1000Kitap Logosu
381 syf.
·
78 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Tuco ile Masal Saati ...
Yeniden selamlar olsun hepinize .. Bugün henüz bitirmemiş olduğum ama yazmazsam da yazma şevkimi yitiriceğim için ileride çoook ötelelere kışalayacağım bu "tanıtım yazısı" ve söz konusu kitap ile beraberiz sizlerle.. Bugün farklı bir yoldan gideceğiz .. Daha önce buna benzer bir tanıtım yazısı yazmış idim .. Ahanda şorda : #27638069 .. Bu kez de geçmişe gideceğiz ama o kadar değil .. Daha yakın bir zamanda geçecek bu masal ve masala, hayvanların dünyasından girizgah yapıp, yine "başka formda hayvanlarla" bitireceğiz .. Kitabı halen daha okuduğum için masalı günceller miyim bilmiyorum .. Muhtemelen güncellerim gibi geliyor .. Neyse.. Uydum Tuco denen gavura , girdim işbu tanıtım yazısıyla işsizlikler dünyasına diyip damalı bayrağı kaldırıyorum huzurlarınızda .. Bir varmış , bir yokmuş .. Zaman, henüz mini minnacık bir çocuk bile değilken , dörtlü kırmızı tuborg paketlerinin, şimdiki birim fiyatının dahi yarısından ucuz olduğu dönemlerin , tuzlu fıstıkların açık halde bakkallarda satıldığı günlerin, sokak aralarına çağırılan zurnacıların terör estirdiği mahalle düğünlerinin dahi öncesinde , Hülya Avşar henüz o güzel burunlu Kaya Çilingiroğlu ile evlenip minnoş Zehra bebeği doğurmadan çooook ama çok öncesinde, bütün dünyanın varlığından habersiz olduğu , söz konusu dünyadan izole bir yaşam süren bir ülke var imiş .. Çok huzurlu bir hayatları varmış burdaki insanların ve de hayvanların .. Ve iki taraf da birbirleri ile gül gibi yaşayıp gitmekte imiş .. Sizlere bugün bahsedeceğim hayvanlar aleminden bir canlı, o zamanlarda pek ama pek bir dertliymiş .. Tüysüz , çıplak yarasadan başkası değilmiş bu hayvan .. Öyle çirkin , öyle çirkinmiş ki evlerden ırak!! Aynaların karşısına çıkamıyormuş .. Bir gün yine böyle çirkinliğine ah edip , vah çeker iken canına tak etmiş minik yarasanın .. Demiş ki kendi kendine , " Böyle Gelmiş Böyle Gitmez !!(Saygılar BABA!) Bir dur demem lazım benim buna yauw !" Gözünde yaşlarla düşünmüş, taşınmış tünediği ağacın dallarında bir ileri bir geri voltalar atarak... En nihayetinde Tanrı' nın huzuruna çıkmaya karar vermiş .. Öyle ya !! İsteyenin bir yüzü , vermeyenin iki yüzü kara imiş !! Ama söz konusu yarasa olunca serde sahtekarlık da varmış.. Çirkinliğini bahane edip , el açarak yalvaramayacağı "içün", tüysüzlüğünü bahane ederek ajitasyon yolunu kullanmayı kararlaştırmış kendi kendince .. O gün efkardan ve üzüntüden şarabı da çok kaçırıp , plak-çalarda Bülent Ersoy ' un "İtirazım var bu zalim kadere" dizeleri çalarken uyuyakalmış şöminenin karşısında ve tüylü tüylü kostümler giyen Zeki Müren isimli bir adamın yerine geçtiği güzel güzel rüyalar görmüş uykusunda... Bir sevinmiş , bir sevinmiş ki anlatılmaz !! Ertesi sabah , yolu çok uzun olduğundan dolayı erkenden kalkıp , neş'e ile kavurmayı terayağında ısıtıp , içine de yumurtayı çakıp proteini zerk etmiş bünyeye.. Düşmüş yollara .. Sokağa çıkar çıkmaz ormanda kasaplık yapan ve kebabçı işleten Jaguar' ın , elinde et şişleri ile yerli halktan birini önüne katıp kovaladığına şahit olmuş .. Pek şaşırmış bu işe.. Çünkü öncesinde de bahsettiğimiz gibi insanlar ve hayvanlar bir arada yaşamaktaymış o günlerde .. Ve insanlara çiğ eti pişirmeyi , ateş yakmayı öğreten de Jaguar' ın ta kendisiymiş .. "Rabbim size akıl fikir ihsan eylesin!" diyerek çırpmış kanatlarını .. Süzülmüş göklere ... Aşağılara göz gezdirirken bir bakmış göbekli dombili karıncaların belleri de ipince .. İyiden iyiye korkmuş , "Töbeler olsun, neler oluyor yahu!", diyerek .. Tüm bu olanaksızlıklara rağmen kararından vazgeçmemiş .. Hafiften nitroyu kökleyerekten , dereler geçip , dağlar aşaraktan devam etmiş yoluna.. Az soluklanayım , süzülürken yakıttan da tasarruf ederim diyip vitesi boşa atmış .. Peygamber vitesi ile nurlu ufuklara seyreylerken , ormandan tanıdığı komşusu akbabanın, pençelerinde tuttuğu kaplumbağa ile kavga ettiklerini şaşkınlıkla görmüş .. Hemen sol şeritten sinyali verip yaklaşmış yanlarına .."Hayırdır ? Ne oluyor yauw?" demeye kalmadan , kaplumbağanın , akbabaya, "nefesin leş gibi kokuyor!" , dediğini duymasın mı ?!?!?! ABOOOOWWW!!! Kulaklarına inanamamış !! Kıyamet kopcek sanırım diyerek ayrılmış yanlarından .. Ayrılırken akbabanın pençelerinde tuttuğu kaplumbağayı yüksekten yere bıraktığını görüp üzülmüş .. Saatler saatleri , günler ayları kovalamış ve İbrahim Tatlıses'in parçasında dediği gibi ,"Tam ümidi kesmişken , onu gördüm karşımda!" diyerek "MAVİ MAVİ" gökyüzünde , Tanrı' nın kalesindeki kuleye telsizden çakmış mesajı : Yarasa' dan Kule' ye !! İniş izni istiyorum !! Gel demişler buna ... Tanrı katına çıkmadan önce , minik yarasa hemen kendine bir çeki düzen vermiş oracıkta .. Malum aylardır uçtuğu "içün" koltukaltları leş gibi kokmaktaymış... Hemen kolonyalı mendillerle olaya müdahale edip çıkmış Tanrı' nın huzuruna.. "Ne istiyorsun bre yezid?" , diye gürlemiş Tanrı.. Yarasa az daha , "Bıktım bu çirkinlikten , insan içine çıkamıyorum , bana güzel bir kürk ver." diyecekmiş ama tutmuş kendini .. Bunun yerine içten içe gülerekten ve sinsiliğine sevinerekten demiş ki , "Malum... Winter is coming , odun kömür ateş pahası , Meksika pezosu da aldı başını gitti .. Çok üşüyorum , kış aylarında bana güzel ve de kalın tüyler ver ki üşümeyeyim ey Tanrım!" Aksilik bu ya!! Dün gece yapılan yastık savaşında patlayıp , ordan oraya savrulan yastıklardan kelli Tanrı' nın elinde hiç tüy yokmuş !! Yarasa bunu duyunca minnak gözlerinden kömür kömür gözyaşları akıtmaya başlamış .. Tanrı' nın da yüreği bu olanlara dayanmamış haliyle.. "Tez" demiş , " bana kuşlar aleminde kaç kuş varsa, her türden birer kuşu buraya teleportlayın." Az sonra kuşlar aleminden birer temsilci arzı endam etmiş Tanrı' nın önünde ve saygıyla eğilmişler .. Tanrı olanı biteni anlatmış .. "Sizlerden" demiş , "her biriniz bu minik kardeşinize birer tüy verecek!" Kuşlar düşünmüş taşınmış .. İtiraz etseler ,akşam sofrasında kömür aleviyle tütsülenip gelmek de var bu salondaki masaya.. "Tamam" demişler ister istemez .. Az veren maldan , çok veren de candan imiş ortamlar anlayacağınız.. Böylece , bizim sahtekar minik yarasa , Flamingo'nun pembe, Güvercin'in beyaz , Papağan'ın ala ve yeşil , Kolibri' nin yanardöner , Kardinal Kuşu' nun kırmızı , Kartal' ın kül rengi , Yalıçapkını' nın mavi sırt tüyünü cukkalamış hemen oracıkta .. Gelgelelim bunların arasında kahnem suratlı ,nemrut bakışlı , katran kalpli bir de Tuco Kuşu var imiş .. Fokur fokur zift kaynarmış kalbinde ve şeytan yaradılışlıymış .. =)) İşbu yezid kuş , vermem diye tutturduysa da , daha öncesinde bakkala yazdırıp ödemediği biraların parasına sebep ,belediyeden evine haciz memuru gönderip , ondan da "siyah" tüyü zorla almışlar sonrasında .. Tüm bunları oracıkta alan görgüsüz ve sahtekar yarasa , hemen takmış takıştırmış bütün tüyleri üzerine çingene bohçasına dönerekten... Ve tekrar süzülmüş göklerden yere doğru .. Tam bu sırada, ağaçta yaşayan yeşil kurbağa kendisine musallat olan kargalardan korunmak için vraklayıp ,ağlamaya başlayınca , thunder bird olarak da bilinen fırtına kuşları, daha önceden söz verdikleri gibi yetişmişler imdadına .. Gökler kapanmış , bulutlar yerlere inmiş .. Göklerin dibi delinmiş .. Bir yağmur başlamış ki sormayın gitsin ! Kısa sürmüş sürmeye bu yağmur ama minik sahtekar yarasanın da yüreği ağzına gelmiş tüyleri kaybedeceğiz diyerek .. Bu arada kurbağanın gönderdiği S.O.S cevaplanınca, Güneş çıkmış kovalamış bulutları gerisin geri .. Ve yarasa neredeyse yeryüzüne iniş yapacakken, ormanlardaki tüm hayvan ve insanların hayretle kendisine baktığını fark etmiş .. İşte hepimizin bildiği Gökkuşağı , çingene bohçasına dönen yarasamızın alacalı bulacalı tüylerinden ötürü o gün oluşmuş... Yarasa çok mutluymuş .. Göğsü kibirle kabarmış !! İçi kibir ile dolmuş !! "Bir kibir!...bir kibir!." "Hiç bir şeyi beğenmiyor ! ..." diyormuş orman sakinleri ondan için .. Günler geçmiş .. Minik sahtekar yarasamızın gözlerini kibir iyiden iyiye kör edivermiş .. Bu arada ormanın derinliklerinde kaportacılık yapmakta olan kurnaz ve kötü niyetli kargalarla da düşüp kalkmaya başlamış.. İçki , kumar, pavyon, karı kız ortamları derken alkolün pençesine de düşüp orman sakinlerinin arasında da huzur komamış.. Yine bir akşam vakti bindikleri beyaz Şahin ile yanlaya yanlaya Tokyo drift ortamlarına akıp giderlerken elektrik kesen aracın egsozundan gürleyen HIDIDIDIDIIIIIIIT sesleriyle , tüylerini almış olduğu kuşları bir arada görüvermiş .. Hemen caka satmak için yanlarına yanaşmış pencereden süzülüp ve kendi sonunu hazırlayacak şu dörtlüğü okumuş onlara .. Votka içesim geldi Caka satasım geldi Ey siz götü boklular Sizi göresim geldi. ( Meksikalı Halk Ozanı KuP KuP BoY -) Kuşlar çok bozulmuşlar bu işe .. Kalpleri vesvese ve nefret ile dolmuş .. Hemen ertesi gün Tanrı' nın huzuruna çıkıp durumu anlatmış , bir de üstüne üşüyoruz , kıçımız donuyor diye veryansın etmişler .. Bu sırada göklerde alacalı tüyleri ile caka satan yarasanın üzerindeki tüyleri ile son kanat çırpışları olmuş o anlar .. Bir bakmış ki bir hafiflik ! Tüyler yok !! Gıvrım gıvrım gıvranmış , yaptığından utanmış ama ne fayda .. Üzüntüsü ile vurmuş kendini dağlara .. Aramış durmuş tüylerini senelerce .. Derler ki , güzelliğini kaybettiği ve halkın arasına da utancından ötürü inemediği için o gün bugündür minik sahtekar yarasamız ve onun soyundan gelenler mağaralarda yaşamaya mahkum olmuşlar .. Ve kibirli kalplere bir uyarı olarak , her yağmur sonrasında gökkuşağı ile süslemiş Tanrı gökyüzünü o günden sonra.. Ah edenin ahı yerde kalmaz diyerek .. İşte yarasaların gece uçup , gündüz gözlerden ırak mağaralarda saklanmasının esas sebebi budur.. Masalımızı şimdilik burada bitirirken gökten üç el bombası düşmüş .. Üçü de okuyanların başına düşmüş .. Bu da kalbi katranla kaynayan , iş bu masal her anlatıldığında alamadığı biraları için nefret kusan Tuco kuşunun bedduası imiş .. Onlar vurmuş hüznün dibine , bizler çıkalım kerevetineeeee.. Masalımız uzatmaya müsait ama Tuco ile masal saatinin şimdilik sonuna geldik .. Lakin malzeme bol ve güncellenmeye de müsait.. Çünkü okuduğumuz isim EDUARDO GALEANO !! Bir dev !! Dünyanın vicdanı !! Şurda okuduğunuz sahtekar yarasa , kebapçı Jaguar , kaplumbağa ve akbaba ,ince belli karıncalar , ağlayan kurbağa ve yağmurun hikayesini bu kitapta ayrı ayrı bulabilirsiniz ..Ben sadece ayrı ayrı anlatılan tüm bu hikayeleri, "işsizlikle" soslayıp, kolajlayarak önünüze getirdim... Bu kitap sadece bunları mı anlatıyor diye merak edenleriniz çıkabilir .. Pek tabii ki hayır .. Eduardo Galeano , Ateş Anıları adlı üçlemenin bu ilk kitabında Amerika kıtasının ilk günlerinden taa 1700'lere dek gelen tarihini ufak ufak ve parça parça yazılarla sizlerin huzuruna getirmiş.. Bu ilk kitap dolayısıyla Azteklerin , İnkaların ve Mayaların tarihinden yakın tarihe bir yolculuk yapacaksınız .. Ve emin olun, "Ben nesnel bir yapıt yazmak istemedim. Ne böyle bir şey arzu ettim ne de bunu yapabilirdim. Bu tarih anlatısı kesinlikle tarafsız değil. Mesafe koymaktan acizim ve taraf tutuyorum: Bunu itiraf ediyorum ve hiç pişman değilim." diyen Galeano' yu okurken hiç sıkılmayacaksınız .. Çünkü her daim haksızın karşısında olan bir isim Galeano .. TARAFI BELLİ OLANLARDAN !!
Yaratılış - Ateş Anıları 1
Okuyacaklarıma Ekle
20
Yorum
27
Paylaşım
259
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
En Yeniler
ecartelement
Bence kitap yazmalısınız. Benimle aynı fikirde olan çok kişi vardır eminim 👏🏻👏🏻
2 Beğeni
Yanıtla
Tuco Herrera
=)) Ben bir tek Aziz Nesin gibi yazmak isterim .. O' nun gibi de kimse yazamaz .. haddimizi bilelim =)) zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim ..
2 Beğeni
İnci Zadə
Bu kitap "inceleme"sini okumak oldukça keyifliydi, normalde sizin incelemeler kafamı karıştırır oysa. Galeano'yu, sadece bir kitabını okumuş olmama, o kitabın da bir derleme olmasına rağmen severim. Okuduğum ilk ve son kitabı olmayacağı kesindir ama. Bu incelemedeki ilginç masaldan sonra herhalde bu kitabını da okuyacaklarıma eklerim.
2 Beğeni
Yanıtla
2 YANITI GÖSTER
İnci Zadə
Biliyorum, diğer iki kitap "Yüzler ve Maskeler" ve "Rüzgarın Yüzyılı". "Biz hayır diyoruz" kitabını ise şimdi farkettim, ben "Aynalar" ve "Ve günler yürümeğe başladı" kitaplarını okuduktan sonra bu üçlemeye geçecektim herhalde. İncelemelerinizi ilk zamanlar okuduğumda esas konunun ne olduğunu anlayana kadar kafa yorardım, "neden bu adam kitaptan başka her şeyden konuşuyor be?" diye sorardım kendi kendime; bir de çokça "..." kullanıldığı için konsantre olmakta zorlanırdım. Aslında Türkçeyi güzel anlarım, ama sizinkine alışmak biraz zaman aldı. Ve evet, zaten dönemsel bilgiler ve mizahın incelemelerinizin temelini oluşturduğunu farkettikten sonra okumak keyifli bir hal almaya başladı.
2 Beğeni
Semih Doğan
KuP KuP BoY yine döktürmüş :) Tuco yazı diline aşina olduktan sonra yazdıklarını okumak çok keyif verici oluyor. İncelemenin içerisindeki şarkılara da bayıldım. Bir gün seninle beraber tuzlu fıstık açmazsak çok üzülürüm, haberin olsun :) Ellerine sağlık.
2 Beğeni
Yanıtla
Tuco Herrera
hahahaha =)) eiwallah dostum =)) şu pandemi bir bitsin de her türlü .. pilavdan dönenin kaşığı kırılsın !!
2 Beğeni