazdığı eseri, karakter gibi. Kitabın ilk 50 sayfası söylev şeklinde ilerlerken geriye kalan 100 sayfa günlük şeklinde yazılmış. Özellikle ilk 50 sayfada öyle çok "yerin altını" çizdim ki... İnsanın en içinde tuttuğu, insana dair, dışarı çıkarmaya utandığı ne varsa karakter dolayısıyla, yüzümüzü vuruyor Dostoyevski. Bu yüzden de, özellikle bu kısımda, karakterin kendi yeraltında, kendi kişiliğiyle olan hesaplaşmasını bizler de kitabın başında yaşıyoruz. Karakter o kadar içe dönük biri ki her şeyi kendi kafasında, yeraltında yaşıyor adeta. O kadar sevilmemiş ve o kadar topluma dahil edilmemiş ki yeraltına mahkum olmuş. Aslında bir yerde, gönüllü bir mahkumiyet söz konusu bu sebeple toplumdan dışlandığı için mi yeraltında yaşıyor yoksa yeraltında yaşadığı için mi toplumdan dışlanıyor diye sorulacak olursa bunun cevabı ikisi de olacaktır. Aslında karakter müthiş zeki, çok okuyor, çok kültürlü ama sosyal zekası gelişmemiş bunun sebebi hayatta buna dair pratiği olmaması ve bunun sonucu da hayata dahil olamaması. Yani aslında yeraltı, onun iletişimsizliğinin hem sebebi hem sonucu. Zaten bu sebeple de ne mesleğindeki rütbesi olarak ne de sosyal statüsü açısından yükselememiş. Bu sosyal yoksunluk yüzünden de tüm o kültürünü ve zekasını kullanabileceği tek yer kalmış elinde; yeraltı. Kendinden başka kimsesi olmayan biri. Mahkum da yargıç da hatta cellat da kendisi. Zaten bütün bu rollerinden dolayı oldukça çelişkili biri de aynı zamanda. Yeraltında olmaktan zevk duyuyor çünkü kendini diğer insanlardan üstün görüyor. Sıradan insanı böcek olarak nitelendiriyor öte yandan bir böcek bile olamadığını itiraf ederek sıradan insana çok özeniyor dolayısıyla yeraltından nefret ediyor yani kendinden. Hem kendini üstün görüp hem de içindeki diğer insanlar vasıtasıyla kendine duyduğu nefrette o kadar boğuluyor ki ona yaklaşmak için ufacık bir adım atan birini bile yakalayıp acımasızca nefretinde boğuyor. Bu sebeple insanlar ona yaklaşmak istese bile yaklaşamıyorlar. Geriye kalan 100 sayfada bu, utanç verici ve trajik olaylar sayesinde daha iyi görülüyor. Ben kendi adıma karakterin yaşadığı yüzyılın insanı olmadığını düşünüyorum ve bana öyle geliyor ki günümüzde yaşasaydı hayata, insanlara daha kolay adapte olabilirdi çünkü günümüz insanı daha varoluşçu, bireysel ve içe dönük. Belki de ben karakteri fazlaca benimsediğim için iyi niyetlilik ediyorumdur, bilemiyorum. Bütün bunların dışında beni çok etkileyen ve kendime birçok itirafta bulunmama vesile olan bu en içimizi gösteren kitabı çok sevdim, herkese tavsiye ederim. İyi okumalar. Yeraltından aldığım bazı notlar: - Bilinç insana eziyet eder fakat bu eziyette de bir haz vardır. Bilinçli insan ne kadar acı çekerse çeksin, sıradan, dar kafalı ve dolayısıyla huzurlu insana ne kadar imrenirse imrensin bu hazdan vazgeçemez. - Yaşamak bir amaca ulaşmak değil o amaca ulaşma yolunda harcanan emeğin tadını almaktır. - İnsan kişisel çıkarının yani mantığının dışında, kendisine zarar verebilecek şeyleri de arzular. (Yazım yanlışları, noktalama işaretlerinde yanlışlar, anlatım bozuklukları yaptıysam özür dilerim, belirtirseniz sevinirim.)
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018159,6bin okunma
·
10 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.