Minik balıklar sürüsü, denizin kuytu köşelerinden birinde mutlu mutlu yaşıyormuş. Hepsinin rengi kırmızıymış. İçlerinden yalnızca biri, midye kabuğu gibi siyahmış. Bu siyah olanı, kardeşlerinden daha hızlı yüzüyormuş. Adı, Yüzyüz'müş. Hikaye hüzünlü bir olay ile başlıyor. Büyük aç bir ton balığı kırmızı balıkların hepsini bir lokmada yutuveriyor, Yüzyüz dışında. Hızlı yüzdüğünden kurtulabiliyor bizim sevimli siyah minik dostumuz.
Yüzyüz, derin sularda yalnız kalmanın verdiği korku, kardeşlerini kaybetmenin üzgünlüğü içerisinde yüzmeye devam etmiş.
Denizin büyülü dünyasının içinde daha önce hiç görmediği renkleri, yaratıkları, bitkileri gördükçe yine çok mutlu olmuş.Kendisinin sürüsüne benzeyen bir minik balıklar sürüsü görmüş görmüş ama bu sürü de kendilerini büyük balık yiyeceği korkusu içerisindeymiş. İşte bu yüzden oyun bile oynayamıyor, denizin güzelliklerini keşfedemiyorlarmış. Yüzyüz bunun böyle olmayacağını korku içerisinde beklemenin yanlış olacağını düşünür ve büyük balığı yenmenin birlikte hareket ederek bir büyük balık olmanın olduğunu anlatır. Birbirlerine yakın yüzmeyi öğretir,dev bir balık gibi yüzen sürünün gözü de Yüzyüz olur. Birlikten kuvvet doğar boşa dememişler, büyük balığı uzaklaştırırlar böylece.
Yine her kitabında olduğu gibi ilk olarak farklı olmak güzeldir, bir ayrıcalıktır diyor yazar.
Gerek yazıları gerekse çizimleri ile bu hikayede bir çok farklı mesaj içeriyor:
Hayata küsmemek , güçlü olmak, pes etmemek, sahip olunan güzellikleri görebilmek, korkup saklanmak yerine mücadele etmek, bir çözüm yolu bulabilmek için çabalamak , birlikte ekip olarak bir çok şeyin üstesinden gelebilmek gibi... *
5 yaş ve üzeri
*