Puan vermedi·118 syf.··Beğendi
· Merhabalar...
Kitabın adı zaten konusunu ele veriyor. O yüzden hiç anlatma çabasına girmeyerek yorum yapacağım. Öncelikle uzunca bir ön söz ile başlıyor. Bıkmadan okumanız yararınıza olacaktır. Şu ana kadar okuduğum en uzun ön söz diyebilirim. Daha sonrasında kitabın ilk basıldığı zamanlar alınan korkunç ve zannımca saçma yorumlardan bir kesit var. Ve devamında da 77 sayfalık hikâyemiz başlıyor. Victor Hugo verilebilecek en üst seviyede idam edilecek mahkûmun psikolojisini yansıtmış. Ve dili çok akıcı kullanmış. Bir oturuşta bitirmenin başka açıklaması olamaz çünkü… Her satırını okurken diken üstündeydim. O zamanların ünlü işkencelerinden giyotinle infaz… Kulağa berbat geliyor. Oysa o zamanlar insanlar ne kadar da normal karşılıyordu. Birilerinin gözlerinin önünde kellelerinin sepete düşmesi onlar tarafından ne kadar da sıradan, eğlenceli, alkışlanacak şeylerdi. İşte bu eser tam da bunu anlatıyor. Herkesin cellat karşısında ya da o zamanların sözde “adalet var” dendiği yerlerde boyunları neden kıldan ince? Niye herkes suspus? Cevap yok.
Değinmek istediğim bir başka nokta yazarın aldığı eleştiriler. Zaten bunları da yazar kitaba eklemekten geri durmamış. “Telaffuz etmesi zor bir isim. İçinde got, vizigot, ostrogot gibi bir şeyler var.”
Bu aldığı tepkilerin sadece biri. Doğrusunu bildikleri gerçekleri söylemekten acizler.
Bunlar dışında kısa ama çok şey anlatan bu kitabın her yaştakilerin okuyup bir şeyler çıkartması gerekiyor. Er ya da geç fark etmez.
Ve son bir şey; hiçbirimiz ne zaman, nasıl, nerede öleceğimize dair hiçbir şey bilmiyoruz. Oysa karakterin saat dörtte başıyla gövdesinin ayrılacağı gerçeğini bilip son saatlerde yaşadığı psikoloji, geride bıraktığı ve kendini tanımayan evladı… Kitaptan alıntı yapıp bitiriyorum; “İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkûmdurlar.”